şükela:  tümü | bugün
  • cok buyuk ihtimalle dogru insani aramak sonucunda gercekle$meyecek eylem.
    siz aramaya devam edin, "tek rakibim urfa tuneli" diye yazarlar arkaniza tez vakitte, sipalar sizi.
    (bkz: ortaya sinirlenmek)
  • çölde su bulmak gibidir
  • sarhoşken, eğri bir çizgiyi doğru görerek, onun üzerinde yürümeye çalışmak..

    hani ayıksın ya!!
  • herkesin içinde oluşturduğu, bir sevgili, eş, aşk kalıbı vardır... yılların birikimiyle, el emeği göznuru hazırlamıştır o kalıbı... ve birlikte olduğu, aşık olduğu kişileri o kalıba oturtmaya çalışır durur... ama o kişiler ya küçük gelir o kalıba, etrafını beslemek zorunda kalırsın ya da büyük gelir, istediğin kadar sıkıştırmaya calış sıgdıramazsın... işte, o kalıbın kendisini bulmaktır doğru insanı bulmak... kalıbın kendisidir, hiçbir taşma ya da boşluk bırakmadan oturandır içine.

    bunun farkına vardığın anda herşey farklı görünmeye başlar gözüne... onca yıl beklediğin, emekle, yürekle işlediğin aşkı karşında bulmuşsundur. konuştukça konuşur, söyledikçe büyütürsün içindeki aşkı... sesini duymak, nefes almak gibi bir yaşam gereği halini almaya başlar, en sıkıntılı anlarının gülen yüzüdür o... saatlerce, günlerce konuşup sıkılmamanın, söyleyeceklerinin tıkanmamasının adıdır. susmanın anlamı sadece gözlerine takılı kalmaktır, ya da nefesini dinlemek telefonun öbür ucundan... yoksa konuşacak birşey bulamamaktan değil. heryerde yanında taşırsın onu, yemek yerken yanındaki sandalyeye oturtmak istemezsin kimseyi çocukça bir tavırla, şarkılar söylemek, notaları peşine takıp anlatmaktır aşkını... yürürsün bu sevginin içinde... kanatların olmadan uçmanın ne demek olduğunu görürsün, yüzündeki o tebessüm hiç gitmek bilmez gözlerinden, aşkını haykırdıkça çoğalır, yaşadıkça büyürsün, büyütürsün... büyüdükçe sığdıramazsın içine, taşarsın ve yeni yıldızlar yaratırsın onu anımsatan. yagmur gibi içine akan bu aşk ile daha bir seversin yaşamayı... meger dersin, meğer ben yaşamıyor muşum.. meğer ne çok yeşil varmış, ne çok aydınlatırmış güneş, gece kasvet değilmiş meğer...

    bilirsin ki herşeyi göze alabilirsin o aşk için... asla dediklerin, bir bakarsın düşmüşler ayak hizana, bir tekmeyle atarsın önünden.. ne dur işaretini takarsın ne de önündeki ateşten barikatları... tek istediğin doğru bildiğindir... o dur... yıllarca beklediğin, kopyalarıyla canının acıdığı aşk karşındadır ve sen bırakmak istemezsin... sımsıkı sarılırsın canını yakmadan.

    işte böyledir doğru insanı bulmak... diğer yarını bulmak ve buldugun anda aşık olmaktır bırakmamacasına.
  • aramaya başlanılan ilk dönem kriterlerinin büyük ölçüde değiştiğinin kanıtıdır. zira her yanlış insan biraz daha törpüler bünyeyi biraz daha değiştirir fikri. nihayetinde ahada doğru insan denilen kişinin doğruluğundan ziyade arayanın yanlışa tahammülüdür aslolan.