şükela:  tümü | bugün
  • hiristiyan protestolarina neden olmus kevin smith filmi. kevin smith bir kere sinemanin onundeki gostericilerin arasina karisip filmi onlarla birlikte protesto etmis.
  • dogma gelişmemiş ve olgunlaşmamış insan zihninin bir hastalığıdır. herhangi bir inanç, din, düşünce dogmanın mevzuu olabilir. yani islam da, hristiyanlık da, ateizm de, pozitivizm de, hatta anti-dogmatizm bile bizatihi birer dogma haline dönüştürülebilir/dönüştürülmüştür.

    bu sebeple, dogmadan kurtulmak ancak yeterince olgunlaşmış bir insan zihnine inhisar eder. ancak insanların ekseriyeti böyle bir tasfiye ve arınma işleminden geçmedikleri ve geçmeye de müsait olmadıkları için ömürlerini belirli bir dogmanın kelepçeleri içinde tüketirler.

    aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
    benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
    deliler köyünden bir menzil aşkın,
    her fikir içimde bir çift kelepçe.

    (nfk)

    dogmatik insanla konuşacak bir şey yoktur. onlarla birlikte yalnızca başka dogmaların esaretinde olanlarla kavga etmeye gidebilirsiniz.

    netice-i kelam, benim dogmam seninkini döver.
  • bana dogma diye bir şey yokmuş gibi geliyor. sanki dogmanın kendisi bir dogma olmuş gibi. acep kimse dememiş mi: dogma nedir arkadaş, aklın olduğu yerde dogma diye bir şey olur mu, diye? demişlerdir muhakkak, o kadar da değil he mi...

    dogmanın yayılmasının, kitlelere ben dogmayım diye bağırmasının müsebbibi kilise olsa gerek. dogmanın savunulması veyahut kıyasıya eleştirilmesi ekseri isevi toplumlarda vuku bulmuş. musevilerde de vardır belki dogma, fakat onlar inandıklarını dogma diye tepelemeye kalkmadıkları için, hatta inandıklarını kitabına gayetten uydurdukları için, onlarda dogma yerine var bomba! latife bir yana, kapalı bir ümmet ya, dogmatikliğe meyyal olabilir, malumatım yok, gördüğüm kadarı...

    kilise dedik, bilindiği gibi kilise kendini iktidar üzerinden tanımlamış vaktiyle. iktidarını sağlamlaştırmak için de şaşaalı kılıflar hazırlamış kendine. kilisenin dediği dedik, çaldığı düdük olmuş. çaldığı düdüğün adı da işte dogma.

    şimdi her sakallı amcamız olmadığı gibi, inanca dair her husus dogma değildir hülasa. bakıyorum çoğunluk, isevi gelenekten kalma kavramlarla islam'ı irdeliyor. hâlbuki islam'da dogma diye bir şey yok, çünki olması için sebep yok. islam'da hiçbir vakit iktidarı üzerine almış müstakil bir kurum teşekkül etmemiş, çok şükür. bakmayın şimdiki ahmak iktidarların sırtlarını islam'a dayamasına; hah buradan, yani gelen geçenin sırtını islam'a dayayabilmesinden de anlayabiliriz, bu dinde olmadığını tekelci bir kurumsallaşma... ha cahilliğin, zevksizliğin, hanzoluğun kol gezdiği yerlerde dogma da olur dogurma da, fakat konumuz o değil.

    misal, islam akidesine baktığımızda karşımıza ilk "allah'tan başka ilah yoktur" çıkar. bu dogma mı? dikkatle bakarsak, bir kere gramer olarak dogma olmaya müsait değil. haydi grameri geçelim, pratiğe bakalım. isteyen gider araştırır, allah'tan başka ilah var mı yok mu diye, kim tutuyor değil mi? "allah'tan başka ilah aramak yasaktır" demediğine göre, eh kilise gibi bir kurum da tepemize dikilmediğine göre... öyle ya, istediğin kadar ara allah'tan başka ilah, bulursan senin olsun. bulamazsan da iman eder, bir akidenin hakkını vermiş olursun.

    gerçek manada dogma diye bir şey olaydı, dünyada ne put olurdu, ne idol, ne mitoloji, ne din... kilisenin yaktığı dogma da, malum ancak yatsıya kadar yandı. aslen bu da aklın olduğu yerde dogma diye bir şeyin olamayacağının apaçık kanıtı. aklın olduğu yerde diyorum, koşullu önerme. "dünyada akıldan daha az hiçbir şey yaratılmamıştır" demiş sevgili peygamberimiz. dogma mı bu, yoo gayet ampirik bir bilgi, ben buna hem kendimde hem çevremde şahidim. ee akıl az olunca, var gazı dogmaya.

    dogma, düşünmeyi unutmuş akılların "biz düşünmeyi unuttuk" demek yerine kullandıkları fiyakalı bir sözcük.
    okumuş camia için diyorum fiyakalı diye. affetsin, benim için dolma gibi harcıâlem bir kelime.
    kulaktan dolma, işte dogmanın hakiki tanımı da teşrif etti.
    öyleyse bendeniz tüm doğmuşlara dogmasız bayramlar diledi.
  • belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün, sorgulanamaz, tartısılamaz hakikat olarak kabul edilmesi... itiraz edilemeyen önerme de denilebilir...
  • matt damon ve ben affleck'in oynadigi 1999 yapimi bir fantastik komedi. hakkaten de komik ayrica.
  • 1999 yılı mahsulu abd yapımı bir kevin smith filmi.

    filmdeki tanrı rolu holly hunter düşünülerek yazılmış ama olmamış, rol emma thompson'a önerilmiş thompson rolu kabul etmiş ama film başlamadan hemen önce bebek yapmayı düşündüğünü söyleyerek tanrı rolunu oynamaktan vazgeçmiştir. sonunda rol alanis morissette'e kalmıştır. ama gene de filmdeki piano (1993) filmine gönderme yapılan espri korunmuştur.

    filmde loki rolunu jason lee oynayacakmış. ama programının çok sıkışık olması sebebi ile daha küçük bir rol olan azrail rolunu almış, loki rolu matt damon'a kalmıştır.

    kevin smith, dogmanın senaryosunu clerksden önce yazmış ama projeyi özel efektler için yeterli parayı bulana kadar bekletmiş.

    filmin havaalanındaki açılış sahnesinde ben affleck'in hemen arkasında gwyneth paltrow'u otururken görürüz. ama filmin içinde bir daha kendisine rastlamayız. bunun sebebi paltrow o gün sete affleck'i ziyarete gelmiştir. gelmişken de bir sahnede gözükmeyi ihmal etmez.
  • din kavramini tiye alan bir film.. espriler harika...
    azrail gorevinden istifa eder ve olaylar gelisir
  • tarti$mali filmlerin adami,avrupa sinemasinin 90'li yillardaki gozbebegi lars von trier'in fikir babasi oldugu akim...son yillarda sinema dunyasinda adi konmu$,amacli tek egilim oldugunu soylemek de yanli$ olmaz.cekimler dogal mekanlarda yapilir,fon muzigi kesinlikle eklenilmez,el kamerasi kullanilir,filtre optik i$lem yasak,filmler 'yuzeysel aksiyon' iceremez,film formati 35 mm dir ve yonetmenin adi jenerikte gecmez.i$te 95 baharinda kopenhag'da biraraya gelen bir grup yonetmenin formule ettigi manifesto budur..
  • filmin super kadrosundaki en onemli isimlerden birisi de kardinal rolundeki george carlin'dir.
  • ingilizcesi gayet iyi olan insanlar için bile, hem sıklıkla kullanılan hristyan jargonundan, hem de hızla akan yoğun dialoglardan dolayı takip etmesi ve o kültüre ait esprileri yakalamak açısından, filmin türünden (absürd komedi?) beklenmeyecek derecede ağır bir dile sahip bir filmdir. ilk izleyişte tam olarak esprileri de, konuyu da anlamak hiç öyle kolay değildir.

    din ve benzeri oturmuş dogmatik manevi kavramlarla dalga geçmesi kadar, bu sırada verdiği ince mesajlarla da dikkate değerdir. (misal (bkz: loophole))

    bu filmle ilgili farkettiğim bir diğer noktanın da seyredip de kafası basmayan insanların "amaan saçma sapan bi film işte" yaklaşımıdır... onlara ancak gülerimdirdir...

    ama bu filmin sanırım tek eksiği, çok zekice hazırlanmış senaryosuna rağmen, hem o dönem 3d modelleme teknolojisinin yetersizliği; yada yüksek maliyeti, hem de prodüksyon bütçesinin olması gerektiğinden düşük olması yüzünden, filmdeki bazı özel efektler azıcık düşük seviye kalmıştır.

    ama olsundur, bunlar miramax'ın bok yemesidir.. kevin abimin yapabileceği bir şey yoktur, zira o elinden gelenin ne kadar şahane olduğunu bu filmde tekrar göstermiştir...