şükela:  tümü | bugün
  • senin o muhabbetini yaptığın kız ana kucağından ayrılıp allahın unuttuğu dağın başında köpek bağlasan durmayacak köy lojmanlarında kalıyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız sen evde kombiden çıkan sıcak havayla mayışmışken kömür taşıyıp ısınmaya çalışıyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız her gün soba zehirleyecek korkusuyla yaşıyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız sen pc başında yayılıp ekşide takılırken tipi eşliğinde kapı önünde bekleyen kurt sesini dinliyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız sen kıçı kırık köpek gibi gezerken köy yolunun açılmasını bekliyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız sen her istediğinde kombini açıp duşa girerken suyun gelip banyonun sobayla ısınmasını bekliyor.

    senin o muhabbetini yaptığın kız cahil bırakılmış bir toplumun içinde insanlara bir umut olmaya çalışıyor.

    o yüzden böyle bütün gün bilgisayar başında yayılan vasıfsızların ağzına alırken bir destur demesi lazım, e mi canım benim.
  • üniter devletin başını yaktığı kızdır.

    oysa bırak kürdistan'ı kendi haline, öğretmen mi buluyor, peşmerge mi buluyor, ne buluyorsa bulup eğitsin bebelerini.
  • 3 lira maaş alıyor diye her türlü pisliğe katlamalı gerektiği düşünülen insan. amk paranın köpeği olmak böyle bir şey, gel veriyim maaşını akşama kadar taciz edeyim, ayağımı koklatayım.
  • doğuda görev yapıp batıya gelen her öğretmen gibi milliyetçi olur. batıya gelenlerin hepsi söverek geliyor. nasıl bıktırdılarsa insanları artık....
  • zor şartlarda görev yapan, ülkenin ücra köşelerinde eğitim hakkı olan çocuklara ulaşma ve eğitme gönüllülüğü gibi kutsal bir misyonu kabul eden, kazandığı paradan daha fazlasını sonuna kadar hakeden değerli insanlardır.
  • benden küçük olsa bile elini öperim vatanının çocuklarına bişeyler öğretmek için ordadır.
  • burada ahkam kesmek kolay, bilip bilmeden sallayıp durmayın aq.
    artık oralar başka bir ülke gibi. batıda bile kadına saygı duyulmazken,
    doğuda hiç duyulmuyor. genç yaşta ekmek parası kazanmak için
    kızlara -ki mecbur olmasa zaten gitmezlerdi- lütfen laf sokuşturup durmayın.
  • bu insana faşist yada ırkçı diyebilecek türdan bazı orospu evlatlarının dünyada yaşıyor olduklarını bilmek bile bir garip lan.

    valla.

    lan beyinsiz itler, bana çıkıp efendim doğuda ve g.doğu'da insanlar öğretmenlere çok iyi davranıyorlar hele de bayan öğretmenlere filan derseniz bende zevkle küfrederim ananıza.

    ırkçılık mış. ha siktirin.
  • benim. hep olumsuz şeyler yazılmış ancak tablonun bu kadar siyah olmadığını göstermek için tecrübelerime dayanarak birkaç kelam etmek isterim.

    görev yaptığım coğrafyaya ilk adım attığımda asla alışamayacağımı düşünsem de öyle olmadı. şu an batıdaki hayatımı aramıyorum bile diyebilirim. en basitinden istanbul'da hangimiz başı darda birini iyice tanımadan evimize alırız? tabi ki hiçbirimiz. ama benim görev yaptığım yerde bir bayan öğretmen "yeni geldim, kalacak yerim yok." desin buranın insanının yüzde doksanının evinin kapısını açacağına kalıbımı basarım.

    evet, insanlar adetler gelenekler çok farklı. en basitinden istanbul'da akşam dokuzda rahatça yürüyebiliyorken burada kadınlar beşten sonra nerdeyse dışarı adım atmıyor. evet ciddi bir ısınma sorunu var, minibüslerin çok hijyenik olmadığı da su götürmez. bakışların biraz uzun süreli olduğu da doğrudur. ama bütün doğu insanını kapsayacak genellemeler de sağlıklı olmuyor.

    söz gelimi ben buranın insanından hiçbir yerde görmediğim misafirperverliği gördüm diyebilirim. mesela istanbulda esnaftan bir şey alıp dükkandan çıkarken hayırlı işler dediğinizde birçoğu cevap bile vermezken burada esnaf binbir türlü samimiyet gösterir, sorduğunuz şeyi satmıyorsa bile bir yerden bulup getirir size haber salar. sırf ihtiyacınız görülsün diye. ufacık bir şey aldığınız bir esnaf on beş gün sonra bile unutmaz halinizi hatırınızı sorar, çay ikram eder.

    ıstanbul'da insanlar bir yere yetişme derdinde doğru düzgün adres bile tarif etmezken burada adres sorduğum insanlar tarif etmekle kalmayıp bizzat götürdüler.

    ev bulmak için emlakçıya para kaptırmama gerek kalmadı. yöre halkı bir sürü ev gösterdi.

    valizim taşındı. sıralarda öne alındım. minibüsçüler okula geç kalmayayım diye erkekleri indirip beni oturttular, güzergahlarını değiştirdiler. komşum okuldan yorgun geliyorum diye sık sık yemek gönderdi.

    köşedeki kırtasiyeci ben geçerken saygıdan ayağa kalktı. (çıkarı vardır diyenler için bu adamcağzın benden tek çıkarı ayda bir aldığım lafı bile edilmeyecek bir liralık tükenmez kalemdir.)

    hele hele köy yumurtası sorduğum bakkalın, -kış aylarında pek bulunmaz, az olanı köylü kendi yer- köydeki akrabalarından rica edip "hocanımın yumurtaları geldi." diye öğrencilerime haber salması... beni çok etkilemişti, o gün gerçekten duygulanmıştım.

    velhasıl kelam, batıdan geldiğim için hiçbir olumsuz muammeleye, ayrımcılığa maruz kalmadım. dışlanmadım. aksine saygı ve çıkarsız bir canayakınlık gördüm. evet zorluk çeken, kötü insanlarla karşılaşmış meslektaşlarım da olabilir ancak benim anlattıklarım da noktasına virgülüne kadar gerçek ve en ufak bir abartı barındırmıyor.

    kısacası kötü insanlarla her ortamda karşılaşabilirsiniz. bunun doğusu batısı olmaz . bu yüzden "doğuya nasıl giderim ? diye kara kara düşünen öğretmen adayları varsa evet ilk tayin yeriniz muhtemelen doğu olacak. ilk günler alışamam sansanız da alışacaksınız ve belki de karşınıza çok çok iyi insanlar çıkacak. bu yüzden endişe etmeyin ve kpss ye çok çalışın.
  • işte tam da ben olacaktım bu ama -yanlış hatırlamıyorsam son kurban bayramındaydı- babam eline türkiye haritası aldı ve bir sınır çizdi. çok ciddiyim. o sınırın ötesine geçmem kesinlikle yasakmış. diyalog şuna yakındı:

    - babacım senin bu kpss puanlarından haberin yok herhalde?
    - puanın yetmezse özel okula devam edersin, başka iş yaparsın ya da çalışmazsın.

    sıkıntı çekenlere de sabır diliyorum. orda tek başına yaşamayı göze almak ayrı bir cesaret gerektiriyor bence. şikayet edebilir, yakınabilir de insanlar eleştiremem. ''oradaki insanların da eğitim hakkı var'' idealistliği yapmak için oraya gidip buna benim de emek vermiş olmam gerekir. o şartlarda yaşamadan kimseyi yargılamıyorum. psikolojik yıpranmaya karşı direncim çok düşüktür, korkmadım desem yalan olacak şimdi. yani; hava soğuk olur, yaşam standardı düşük olur ona alışırım da insanların tavrına alışamam. hayatı sorgularım, çok ciddi depresyona girerim muhtemelen. o zaman da ne öğrenciye bir faydam dokunur ne kendime. sanırım babam bu sınırı benim sınırlarıma göre çizmiş. bugün eve gidicem zaten, sorayım bakalım babama hala aynı fikirde mi.. ben ikna oldum da çünkü. benim hiç olmadığım kadar türk milliyetçisidir babam. o yüzden gönül rahatlığıyla faşist diyebilirsiniz bundan gocunmayacaktır muhtemelen.

    ama siz buralarda çalışıp zorluk çeken, tacize uğrayan kadınları faşist diye eleştiremezsiniz.
    maaş alıyormuş hadi ya.. elinden gelse onu da almasın diyecekler. o zaman herkesin tacizine uğrayalım, maaş alıyoruz diye de bundan şikayet etmek lüks olsun. tacizi meşrulaştırmayı geçtim arkasında duruyor artık insanlar. illa şuraya ''devlet asıl bize de bakmıyor'' lu ırkçı saçmalıklar mı kasayım, napayım? türk- kürt falan yok ülkede. kafası çalışmayan, her bulduğunu belli kalıpların arkasına sığınarak meşrulaştırmaya çalışan vicdansızlar var.