şükela:  tümü | bugün
  • bir televizyon programında atatürk düşmanlarını kastederek "bir kimsenin kurtarıcısına dil uzatması siyasi sapıklıktır." diyen bilim adamı.
  • suny-binghamton sosyoloji bolumunun ilk doktora mezunlarindandir.
    yaptigi anketteki sorular sacma sapan degil, herhangi bir sosyal bilimler saha arastirmasinda sorulabilecek, ve sorulmasi gereken sorulardir. bunun elestirilmesi ya cehaletten oturudur, ya da emin colasan gibi turkiye'nin mccarthy'si olmaya soyunmus bir kalemin urunudur; hos bazilarinda ikisinden de yeter miktarda mevcuttur.
    (bkz: joseph mccarthy)
  • kırmızı ışıkta durmayı bilmeyen bir toplum hukuk kurallarını oluşturamaz, minvalinde söz söyleyen yazar.
  • programda tartıştığı kişinin partisinin seçime girip girmediğini bile araştırmamış, merak etmemiş, öööyle kırathane muhabbeti tarzı konuya giren kişiymiş.

    "kendine gel"

    http://www.youtube.com/…p0mdek&feature=channel_page
  • sesi şirinlerden birinin sesiyle tipatip ayni olan ama hangi şirin oldugunu bir turlu cikaramadigim bilim adami.
  • (bkz: doğu sorunu)
  • değişik bir evrime inanıyor bu şahıs. ve hep aynı şablonlara sahip.

    mesela her konuşmasında aşağı yukarı lafı şuna getiriyor; zamanın ezilmiş kimseleri mağdur kesimleri, sistemin nimetlerini tadarak, para sahibi olarak, gücü tadarak sistemle entegre oluyor.

    işte doğu ergil böyle deyince, karşıt bir argümanda haliyle beliriyor; "ya üstad ne entegre olması, sisteme egemen oluyorlar, bugün her yeri ele geçirdiler, kendileri başlı başına bir sistem kurdular zaten " şeklinde..

    bu argümana ise hemen inkarla ve daha önceden de vardı bunlar demekle cevap veriyor.

    evet hocayla 3 saatte konuşsan 5 saatte konuşsan durum bu. böylesi masum bir siyasi evrime inanıyor.

    madde madde sorular sorarsın. orda bi kelimeye takılır, kelimeleri açıklar, o dediğiniz kelime onu karşılamaz der.
    bi tuhaf politik kıvırmalar filan, yahu üstad sadede gel, şu 5 maddelik sorumu cevapla dersin.
    hemen cevaplıcam der, o arada söz hakkı başkasına geçer.

    kaçak güreşci gibisin be sayın profesör valla billa.
  • açık ve net bir şekilde manüplasyon yapıyor. bildiği şeyleri dahi öyle değillermiş gibi aktarmaya çalışıyor.

    geçen gün yiğit'in sunduğu programda dedi ki;

    "etnisiteler varsa vardır, bunu siz yaratamazsınız"

    vay bana vaylar bana... 21. yüzyılda bunu söyleyebilecek bir sosyal bilimci olması, aslında sadece bizim üniversitelerimizin ne kadar bedava ünvan dağıttığının göstergesidir. zira sosyal bilim alanında profesör olabilmiş herhangi biri, gellner, deutsch, lerner, anderson, hadi bilemediniz hobsbawm'ı kesinlikle okumuş olmalıdır. ve bunların da milliyetçiliğe yaklaşımı, günümüzde de en kabul gören görüş milletlerin, milliyetçilikçiler tarafından yaratıldığı şeklindedir. ve bu teoriler tarihsel örneklerle defalarca kanıtlanmıştır.

    doğu bey de, eğer matematik profesörü değilse, bunu kesinlikle biliyordur.

    ama bunu bilmesine rağmen ne diyor;

    "etnisiteler hep vardır ve hep var olacaktır"

    bırakallasen ya...
  • 2003'un kasım ayında çok uzun süredir sadece göt büyüten 3 genç mülkiye'nin salonunda basketbol oynamaya karar verir. ne şanstır ki salona girer girmez karşılarında doğu hoca ve veteran tayfasını bulurlar. 4'e 4 sıkı bir maç dönmektedir. salona yeni giren 3 genç tırıs tırıs diğer potaya doğru yol alıp, pitik pitik atış yapmaya başlarlar. bir süre sonra veteranların maçı biter ve doğu hoca seslenir: "gençler! gelin bakayım buraya!" bir iki "hocam biz ter atmaya geldik" mırın kırınından sonra yaklaşmakta olan final dönemi akıllara gelir ve mecburen maçta yer alınır. doğu hoca ve 3 genç bir takımı, veteranlardan hala ayakta kalıp bir maç daha çıkarabileceğine inancı olanlar diğer takımı oluştururlar. gençler adına tarihi fark beklenen maçta, rakip takımın 115 kiloluk ve de 40 senelik oyuncusunun üstün performansı şaşkınlık yaratır basketbol camiasında. o derece ki, bir pozisyonda natura horror vacui bu ihtiyar delikanlı'nın sırtına çıkar, ancak o pozisyonda bile sayıya engel olamaz. gençler + doğu ergil'den oluşan takım maçı kaybeder. doğu hoca gençlerden ikisini bir koltuk altına, natura horror vacui'yi diğer koltuğunun altına alır (natura horror vacui biraz daha genişçedir diğer gençlere göre). fırça başlar; "bir de genç olacaksınız, dedeniz yaşında adamı tutamadınız... bik bik bik..." savunmaya geçen gençlerden aynı sesler yükselir; "hocam aylardır oynamıyoruz, hamlamışız... bik bik bik..." işte bu noktadan sonra doğu ergil'i gözümüzde tanrı seviyesine eriştiren muhabbet yaşanır:

    doğu ergil: ya bırakın bunları. ben sizin yaşınızdayken yataktan kalkar -bakın uykudan demiyorum-, yataktan kızın yanından kalkar, 2 postadan sonra gelip 2 saat basket oynar, sonra da yatağa dönüp 2 posta daha atardım.
    natura horror vacui: hocam bizim yanından kalkıp geleceğimiz bir kız yok, belki de ondandır bu performans düşüklüğü. motivasyona ihtiyacımız var.
    az önce canımıza okuyan rakip amca: hocam çocukları rahat bırak. baksana durumları vahimmiş zaten.

    bu muhabbetin yaşandığı günden birkaç gün sonra yaşanan hsbc ve ingiliz konsolosluğu'nun bombalanma olaylarının ardından televizyona çıkıp siyasi değerlendirmelerde bulunmaya kalktıysa da, kendisi en azından 3 genç tarafından ciddiye alınmamış, alınamamıştır. hatta yer yer "ya bırak hocam. sen yediğini içtiğini anlat..." seslerinin yükseldiği söylentiler arasındadır.

    tanım: ilah!
  • hukuk hukukçulara bırakılamayacak kadar önemli birşeydir diyen adam. sonra bunu hiç de şaşırtıcı veya heyecanlandırıcı olmayan bir dolu laf kalabalığı ile açıklayarak savunmaya çalışan adam. ekmek yediği kaba ihanet etmiyor, çok aşikar. sadık.