şükela:  tümü | bugün
  • doğu sanatının amacı allah'a ya da tapılan herneyse o'na ulaşmaktır. batı sanatının ise tanrıdan uzaklaşmak ve kendi yaratıcılığının büyüsüne kapılarak tanrılaşmaktır.
    doğu sanatı nefsi terbiye eder. batı sanatı ise enaniyeti körükler.
    doğu sanatı sabrı arttırmayı amaçlar. batı sanatı ise kendini ifade etmeyi.
    doğuda sanat araçtır. batıda ise amaç.
    doğulu sanatçı eserine imza atmaz. atsa da el fakir, el hakir vs. olduğunun farkındadır. batılı sanatçı ise illa ki imza atar.
    doğulu sanatçı meydana getirdiği eserin zaten hak katında varolduğunu, kendisinin sadece bu eseri somutlaştırdığını yani esas sanatçının rabbi olduğunu bilir. batılı sanatçı eserinin yegane yaratıcısıdır.
  • batı'nın pek tabii ki, bir noktadan sonra basıp zıpladığı karşılaşma. bunun en önemli nedeni -sanırım- islam dinindeki tasvir yasağıdır. minyatürden öteye geçince ancak natürmort ve manzara çalışmıştır doğu sanatçıları.

    (bu entry görsel sanatlar -hatta direkt resim, bir de belki heykel- üzerine yazıldı. müzik ve diğer sanat alanları konu dışı.)

    edit: lan hakkaten, doğu deyince, uzak doğu'yu yok saymışım. off, sıçtım sanırım iyice.
  • doğunun hikmeti vs batının felsefesi şeklindeki alt metinden kaynaklanan karşılaştırma.
  • tiyatro alanındaysa batı türlerin komedi ve trajedi olarak ayrıldığı bir gelişim izler. eskatalogya (tükeniş, felaketle yok olma) mitlerinden beslenen, bir gücün diğeri üzerinde mutlak hakimiyet kurduğu, çatışmaların doruğa evrildiği bir arkaplanın izleri görülür. doğuda ise karşıt duygular bir aradadır, kavramlar içlerinde zıtlarından da parça bulundurduğundan türler arasında sekter ayrımlar oluşmamıştır. söz gelimi bir hint oyununda trajik bir sahneyi eğlenceli bir dans izleyebilir. yine batıda öykülemenin seyirci için önemli oluşu tiyatro yazınını geliştirmişken doğuda izleyici tarafından halihazırda bilinen, dolayısıyla sonuna dair bir merak uyandırmayan eserler sahnelenir. seyirci konuyu merak ettiği için değil, performansı, sanatçıların ustalığını takdir etmek için bu oyunları izler. hint tiyatrosunda renkli kostümler, spesifik jestler, makyaj ve masklar seyircisi için çağlar boyunca oluşmuş bir göstergeler dili gibidir. bize basit gibi görünen bir desen doğu seyircisi için karakter ya da hikaye için açık bir işaret anlamına gelebilir. çin'de tiyatro daha sade ve ses kullanımını öne çıkaran bir gelişme gösterir. pekin operası'nın kökenlerinin geleneksel çin tiyatrosunun vokal tekniklerine dayandığı söylenebilir. japon tiyatrosu ise hüznün öne çıktığı bir seyir izler. (bkz: noh) doğu tiyatrosunda oyuncular uzun yıllar süren katı bir eğitim sonucu alanlarında uzmanlaşırlar. ritüel köken doğu ve batı tiyatrosu için de ortaktır, ancak batının aksine doğuda ayin niteliği taşıyan dans ve şarkılar tiyatro alanında günümüze kadar gelmiştir.

    daha fazla bilgi için bkz: oscar brockett - tiyatro tarihi , prof. dr. sevda şener - dünden bugüne tiyatro düşüncesi

    edit: burada doğu-batı iran'ın doğusu ve batısı olarak ayrılmıştır elbette.
  • batı'da sanat bir amaçtır... tamamen doğuya özenen doğuyu taklit eden ve maalesef doğudan daha ileri taşıyan... doğu'da ise sanat bir yaşamdır, yaşamın kendisidir...doğulu sanatla yaşar... sanatla doğar, ölür....

    beyazıt meydanındaki darülfünun kapısı uzaya açılır, bilme irfana, tanrı'ya açılır, kapının esasındaki işlevi bir yere girmektir çıkmaktır ayırmaktır, en basit tabiriyle ... peki brandenburg gate nereye açılıyor arkadaşlar? boşluğa... her iki tarafı da boş ... temeli yok geleneği yok,., sadece zenginlikle materyalizmle, maddecilikle ve ilkel insan hırsıyla " benim neden böyle bir kapım yok"düşüncesiyle inşa edilmiştir... batı mirasi de kutu gibidir hayatları da kutu gibidir, sadece işlevseldir faydacıdır... göz boyamadır.. batı sanattan anlamaz... o kadar abartılan, imrenilen eyfel kulesi insanın yalnızca demiri bülltüğünü yoğurduğunu ispatlar, rakamlarla şu kadar vida şu kadar demir denilerek batının rakamdan ibaret gördüğü işte batının sanatı....doğaya karşı korkusunu hala yenememiş onla hala yarış esen ilkel insanlar... herşeyi ebatla hacimle yükseklikte rakamla ölçerler..giysileri sadece renktir ve dikiştir cepleri vardır... bir karadeniz kadınının başındaki örtüsü pulları, renk renk çiçekli basmaları başka nerde var? bir efeyi düşünün, işlemeli yelek dokuz körüklü çizme, sonra bir batılı köylüyü... bir şadırvan mermeri, bir telkari, işlemeli hamam tası eyfelden daha üstündür arkadaşlar... beş defa makamından ezan okunur her gün bu topraklarda... divriği ulu cami kapısıyla yarış eder bir kapı yoktur... hayvanlarla yarış ederler hala sanatlarında... buraya yüzlerce binlerce on binlerce örnek verebilirsiniz... batı sanatı sentetik ve yapmacık esasında da sanatçı değil zanaatçıdırlar.... konuşulacak çok şey var birer birer sıkıldım şimdi...

    hakkını yemeyelim italyanları hep ayrı tutarım batının sanatı eski yunan'da başladı italya'da bitti... ingilizler de güzel müzik yaparlar...