şükela:  tümü | bugün
  • türkiye koşullarında, direkt isim olarak olmasa da, hangi parti mensubundan çıktığı tahmin edilebilecek bir cümle. tabii ki akpli sağlık bakanımız recep akdağ beyan etmiş :

    --- spoiler ---

    sağlık bakanlığı’nın doğurganlık yaşındaki kadın, sağlıklı hamilelik, doğum ve bebek konularına odaklanması gerektiğini ifade eden akdağ, doğum karşıtı bir politikanın ürünü olan “doğum kontrolü” kavramının geçmişte kaldığını, türkiye’de de devletin yıllarca doğum karşıtı politika izlediğini belirtti. doğum kontrolü ve nüfus planlaması kavramlarının tarihin çöplüğüne atıldığını söyleyen akdağ, bir ailenin ne kadar çocuk yapacağına kendisinin karar vermesi gerektiğini, bunun sağlıklı biçimde gerçekleşmesi için de devletin ona yol göstereceğini bildirdi.

    --- spoiler ---

    http://siyasihaber3.org/…tarihin-coplugune-atilacak
  • doğum kontrolü uygulamasını yanlış bir yöntem gibi gösteren açıklama.

    "tebaa doğum kontrolünü bilmiyordu. ne ara öğrendilerde uygulamaya başladılar!" minvalinde açıklamadır bence.
  • evinde bir paket durex ile yakalandı diye mansetlerle hapise atılan dogum kontrolcüler terör örgütü mensuplarını gorecegimiz zamanlara işaret eden beyan olsa gerek.
  • doğum kontrolü denilen şeyin tam olarak "bir ailenin ne kadar çocuk yapacağına kendisinin karar vermesi"ne yaradığını bilmeyen kişi beyanı. ya bu abik gubik lafları niye söyleyecek en son kişi söylüyor hep? ben artık ciddi ciddi bilerek yaptıklarını düşünüyorum. bu kadar olmaz yani, olamaz. koca sağlık bakanı doğum kontrolü denilen şeyi zor kullanarak doğurmanın önüne geçmek olduğunu falan sanıyor.*

    edit: doğru ya bu şahsın aynı zamanda hangi ünlü sözü söylediğini unutmuşum:

    (bkz: tecavüze uğrayan doğursun gerekirse devlet bakar)

    hala çok nüfusun iyi bir şey olduğunu düşünenler için de şu linkleri şuraya serpiştiriyorum:

    2050'ye kadar dünyanın besin üretiminin %70 artması gerektiği gerçeği.
    2030'dan itibaren dünya nüfusunun sike sike azalacak zorunda olması.
    dünya'nın taşıma kapasitesini aşmak üzere olması.

    (bkz: carrying capacity)

    meraklısına bonus hesaplamalar:

    adama sikini nereye ne zaman sokup çıkaracağının da devlet politikası olduğunu iddia edenleri de göstermiştir bu vesileyle. bunu mu demek istediniz: nüfus kontrolü.

    ha nüfus ha doğum ayrıntılara ne takılıyorsun, sonuçta amaç nüfus yaşlanmasını engellemek diyen arkadaşlar için devletin hangi durumlarda nüfus politikasıda sert önlemlere gittiğini sunmak istiyorum: hükümetin populasyon artışına müdahalede pozitif ya da karşıt müdahalede bulunduğu durumlar çok nadir ancak gözlemlediğim kadarıyla nüfus artış hızı yüzde 2.5 oranını geçtiği anda hükümetler müdahalede bulunma eğilimdeler. bunun en bilineni çin'deki (bkz: one child policy).

    ayrıca hindistan'da çocuk sayınız 2'yi geçerse oy veremiyormuşsunuz sanırım* yine de bu yöntem doğum oranını (bkz: fertility rate)(aile başına düşen ortalama çocuk) 3 yılda yarı yarıya düşürmüş. bu yasa yürürlüğe girmeden önce nüfusun yıllık büyüme oranı ise 2.5-3 arasıymış.
    (bkz: hum do, hamare do)
    hindistan'da nüfus planlaması

    nüfusun büyüme oranını destekleyen ülkeler arasındaysa tabii ki çocunlukla avrupa ülkeleri var:

    almanya -> %0.06 büyüme oranı
    japonya -> -%0.12 büyüme oranı
    grönland -> %0.12 büyüme oranı

    benim aklıma gelenler. bunlarda forced bir durum yok tabi, yani silah dayayıp içine boşal lan demiyorlar fakat doğurganlığı maddi olarak destekleyen ülkeler arasında. bu açıdan bu ülkeler arasına türkiye de dahil. türkiye'de 3. ve sonraki doğumlarda her doğum için aileye 600 tl veriliyor. türkiye şartlarında çocuk masrafları açısından dişin kavuğunu doldurmayacak olsa da fakir bir aile için motive edici diyebiliriz:

    15 mayıs 2015 itibariyle gelen doğum yardımı kanunu

    peki türkiye'deki nüfus artışı 2010-2015 yılları arasında kaçmış?

    --- spoiler ---

    yüzde 1.69
    --- spoiler ---
    yani nüfus politikasındaki artışı desteklemekte olan ülkeler arasında saçma sapan bir konumda. iş burda bitmiyor. (bkz: en az 3 çocuk) sözüyle ufak ufak başlanan nüfus artışı politikası 2005-2010 yılları arasında 1.27'lik bir oran sağlarken, 2010'dan sonra 0.38lik bir ivmeye sebep oluyor ve %1.69luk oran bu şekilde elde ediliyor. şimdi bu ivmeyi sabit kabul ediyorum çünkü belli akp iktidarının yönelimi zaten ivmenin artması ya da sabit kalması yönünde...

    basit mantık ve matematik bize nüfusun exponansiyel arttığını söyler.
    2015-2020: %2.07*5=84 milyon nüfus.
    2020-2025: %2.45*5=94 milyon nüfus. 10 yılda 15 milyon genç oldu hakikaten.
    2025-2030: %2.83*5=107 milyon nüfus.

    he bu aradabirleşmiş milletler istatistiklerini kullanarak bunları söyledim. cıa raporuna göre 2016'daki tahmini nüfus artış oranı yüzde 2!

    2030, dünyanın nüfusunun kıtlık, dolayısıyla toplu ölümler yüzünden azalacağının tahmin edildiği yıl. 2.83 oranı ise dünyanın hali hazırdaki haline göre bile tehlikeli bir artış oranıyken 2030 yılında daha tehlikeli bir rakam olacak.

    toparlayalım. yani hükümet bu kafayla gittiğinde: çin'in ve hindistan'ın radikal kararlar aldığı nüfus büyüme oranı türkiye'nin normal, sıradan hedefi olacak. yine yerleşim politikalarında da aynı kafayla giderse istanbul 2025'te yaklaşık 30 milyon nüfusa sahip olacak! büyük çaplı kıtlıklar, su ve petrol savaşları gibi insanlığı tehdit eden konular yavaş yavaş gündeme geldiğinde türkiye'nin zaten çok zavallı durumda olan besin üretimiyle muhtemelen dünya çapındaki nüfus artışını en çok hisseden ülkelerden biri olacak. bundan sonrası felaket senaryosuna girer, sözlükte bu tarz şeyler yazmayı pek sevmiyorum. o yüzden burada duracağım.

    bu kadar sayfa sayfa şeyi niye anlattım? çünkü nüfus artışımız zaten idealin üzerindeyken, insanlar zaten hali hazırda zar zor geçinirken sizin iki dudağınız arasından çıkacak şeyleri emir gibi dinleyen topluluğa siz daha da çocuk yapın derseniz milletin iyice a. koymuş oluyorsunuz. yapmayın. bu insanlar söylediğiniz herşeyi ciddiye alıyor. şu söylediklerinizi biraz tartın, azıcık bilimsl düşünün, istatistiksel düşünün aq. ben akşam evde camış gibi yayılarak bu analizi yapabiliyorsam sizin 500 tane analistiniz hayli hayli yapar.

    azcık dünyanızı düşünün lan.
  • o zaman ben de sorarım "çocukları leylekler mi getirecek?" her kadın her zaman doğuma hazır nasıl bir zihniyettir, laboratuvarda mıyız.. doğum esnasında ölüm riski olan anneler var haberiniz var mı, ve daha bir sürü şey.. yani azizim dünya tepsi şeklinde değil mesela.. pardon, ramazan ayında bir düşünür annelik hakkında derin düşüncelerini aktarırken "kadınlar tanrının isteğini yerine getiren aracılardır yalnızca" demişti, unutmuşum. leylek fikrine yoğunlaşalım, leylek iyi, leylek..
  • anlamadım şimdi, her doğumun peşinden bir daha hamile kalın, 5, 10, 15 nereye kadar gidiyorsa gidin, demek mi bu?

    ilginç söz.
  • --- spoiler ---

    ... akdağ, bir ailenin ne kadar çocuk yapacağına kendisinin karar vermesi gerektiğini, bunun sağlıklı biçimde gerçekleşmesi için de devletin ona yol göstereceğini bildirdi.
    --- spoiler ---

    kim tarafından söylendiğini daha başlığa tıklamadan tahmin edebileceğiniz bir boş laf. keşke bunu söyleyenleri tarihin çöplüğüne atabilsek de kurtulsak.

    "üç çocuk yapın", "her aileden üç çocuk istiyoruz" diye bas bas bağıran da bendim zaten. siz göstermeyin yol filan, bundan da eksik olun.

    bakın, şimdiden söylüyorum. bunlar yarın öbür gün diğer doğum kontrol yöntemleri ile birlikte, prezervatife ulaşmayı da zorlaştıracak bir işin içine girecekler. sonra ne olacak? cinsel yolla bulaşan hastalıkların artması ve hastanede kürtaj olmaya korkan*** kadınların, merdiven altı yerlere kürtaj olmaya gitmesi sonucu nice canlar kaybedeceğiz.
  • "bir ailenin ne kadar çocuk yapacağına kendisinin karar vermesi gerektiğini"

    tamam işte durex de onu diyor zaten, didişmeden güzel güzel anlaşın.

    not:
    satır araları: "aile" --- bekarsanız zaten çiftleşmeyin zina haram
    "'ne kadar'yapacağına" --- hiç yapmama lüksü yok
  • hayatının her alanında nitelik yerine niceliği tercih etmiş islam eksenli partinin sağlık bakanının yaptığı açıklamadır.

    hatta üşenmedim, verilen linkteki haberi de okudum. bu adam aynen şu cümleyi de sarf etmiş:

    "bizde de ortalama doğum sayısı 2.1’lerde. bu daha alta inerse, biz de batılı ülkelerin yaşadığı sıkıntıları yaşarız."

    nedir o sıkıntılar? doğum oranının azlığı, nüfus artışının yavaşlaması, hatta negatife dönmesidir.

    iyi de, senin nüfus patlaması yaşayan ülkende futbolcu yetişmiyor. gidip batılı ülkede doğan türk asıllı oyuncu devşiriyorsun.

    senin nüfus patlaması yaşayan ülkende bilim adamı, sanatçı, mühendis yetmişmiyor, yetişenler de hasbelkader kendi çabaları ile bir şeyler yapıyorlar, onlara da köstek oluyorsun. beğenmediğin batının insanlığa katkısı senin fersah fersah ilerinde.

    senin nüfus patlaması yaşayan ülkende bir sınıfa kaç öğrenci düşüyor? bir çim saha başına kaç sporcun var? bir doktora kaç hasta düşüyor? hepsinde sınıfta kalmışsın. hala "doğurun" diye telkin eden adamın ülkesinin haline bak.

    en başta dediğim gibi, bu cahil takımı nitelikten anlamaz. niceliğe bakar.

    saray yaptırmakla kalmaz. en çirkinini yaptırır, ama bin odası vardır.

    köprü yaptırır, hangi sorunu çözdüğünü anlatamaz, ama uzunluğuyla, genişliğiyle övünür.

    aynen arap kafası.

    onlar da "en büyüğü bizde" diye batılı mühendise, mimara paraları yedirip koca koca binalar yaptırırlar. o paraları alan batılı ülkeler de kendi az ama öz insanına yatırım yapar.

    her şey abd'nin oyunu filan değil.

    kalitesizliğin, vasıfsızlığın, cehaletin seçim sandığında baş tacı edildiği yerde o koyunları güdecek çoban nasıl olsa bulunur.