*

şükela:  tümü | bugün
  • anlamıyorum. anlayamıyorum. anlamak istemiyorum. on beşindeki güzelim kızların daha yaşlı görünmek için gencecik tenlerini kimyasallarla rezil etmesini de, çoktan ceset olmuş zombilerin "güzel görüncem ben" diye harcadıkları parayı da anlamıyorum işte. midemi bulandırıyorsunuz kapitalizmin "saygıdeğer" tebaası.

    kim sıçmış ki bu sabit güzellik kavramını mesela güzel burnun tarifini bundan çıkarı olan hangi şerefsiz koymuş ? nasıl da burnu gayet güzel on yedisindeki bir kızı aptallaştırıp şu cümleyi kurmaya itmiş: "burnumdan tiksiniyorum ucundan kaldırmak istiyorum, böyle kendimi çok "değersiz" hissediyorum." ? nasıl annesi şu cümleyi kurarak bu durumu onaylayabilmiş: "össyi kazan sana hediyemiz olsun" ? bu sistem nasıl bir sistem ki bir annenin kendi vücüdundan çıkmış kusurlarıyla da güzellikleriyle de kendisinden izler taşıyan evladına bu burun çirkin, modaya uygun değil, değiştirmek şart, erkekler seni böyle beğenmez, bıçak altına yat temalı bir cevap verdirtebilmiş: hem de bu "iyiliği" aynı sistemin sikindirik bir sınavında diğer yarış atlarına geçerse kızına layık gördürtmüş ?

    doğal güzellik ben seni çok ama çok seviyorum. bu dünyada sana fazla değer veren kalmasa da birkaç eski kafalı hala peşinden gitmeye kararlı bilesin.

    edit: sözüm zombilere; gerçekten güzel gözükmek istiyorlarsa; estetik ameliyata saydıkları binlerce doları o paranın çeyreğinin çeyreğinin çeyreğinin çeyreğiyle bir ay geçinmeye çalışan bir aileye versinler. belki insanlıkları canlanır da yapılan güzellik yüzlerine yansır. zaten yaşlanmış bir kadının iç güzelliğinin suratına yansıması dışında yoktan yere güzelleşebilmesi benim gözümde imkansızdır.
  • herşeyin doğal halinin en güzeli olduğunu ilk yadsıyanlar belki de mısırlılardı. söz gelimi, kıl dediğimiz olayı çirkin birşey olarak algılayan ve canlı-cansız herşeyi boyama eğilimi olan mısırlılar belki de köleci üretim ilişkilerinin üstyapısal bir konsekansı olarak doğallıktan uzaklaşma eğilimi gösteriyorlardı. elbette ki doğanın bir parçası olarak biz de eylemlerimizle çevremize ve kendimize yönelik değişikliklerde bulunmak durumundayız. ama bu doğayı bastırmaya çalışarak, ondan kendimizi soyutlayacak şekilde olduğu zaman yapaylaştığı için çirkinleşiyor da. bugün kadınların kendilerine kendilerini bir meta olarak kabul ettiren süreç içerisinde onları doğadan uzaklaştıran herşey aynı zamanda yabancılaşma dediğimiz olgunun da küçük ve önemsiz bir parçasıdır. ama küçük de olsa bu sorun bazen mide bulandırabilir. bu konuda fransız kadınları hafif ve doğal güzelliklerini ortaya çıkaracak şekilde makyaj yapma alışkanlıklarıyla takdiri hak etmektedirler.

    (bkz: fransız kadınları)
  • kiraz dudaklar, elma yanaklar, zeytin gözler, badem tenler, mango dıtlar ve biip bıtları bünyesinde barındıran güzellik. çok sağlıklıdır.
  • geçtiğimiz cumartesi arkadaşımla bağdat caddesi'nde bir banka oturup, gelen geçen kızları inceleyerek kritiğini yaptığımız olgudur. hayır işsiz filan değiliz. sadece eğlenemeyecek kadar yorgunduk.

    benim nazarımda doğal güzellik dediğin duruluktur. öncelik hiç özenmeden mükemmel duran saçlardır. sonra duruş, yürüyüş ve ten. kalın dudaklar da bu kombinasyonu tamamlar. demem odur ki burnu, gözü filan çirkin olan kız teni, duruşu, saçı, yürüyüşü filan düzgün ve alımlıysa durudur, doğal güzeldir.

    not: işsiz arkadaşlar yanlış anlamasın lütfen.
  • bir kadında ya vardır ya yoktur ortası hiç yoktur.
  • bir kadında ya vardır ya yoktur. eğer varsa kadına söylememeli ki havaya girmesin.
  • genelde yanlış yorumlanır.

    http://bunanedesem.com/mesaj-496.html