şükela:  tümü | bugün soru sor
  • king's x in 1994 çıkışlı albümü ve albüme ismi veren şarkısı.

    klip
    live
    enfes coverlardan biri

    sözler

    give me a dollar or give me 50 cents
    let me take it back if that ain't what i meant

    give me a coat or give me a bite
    give me a light bulb and make sure it's bright
    give me the moon or give me everywhere
    give me some powder to spray up in the air, up in the air

    let me take my thoughts away
    to think about another day
    remembering the times ı pray
    to help me deal with me to be the dogman

    give me some attention, lend me your ear
    give me what to do and get me out of here
    give me a book, give me something to read
    give me a horse race and give me who's the lead, who's the lead

    let me take my thoughts away
    to think about another day
    remembering the times i pray
    to help me deal with me to be the dogman

    to be the dogman
    to be the dogman
    to be the dogman
    to be the dogman, dogman

    all the sleeping never waking
    all the leaves in need of raking
    all the business undertaking
    all my bones and muscles aching

    thoughts and mind are surely flaking
    over luncheons hands are shaking
    surety of no mistaking
    cars and horns and glass is breaking

    give me a color, make it black or white
    give me a newspaper, tell me if it's right, tell me
    give me a nail or give me a bat
    give me a skinny or give me a fat, give me

    remembering the times i pray
    to let me take my thoughts away
    to think about another day
    to help me deal with me
    to help me deal with me to be the dogman

    to be the dogman, dogman
    to be the dogman
    to be the dogman
  • italyan yönetmen matteo garrone'nin 8. uzun metrajlı filmi. başrollerinde marcello fonte, adamo dionisi, francesco acquaroli ve edoardo pesce yer alıyor.
    trailer
    71. cannes film festivali en iyi film adaylarından biri.

    the guardian'daki kritiği.
    edit: marcello fonte en iyi aktör ödülünü aldı.
  • bugün itibariyle adana film festivalinde izlediğim film. matteo garrone'nin yazıp yönettiği italyan sinemasına hayran bırakan ama kurgusal açıdan biraz sorunlu olduğunu düşündüğüm film. öncelikle yönetmenin ve marcello fonte 'nin hakkını vermem gerek. marcello gerçekten harika oynamış. oyunculuğu etkileyici. o doğallığı bize çok iyi yansıtıyor. yönetmen içinse çekimlerindeki sanata hayran kaldım. ancak iş senaryoya gelince bu güzelliği orada pek göremedim.

    --- spoiler ---
    filmde marcello, bir italyan mahallesinde sevilen bir köpek bakıcısıdır. köpekleri temizler, tüylerini kısaltır vs. simoncino ise eski bir boksör. güçlü, uyuşturucu bağımlısı ve serseri. mahallede sevilmeyen şahıs. marcello belki korku belki arkadaş olarak gördüğünden hep ona yardım etse de simoncino ona asla arkadaş olarak bakmaz, marcello'yu hep zor durumda bırakır. marcello ise onun yüzünden hep 1 yıl hapis yatar hem de mahalle tarafından sevilmez ve dışlanır. bu dışlanmışlık ve farkındalık sonucunda marcello en sonunda simone'yi (filmde bu şekilde seslenilir) öldürür.
  • filmekimi 2018 kapsamında izlediğim matteo garrone filmi. ilk gösterimini yaptığı cannes 2018'de italya adına yarıştı ve başrol oyuncusu marcello fonte'ye en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandırdı.

    beklemediğim derecede başarılı buldum filmi. film fazlasıyla karakter odaklı olduğu, daha doğrusu tek bir karakteri merkez alarak yapıldığı için başroldeki marcello fonte'ye büyük iş düşmüş ve o da bu işin altından çok güzel kalkmış. aldığı ödülün hak edilmiş olduğunu söylemek zor değil. bunun yanı sıra bilhassa çekimler öne çıkıyor, banliyö atmosferi oldukça etkili bir şekilde yansıtılmış ve kullanılmış.

    filmde köpek ve insan arasında bir karşılaştırma çabası da ayrıca kendisini gösteriyor. fikir ve aşağıda spoiler ibaresiyle belirttiğim varılan sonuç çarpıcı, ama fikrin perdeye daha iyi, daha vurucu bir şekilde yansıtılması mümkündü bence. bu noktada yerine tam oturmayan bir şeyler olduğunu hissettim.

    --- spoiler ---

    marcello, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen, saldırgan bir karakter olan simeone üzerinde, köpeklere uyguladığı yöntemlerle sonuca ulaşabileceğini, simeone'yi bu yolla "ehlileştirebileceğini" düşünüyor. bu yüzden film boyunca anlaşılamaz derece varan bir merhamet ve bağışlayıcılık gösterdiğini izliyoruz ona karşı. öyle ki marcello'nun, sınırlarını fazlasıyla aşan simeone'ye yaptığı şey, onu kafese kapatıp özür diletmeye çalışmak oluyor. ve bundan da başarı elde edemeyince simeone'nin ölüm sahnesine tanıklık ediyoruz. bu sahnede, kamera bir yandan da oradaki köpeklerin sessizliğine ve masumiyetine odaklanıyor. netice olarak bir insanı ehlileştirmenin, onda minnet duygusu yaratmanın, bunları bir köpeğe yapmaktan çok daha zor ve hatta duruma göre imkânsız olduğu yüzümüze vuruluyor.

    --- spoiler ---
  • filmekimi kapsamında gösterilen ve son 5 dakkasını izlemezseniz festivalin en iyi filmi bile olabilecek kadar güzel film. eleştirisi için: tık

    --- spoiler ---

    üstteki yazar, köpek ve insan ilişkisi üzerine bir çıkarım yaparken ben de simon'un sırtında yazan "uncle sam" yazısı üzerinden bir çıkarım yaptım. uncle sam ya da sam amca karakteri amerika'nın kurgusal propaganda karakteridir. sam amca, yani simon, film boyunca küçük amerika gibi daracık kasabada terör estiriyor. istediğini dövüyor, istediğine sataşıyor, sürekli uyuşturucu kullanmak istiyor, son model motorsikletlere biniyor, para ödemiyor ama herkesin parasını alıyor. kimse de ona sesini çıkaramıyor, laf yetiştiremiyor, gık diyemiyor. öldürmeyi düşünmelerine rağmen cesaret bulamıyorlar, tekrar susuyorlar.

    fakat son 5 dakika! ah o son 5 dakika!

    filmin sonunda tam olarak şu olmuş: marcello, altından kalkamayacağı bir işe kalkışarak simon’a ders vermek ister. fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmez ve biraz da şansla, espri konusu olan öldürmeyi istemsizce gerçekleştirir. simon’u deviren, pısırık marcello olur. buraya kadar her şey harika. fakat marcello’nun simon’u ortadan kaldırmaya çalışması, yakması ama yanmaması; ardından arkadaşlarına bunu kanıtlama hayalleri görmesi, filmin bütün o gerçekçiliğini mahvetmiş. nasıl marcello altından kalkamayacağı bir işe girip simon’u öldürdükten sonra ne yapacağını bilemediyse, yönetmen de filmin sonunda ne yapacağına resmen karar verememiş. eğer bunu bilerek yaptıysa, tebrik ederim. fakat bana, sonuna kadar getirip de sonunda ne yapacağına karar verememiş biri izlenimini verdi.

    --- spoiler ---
  • acayip bir film. acayip iyi anlamında.

    homo homini lupus. evet. ama lupus'un altında da canis var.

    psikolojik okuması gayet doyurucu olur muhtemelen ama şu fikir beni daha da etkiledi:

    insan, zulme sesini hiç çıkarmıyorsa, hangi noktadan sonra onun işbirlikçisi olur?
  • filmekimi 2018’de izleyip de çok beğendiğim filmlerden biri oldu dogman. başroldeki oyuncu cannes film festivali’nden en iyi erkek oyuncu ödülünü almış. sonuna kadar hak etmiş. gerçekten içe işleyen bir performanstı. film aynı festivalden palm dog ödülünü de aldı.

    ana karakter marcello. marcello’yu marcello fonte canlandırıyor. karakteri olabilecek en doğru şekilde yansıtmış, bravo.

    --- spoiler ---

    marcello, köpek bakıcılığı yapan iyi kalpli, naif, sıradan bir insan. sessiz sakin bir hayatı var. karısıyla ayrılmışlar. arada bir kızıyla vakit geçiriyor.

    fakat marcello’nun bu sakin hayatı, eski boksör ve kokainman simone ile yakın arkadaş olmalarıyla değişir. bir sürü belaya bulaşır.

    film bu anlamda karakter değişimini harika bir şekilde yansıtıyor. filmin başındaki marcello ile sonundaki marcello bir şekilde aynı marcello ama bazı noktalarda da bambaşka iki insan sanki.

    filmde sadece oyunculuklar değil, yönetmenlik de başarılı. sinematografisi ve filmin o genel sarımtırak hali dikkat çekici.

    --- spoiler ---
  • marcello, italya'nın varoşlarında küçük kızıyla yaşayan bekar bir babadır.
    son derece naif bir köpek bakıcısı olan adam dezavantajlı fiziğiyle zaman zaman kendisinin iki katı büyüklüğündeki köpekleri yıkar, bakımlarını yapar, onlala ilgilenir.
    ancak marcello'nun gizlemeyi sürdürdüğü sırları vardır. aslında yaşamını uyuşturucu satmak ya da serseri arkadaşlarının ufak yasadışı işlerinde onlara zoraki de olsa yardım etmekle hayatını idame ettirmektedir.

    'maskülen erkeklerin' dünyasındaki bu görece iyi adamın yitirdiği itibarını yeniden kazanma çabası şiddetli olacaktır.

    --- spoiler ---

    marcello ait olduğu mikro toplum içinde olabildiğince kabul görmüş biri. ahbapları var, onlarla halı sahaya davet ediliyor, sofralarda yeri olan biri.
    mahallede terör estiren simone'nin resme dahil olmasıyla ise işler tepe taklak oluyor.
    eski boksör olan bu heybetli, hoyrat ve kuralsız adamın bizim sakin, munis marcello ile aralarında zoraki bir ilişki var. simone gerek arkadaşlık kartını kullanarak ya da ısrar ederek gerek olursa da zorla ona istediğini yaptırıyor.

    komşu dükkanı soyması için marcello'yu zorlaması ve bunun ortaya çıkmasına rağmen marcello'nun simone'yi ele vermemesini onu istismarcı bir sahibe sadık in bir köpeğe benzetiyor.
    arkadaşı için hapis yatmayı dahi göze alan marcello hapisten çıktığında ise gerek vaat edilen parayı alamaması gerekse de toplumda olan saygınlığını yitirmesi ile büyük bir dönüşüm yaşıyor. sonucunda da yaptığı plan ile simone'u öldürmeyi başarıyor.

    bu noktada marcello karakterinin içinde beyazı ve gölgeyi de görebildiğimiz çok yönlü bir karakter olmasının filmin en güçlü yanı olduğunu söylemeliyim.
    buz dolabına atılan köpeği kurtarmak için soygun yapılan eve tekrar giren adam, simone'u hunharca öldürüp üstüne cesedi yakmaya bile çalışıyor.

    cesedi futbol oynayan eski arkadaşlarına göstermek için taşıması ve "bakın ben ne yaptım" derken beni yeniden sevin, aranıza alın arayışını yani kabullenilme ihtiyacını bize gösteriyor.

    senaryo bir gazete haberinden yola çıkarak yazılmış.

    cannes 'da en iyi aktör ödülünü kusursuz performansıyla alan marcello fonte'nin filme seçilmesi de ilginç bir şekilde olmuş. mahkumlara yönelik bir toplum merkezinde bekçilik yapan fonte, oynanan tiyatro oyununda bir oyuncunun hastalanıp ölmesi sonucu o rolü alıyor. farklı görünüşte bir oyuncu bulmak için arayışta olan yönetmen matteo garrone, marcello ile bu oyunu izlemeye gittiğinde tanışmış ve rolü ona vermiş.

    marcello fonte yönetmen matteo garrone tarafından da italya'nın yeni buster keaton'u diye lanse ediliyor. doğal komik bir tip. yönetmenin de fiziksel zıtlıklara, absürtlüklere dikkat çeken kadrajları ince bir mizah da yaratıyor.

    tam bir sinema sevdalısı olan fonte'nin bir diğer ilginç hikayesi de setlerinin büyük bölümü italya'da yapılan gangs of new york filminin setine gizlice girip yönetmen beni gönderdi diyip kostüm bölümünden giyinip filmde figüran olarak yer alması olmuş.

    --- spoiler ---

    bu senenin heyecanlandıran orijinal işlerinden.

    https://www.imdb.com/title/tt6768578/
  • --- spoiler ---

    simone senin allah belanı versin. şu güzel ortamı bozdun.

    --- spoiler ---