şükela:  tümü | bugün
  • hikayenin başını biliyorsunuz;

    akhilleus'un da anne babası olan kral peleus ile deniz perisi thetis'in evlenme törenine çağrılmayan "nifak" tanrıçası eris, düğün akşamı ziyafet masasına üzerinde "en güzele" yazan bir altın elma bırakır. hera, athena ve afrodit elmaya sahip olmak için çekişmeye başlarlar*. zeus, ablası*, kızı ve güzellik tanrıçası arasında kalmaktan bunalır. sorunu çözmek için tanrıçaları "doğumu sırasında görülen bir kehanete göre ileride bir gün truva'yı karıştıracak olan" ve şehirden uzak dursun diye bugünlerde altın için katledilen kaz dağları'na sürülmüş ve orada çobanlık yapan truvalı paris'in yanına gönderir. tanrıların ve insanların babası zeus, seçimi çobana bırakır*. paris altın elmayı, asya krallığı vaat eden hera veya sonsuz akıl ve bilgi vaat eden athena’ya değil, "sana dünyanın en güzel kadınını vereceğim" diyen afrodit'e verir. athena ile hera bu duruma çok sinirlenir. paris, afrodit'in de yardımları ile helen'i kaçırır.

    krallar kralı agamemnon, kardeşi menelaus’un paris tarafından kaçırılan karısı helen’i geri almak için, tarihin gördüğü en büyük donanmalardan biriyle batı ile doğu arasındaki ilk savaşı başlatır, truva'ya saldırır. truva surlarını tanrılar apollon ve poseidon yapmıştır. akhilleus de dahil tüm savaşçılar çok uzun sürecek bu savaşta savaşmaya isteksizdir. paris, menelaus ile teke tek savaşmayı ve savaşı kazananın güzeller güzeli helen'i almasını teklif eder ve teklif kabul edilir. menelaus paris'i yenmek üzereyken tanrıça afrodit yine araya girer ve paris’i kurtarır. bu arada apollon, truva tapınağındaki bir rahibinin kızını cariye yapan agamemnon’a öfkelenir ve veba yayar.

    agamemnon savaşı kaybetmek üzeredir. orduya moral lazımdır, ama akhilleus isteksizdir. akhilleus’un en iyi dostu olan patroklos gizlice akhilleus’un kıyafetlerini giyerek truva başkomutanı hektor ile düelloya girer ve kaybeder. bunu duyan akhilleus hektor’u intikam için düelloya çağırır ve kazanır. hektor’un cesedini at arabasının arkasına bağlar ve truva surlarının önünde gezdirir. paris'e altın elma yüzünden kini bulunan ve apollon’un savaşa müdahil olmasına kızan tanrıça athena, odysseus aracılığı ile agamemnon’a donanmasını sahilden bozcaada'nın arkasına saklayarak çekilmiş gibi görünmesini ve içine askerlerini saklayabileceği "poseidon'a kutsal bir sunak" diye sahile bırakılacak truva atını hazırlaması için akıl verir. yemi yutup zafer sarhoşu olan truvalılar atı mağlubiyet ganimeti sanarak içeri alır, böylece başlarında odysseus olan agamemnon’un en iyi askerleri surdan içeri girerler. truva düşer, çok büyük bir yıkım yaşanır. paris akhilleus’u aşil tendonundan vurarak öldürür.

    aradan çok zaman geçer. önce 26 ağustos 1071'de türklerin malazgirt savaşı ile anadolu'ya kalıcı olarak girmesi ve ardından da marmara ve ege'ye doğru ilerleyerek incil konseyinin toplandığı kutsal şehir iznik’i ele geçirmesi, zaten orta çağ’ın salgınları ve yoklukları ile mücadele eden avrupa’yı iyice tedirgin eder. kurtuluşu doğunun zenginliklerinde görürler, tek umutları tarih boyunca asurların, babillerin, perslerin, büyük iskender'in gazabına uğramış barış şehri* kudüs'tür. yüz binlerce insanla düzenlenen haçlı seferleri sonuç verir ve kudüs’teki islam hakimiyeti sona erer. tüm dinlerin kutsal şehri kudüs’te yüz yıla yakın devam eden hristiyan hakimiyeti ise "mescid-i aksa tutsak iken, kudüs esirken, benden nasıl gülmemi isteyebilirsiniz?" diyen ve kudüs geri alınıncaya kadar siyah sarık takan selahaddin eyyubi tarafından geri alınır. salah-ad-din, şehr-i mukaddes kudüs’ü geri aldıktan sonra yeni bir haçlı ordusu bu sefer de aslan yürekli richard komutanlığında sefere çıkar ve kudüs’e saldırır. çok uzun süren savaşlardan sonra richard kudüs’ü alamaz fakat becerikli, alim ve adil düşmanına da hayran kalarak evine döner.

    avrupa'nın orta çağdan çıkmasına selahaddin engel olsa da, yine büyük bir entelektüel ve alim olan fatih sultan mehmet şehr-i istanbul’u fethederek yeni çağın açılmasını dolaylı yoldan hızlandırır. öte yandan, fethettiği istanbul’da dönemin alimleri ile sürekli ilim toplantıları yapan fatih, bugün hala topkapı sarayı kütüphanesinde muhafaza edilen trabzonlu papaz gennadios'a ait 13. yüzyıla tarihlenmiş homeros'un 260 sayfalık ilyada ve odessa destanlarını okur. rivayete göre kendisinin homeros gibi bir tarihçisi olmadığı için üzülür. bizanslı tarihçi gökçeadalı kritovulos’un orijinali yine halen topkapı sarayı'nda yer alan "kritovulos tarihi" isimli kitabından öğrendiğimize göre fatih sultan mehmet "ordusuyla birlikte hellespont’u aşmış, küçük phrygia’yı geçmiş ve ilion’a varmıştır. eski troia şehrinin yıkıntı ve izlerini, kapsamını ve çevresinin avantajlarını ve ayrıca kara ve denizle olan elverişli bağlantısını gözlemlemiş. bundan başka kahramanlardan akhilleus, aias ve diğerlerinin mezarları üstünde öykülerini dinlemiştir".

    fatih sultan mehmed'in torunu yavuz tarafından osmanlı topraklarına katılan ve yedi yüzyıldan daha uzun süre neredeyse aralıksız* islam egemenliği altında kalan kudüs, 1917'nin son günlerinde, bugün mescid-i aksa’nın içinde türbesi bulunan istanbul doğumlu şerif hüseyin’in de iş birliği ile general allenby komutasındaki ingiliz ordusu tarafından ele geçirilir. edmund allenby, kudüs’e girerken araplara daha önce verdiği "bu bir haçlı seferi değildir" sözünü tutar ve bir saygı göstergesi olarak şehre yaya girer. fakat ingiliz basınında aslan yürekli richard'ın kudüs'e bakan ve altında "hayalim gerçek oldu" yazan resimleri paylaşılır. osmanlı, kudüs de dahil olmak üzere birçok cephede savaşı kaybetmiştir. nihayetinde ittifak devletleri ile birlikte birinci dünya savaşı’ndan yenik çıkan osmanlı devleti 30 ekim 1918’de mondros mütarekesi'ni imzalar; mütareke çanakkale savaşı'nda ingilizlerin çanakkale boğazı'ndan, yani kadim truva kıyılarından ilk geçirmeye çalıştıkları, türk topçularının vurduğu ama batıramadığı agamemnon zırhlısında imzalanır. anlaşmadan hemen sonra 13 kasım 1918'de işgal donanması istanbul'a gelir.

    tıpkı fatih sultan mehmet gibi büyük bir aydın ve entelektüel olan çanakkale kahramanı mustafa kemal, 13 kasım 1918'de 55 parçalık işgal donanması gemilerinin arasından kartal istimbotuyla geçerken büyük bir kararlılıkla "geldikleri gibi giderler" der. o gün orada bağımsızlık ve umut ateşini yakar. anadolu'nun kalbinde ülkenin vatansever ve fedakar evlatları ile milli mücadele meclisi kurulur. osmanlı'nın ilk başkenti bursa işgal edilince, "kudüs geri alınana dek siyah sarık takan selahaddin eyyubi" emsal alınır ve meclis riyaset kürsüsüne puşide-i siyah adı verilen siyah bir örtü örtülür. yine bir 26 ağustos'ta, anadolu'da kurtuluşun büyük taarruzu başlar, nihayetinde büyük zafer kazanılır. belki zamanında fatih sultan mehmet’in yanında homeros yoktur, ama mustafa kemal büyük taarruz'da yaşananları yazsın diye halide edip ile beraber gezmektedir. ve anlatılanlara göre büyük zafer kazanılınca mustafa kemal yanındakilere "hektor’un intikamını aldık" demiştir. bu zafer başlangıçtır, tüm yurt bağımsız olmalıdır. ordu emir beklemektedir. antik yunan aigai (keçi halkı) kelimesinden türemiş ege'yi bilerek kullanmayarak muzaffer ordusuna meşhur emrini verir: "ordular ilk hedefiniz akdeniz’dir, ileri!". orduları osmanlı'nın üç başkentini, önce bursa'yı, sonra istanbul ve edirne'yi geri alır. meclisteki o siyah örtü kaldırılır. egemenliğini kayıtsız şartsız milletine veren türkiye cumhuriyeti "yurtta sulh, cihanda sulh" sözünü temel dış politika ilkesi olarak anayasasına yazar.

    hikaye bitti mi peki?

    2011 yılından beri, kudüs'ün son sahibi israil, yunan ve amerikan ordularının ortaklığında doğu akdeniz, zeus'un evi girit ve ege denizi'nde bir tatbikat gerçekleştirilmektedir: noble dina. bu tatbikat 1998 yılından 2010'daki mavi marmara saldırısı yaşanana dek türkiye, israil ve amerika'nın ortak düzenlediği güvenilir denizkızı tatbikatlarının yerini alır. her yıl olduğu gibi geçtiğimiz nisan ayında da tatbikat yine düzenlenir, üstelik bu sefer kıbrıs rum kesimi de katılır. ufak bir parantez açalım; israil kurulurken güney kıbrıs'taki yahudi mültecileri israil'e taşıyan gemini adı da athena'dır.

    noble dina tevrat'ın yaratılış bölümünde yer alır ve tesadüfe bakın ki konusu aynı truva efsanesi gibi "bir prensesin alıkoyulması sonucu kuşatmaya alınan bir kent ve alınan intikamdır". tatbikat, doğu akdeniz ve ege'deki askeri ve ticari tüm yunan, israil ve amerikan unsurlar ve müttefiklerini "tüm olası saldırı senaryolarına karşı" korumak için yapılmaktadır. noble dina'nın gerçekleştirildiği alanların içinde, türkiye'nin lozan antlaşması ile hak sahibi olduğu ama amerikan exxon mobil ve katar'lı petroleum şirketlerinin gaz ve petrol aramaya başlaması sonrası türk dışişleri bakanlığı'nın birleşmiş milletler'e yazdığı bir mektupla yunanistan'a bıraktığı "5 adanın***** kıta sahanlığı" da vardır. bazıları "adalar zaten türkiye'nin değil, keçi otlatılan üç beş kayalık" dese de, türkiye, "anakaraya yakınlık" gerekçesi ile savunduğu 92 bin km2'lik bu alandaki tüm "deniz yolu, hava sahası, deniz içi ve yer altındaki ekonomik unsurlar" üzerindeki haklarından vazgeçmiştir.

    akdeniz, bir nevi terk edilir. üstelik türkiye'nin haklı gerekçelerle müdahale ettiği ve sonrasında akdeniz'de daha fazla söz sahibi olmasını sağlayan kıbrıs için de rahmetli rauf denktaş'ın tüm itirazlarına rağmen uzun yıllar çözümsüzlükten başka siyaset üretilemez, "kıbrıs bize mahkum" gibi talihsiz ve niyet belli edici açıklamalar yapılır. türkiye kıbrıs konusunda hem uluslararası kamuoyunda hem de kıbrıslılar nezdinde etkinliğini kaybeder. kıbrıs rum kesimi bir devlet olarak avrupa birliği ülkesi sayılırken “yavru vatan” kktc defakto bir yapı olarak kalır.

    türkiye'nin uğruna 92 bin km2’lik kıta sahanlığı haklarından vazgeçtiği exxon şirketi 2019 yılının başında doğu akdeniz'de kıbrıs açıklarında dünyada son yıllarda bulunan en büyük doğal gaz kaynaklarından birini ortaya çıkardığını ilan eder. israil de kıbrıs rum kesimi sularında arama çalışması yaptığı afrodit gaz rezervleri için çalışmalarını hızlandırır. üstelik bu yılın başında 7 ülke; kıbrıs rum kesimi, yunanistan, israil, türkiye'nin 2018'de bir sondaj gemisinin faaliyetlerini engellediği italya, ürdün, darbeden beri türkiye ile arası bozuk olan mısır ve türkiye'nin uğruna akdeniz'eki en büyük müttefiki israil ile arasını bozduğu filistin, doğu akdeniz gaz forumu'nu oluşturur. foruma türkiye'den başka katılamayan ülkelerinden biri de 1,7 milyar varil petrol ve 3,45 trilyon metreküp doğal gaz rezervi potansiyeline sahip levant bölgesinin kıyıdaşı ve amerika, israil ve türkiye destekli bitmeyen bir iç savaşın içinde olan suriye’dir.

    bu arada türkiye'nin rusya’dan s-400 sistemi satın alması hem avrupa hem ab ile ilişkilerini iyice gerginleştirir. tam randımanlı kullanıp kullanılamayacağı bile hala belli olmayan s-400 sistemi uğruna amerika ile f35 krizi yaşanır. buna rağmen türkiye'nin en önemli gaz ve petrol ithalatçılarından olan rusya "türk araştırma gemilerinin kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesine girmesini kaygıyla izliyoruz." açıklamasını yapar.

    zaferlerle kazanılan ve liyakatli diplomatların* savunduğu toprakları sessizce bir mektupla devir ettirenler, ülkeyi yavaş yavaş diplomatik yalnızlığa sürükleyenler, kendini olası tüm tehditlerden korumak için türkiye topraklarına bir de radar sistemi kurar. mesela doğu akdeniz'deki ya da avrupa'daki bir hedefe rusya'dan ya da iran’dan bir füze atılsa kürecik’teki radarlar tarafından saptanacak ve büyük ihtimalle romanya ya da akdeniz'deki aegis savunma sistemleri tarafından hedefine varamadan imha edilecektir. türkiye kelimenin tam anlamıyla israil, doğu akdeniz rezervleri ve avrupa için "canlı kalkan" olacaktır. zira aegis, agamemnon’a truva atını yapmasını söyleyen tanrıça athena’nın keçi derisinden kalkanının adıdır.
  • sayın ekşi ahalisi. dikkatinizi çok önemli bir soruna çekmek istiyorum. maalesef ülkemizde bunlar asla gündem olmadığı için biz de habersiz kalıyoruz. bu kadar büyük bir sorun dibimizde yaşanırken belki de kasıtlı olarak seçimlerle, suriyelilerle vs. ilgileniyoruz ya da bu konulara yönlendiriliyoruz. sizden ricam atacağım videoyu izlemeniz ve bu başlığı gündemde tutmanız. biraz uzun olsa da emin olun izlediğinize değecek.

    konu özet olarak şu: yunanistan'ın 18 tane adamızı çalması ve yasalarca bizim olan sularımızı tahmin edeceğiniz bazı ülkelere satarak petrol/doğalgaz arıyor olmaları ve böylelikle de buradaki rezervlerle yeni bir dağıtım yolu oluşturmayı planlamaları. hem de türkiye'nin sularında türkiyesiz!

    bu sözlük küçük çaplı bir türkiye gibi. burada gündemde olan bir konu herkesin dikkatini çekiyor biliyorsunuz ki. tekrardan rica ediyorum, videoyu izleyip izlemeyenlere de ulaştıralım ve bu başlığı gündemde tutalım.

    ilgili link

    edit-1: videoyu izlemek için vakti olmayanlar twitter'da bu akşam başlatılan #doğuakdeniz etiketine bakarak bir fikir edinebilir. uğraştırmamak için link de atalım.

    edit-2: konuyla ilgili daha fazla ayrıntı için iki link daha ekliyorum.
    ilki twitter'dan bir flood.
    ikincisi de mete yarar'ın bu konuyla alakalı anlattıklarını içeren bir video.
    kaynaklar için @sinekikki adlı yazara teşekkürler.
  • konuya hakim biriyim..o yüzden diyeceğim türkiye'ye bu mevzudan bir bidon petrol,bir çakmağı dolduracak gaz vermezler.sondaj gemisi yolluyoruz falanla bu iş oldu bittiye getirilemez çünkü karşıda tüm avrupa ve akdenize kıyı ülkeler türkiye aleyhine birleşmiş durumda..ruslar ve abd'de onları destekliyor.türkiye'nin belirlediği kıta sahanlığı haritalarını da kendisinden başka tanıyan yok. sahada zaten fransa ve abd uçak gemilerini bölgeye konuşlandırdı.mısır,israil,yunanistan,rum kesimi askeri ittifak kurdu.sen 2-3 küçük fırkateyninle akdenize mi hakim olacaksın ? o yüzden hem masada hem sahada türkiye'nin eli çok ama çok zayıf..ne kadar saçma bir siyaset sergilendiğini göstermek için şu örnek yeter :türkiye kıbrısı bir bütün gördüğü için adanın güneyinde arama yapacağım diyor ama yunanlıların da kktc açıklarına gelmesine izin vermiyor. ha bu siyasetle ahaber izleyicini kandırabilirsin ama o kadar onlarında toz kadar etkisi yok..
  • akp tarzı dış politikanın başarısızlığının sonucudur:

    önüne gelen herkesle kavga edersen, başın sıkıştığında yardımına koşacak dost bulamazsın.

    taa avustralya ile bile bi anzak gününde kavga etmeye çalıştılar yahu. dünyanın öte ucuna durduk yere kaşınan bu iktidar komşularından nasıl destek görsün, niye görsün?
  • neyin upi amk?

    ısrail ıle misir ittifak yapiyor, biz ise arkadaslarini aslanlar yerken bakan zebralar gibiyiz.

    bakin tekrarliyorum israil ıle misir ittifak yapiyor.

    bir yandan rabia isareti yaparken, diger taraftan ey israil cekenler bu olanlari izliyorlar.

    cunku herhangi bir liyakatlari yok, cunku vasifsizlar, cunku kalitesizler, cunku vasatlar.

    alisin bu kalitesizlige.
  • israil, türkiye ile işbirliği olmadan adım atmazdı eskiden. tarihte yahudi kanı dökmemiş ve yahudileri koruyup kollamış tek devlet osmanlı olduğu için bize derin bir saygı duyarlardı.

    ermeni tasarılarına mani olur, abd'de türkiye lehine lobi yapar, türkiye'ye sermaye akışını destekler ve avrupa birliği'ne girmemiz için ellerinden gelen desteği verirlerdi.

    çünkü osmanlı devleti ve türkiye, fatih sultan mehmet döneminden 2002 yılına kadar yahudilere kol kanat germiş, onları korumuş, can ve mal güvenliklerini desteklemiş olan tek devletlerdir.

    ancak bu iktidar antisemitizm histerisi ile yahudileri hedef alan açıklamalar yaptıkça, yobaz kesimin antisemitik neşriyatı da artmaya başladı.

    gelinen noktada israil desteğini kaybettik. israil desteğini kaybedince otomatik olarak amerikan desteği de bitti.

    bizim enayiliğimiz yüzünden boşalan koltuğa ise rumlar, yunanistan, suudi arabistan ve barzani oturdu. biz enayiliğimize doymayalım.

    israil'i seversin sevmezsin ancak kişisel saplantılarını dış politikaya yansıtamazsın.
  • türkiye'nin akdenizdeki hakkını sorgulayanlar olmuş. öncelikle bu konuyla ilgili maddeleri inceleyelim.

    bm deniz hukuku

    madde 76 1- sahildar bir devletin kıt'a sahanlığı, karasularının ötesinde kıt'a kenarının dış eşiğine kadar veya bu eşik daha az bir mesafede ise, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili mesafeye olan kısımda, bu devletin kara ¸lkesinin doğal uzantısının bütünündeki denizaltı alanlarının deniz
    yatağı ve toprak altlarını içerir.

    madde 121 3- insanların oturmasına elverişli olmayan veya kendilerine özgü ekonomik bir yaşamı bulunmayan kayalıkların münhasır ekonomik bölgeleri veya kıta sahanlıkları olmayacaktır.

    madde 123 kapalı veya yarı kapalı bir denize sahildar olan devletler, işbu sözleşme gereğince kendilerine ait olan hakların kullanılmasında ve yükümlülükerin yerine getirilmesinde aralarında işbirliğinde bulunmalıdırlar.

    lozan barış andlaşması

    madde 12 — imroz ve bozca adaları ile tavşan adaları dışında, doğu akdeniz adaları ve özellikle limni, semendirek, midilli, sakız, sisam ve nikarya adaları üzerinde yunan egemenliğine ilişkin 17/30 mayıs 1913 günlü londra andlaşmasının beşinci ve 1/14 kasım 1913 günkü atina andlaşmasının on beşinci maddeleri hükümleri uyarınca 13 şubat 1914 günkü londra konferansında alınıp 13 şubat 1914 günü yunan hükümetine bildirilen karar, işbu andlaşmanın italya'nın egemenliği altına konulan ve on beşinci maddede yazılı olan adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak koşulu ile doğrulanmıştır. asya kıyısından üç milden az uzaklıkta bulunan adalar, işbu andlaşmada tersine hüküm olmadıkça, türkiye egemenliği altında kalacaktır.

    madde 15 —türkiye aşağıda sayılan adalar üzerindeki tüm hak ve senetlerinden italya yararına vazgeçer : bugün italya'nın işgali altında bulunan astampalya (astropalia), kodoş (rhodes), kalki (calki), skarpanto, kazos (casso), piskopis (tilos), misiros (misyros), kalimnos (kalymnos), lcros, patmos, lipsos (lipso), sombeki (simi) ve ıstanköy (koş) adaları ile bunlara bağlı olan adacıklar ve meis (castellorizo) adası (2 numaralı haritaya bakılması).

    eu'nun kıtasahanlığı haritaları:

    https://hizliresim.com/anjdy5

    https://eksiup.com/p/7z17104qcwag

    https://hizliresim.com/km3g1a

    https://eksiup.com/p/wb17105dvsxj

    şimdi, antlaşmalara bakıp avrupa'nın şu haritasına hak vermek en iyimser söylemle ahmaklıktır, art niyetliliktir. bm deniz hukukuna göre bir devletin kıta sahanlığı kendi kıyılarından 200 deniz mili uzaklık. eğer kapalı veya yarı kapalı bir deniz ise bunu o denize kıyısı olan devletlerin antlaşma yaparak çözmesi gerekiyor. bu haritada söylenen ise şu; yaptık oldu. uluslararası hukukla yakından uzaktan alakası yok.

    ayrıca birde gündeme gelmese'de girit sorunu var. bu kriz çıktığından beri daha önemli bir hal aldı. girit'in 4'te 1'i 1913 londra antlaşmasıyla yunanistana verildi. diğer kalan kısmı hakkında ise ne londra nede başka bir antlaşmada yunanistana bırakıldığına dair herhangi bir antlaşma imzalanmadı yani lozan madde 13'e göre girit'in 4'te 3'ü ve etrafındaki adacıklar fiili olarak olmasada hukuken hala bizim durumda.

    biri meis adasının kıta sahanlığını kısıtladığını söylemiş lakin bm 121 3. madde'ye göre bu adanın türkiye kıta sahanlığına bir etkisi yok. ayrıca lozana göre bu ada asya kıyısından 3 mil uzaklıkta değil yani bu adanın durumu da hukuken muammada.

    ayrıca kıbrısla ilgili olarak bm'nin annan planına göre türk ve rum kesimi her açıdan eşit. yani doğal kaynaklar ve kıta sahanlığı hakkı her iki kesime de veriliyor. burada ki bazı arkadaşların dediği gibi türkler işgalci durumunda değil. bm kuzey kıbrısı tanımadığı gibi güney kıbrısı da tanımıyor. uluslararası alanda sadece kıbrıs var. ayrıca kktc'nin kıta sahanlığı güney kesimi tarafından dahil kabul edilen bir konu sadece ihtilaflar var:

    https://i.hizliresim.com/2omdlo.jpg

    https://eksiup.com/p/kq17106g9i7f

    özet geçmek gerekirse türkiye'nin iddia ettiği kıta sahanlığı öyle popodan atma değil uluslararası antlaşmalara göre hakkıdır. oda şu şekilde:

    https://i.hizliresim.com/gzqdwv.jpg

    https://eksiup.com/p/pk171085aywx

    edit: hızlı resim'i açamayan arkadaşlar için esksiup linklerini ekledim.
  • istanbul belediyesinin kendi partisinde olması > 70'lerden beri taviz verilmemiş ege ve akdeniz sorunları

    up
  • zamanında ergenekon ve balyoz kumpaslarını alkışlayıp şimdi de vay anam bizim sularımız diye ağlaşanların yeni yeni uyanmaya başladığı hadise.
  • işte asıl beka meselesi budur. türkiye cumhuriyeti'nin hakkı olanı almak zorunda olduğu bir olaydır. militarist söylemlerden kaçınarak çözülebilecek bir sorun olduğunu düşünmüyorum. ülkenin en önemli konusunun ve gündeminin bu olması gerektiği kanaatindeyim. tarih boyunca bedeller ödemiş bir toplumuz. ödenmesi gereken bir bedel varsa yine öderiz. "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."