şükela:  tümü | bugün
  • üst bacak kemiğinin başı ile kalça eklemi arasında değişik derecelerde uyumsuzluk olması durumu. bebklerde sık görülen, erken anlaşılıp tedavi edilmezse kalıcı sakatlıklara yol açabilen bir ortopedik sorun.
  • dogum anında doktorların bebeği birazcık hızlı çekmesiyle bile gercekleşebilecek olaydır, insanın ilerleyen günlerini topal geçirmesine sebebiyet verir. şuan bildiim kadarıyla sadece amerikada çok çok gelişmiş teknolojiyle operasyon geçirerek normal yürümeye kavuşma olağını var; çekilen sancılardan bahsetmeye gerek bile yok sanırım.
  • "o"nun muzdarip olduğu rahatsızlık. bunu okuyunca "muzdarip ne lan" diyecek. 2 yıldır tanıyorum, dikkatli bakmayınca farkedilmiyo aksaması, ben bi yıl falan hiç bişey anlamamıştım.
    bisiklette beni önüne atarak gezdiren "o" deli kızın kalça çıkığı ile ilgili paylaşmak istediklerini aynen aktarıyorum.
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    doğuştan kalça çıkığı rahatsızlığı olan biri olarak öğrenmek zorunda kaldıklarımı paylaşmak istedim.

    kalça çıkığı; kalça ekleminde top şeklindeki femur başının yuvanın içinde düzgün olması gerekirken değişik derecelerde dışında olması durumu.

    kalça çıkığı doğuştan ve gelişimsel olmak üzere iki çeşit. benim kalça çıkığım anne karnında ters durmamdan dolayı ve doğuma kadar yer değiştirmememden kaynaklandı. zor da bir doğum olduğundan doktor kalçamı çıkarmış. bunun nedenleri ilk çocuk olmam, kız olmam ve ailede daha önce doğuştan kalça çıkığının görülmesi. yani bu özelliklerdeki çocuklarda ve özellikle türkiye' de "yaygın olmasından dolayı" dikkatli olunmalı. ilk 4 ayda röntgende belli olmayacağından ultrasonla bakılmalı. erken teşhisin şöyle bir faydası var:

    1- 6 ay bandaj tedavisi
    6- 18 ay arası genel anesteziyle kalça yerine oturtulup alçıya alınma
    18 aydan sonra ameliyatla tedavi edilebiliyor.

    8 yaşından sonra tamamen tedavi edilmesi mümkün değil.

    gelişimsel kalça çıkığı da yine türkiyede çok yaygın hatta yüzde 99 u bu şekilde gelişiyor. çocuğu erken oturtmadan, kundaklama ve yanlış taşımalardan kaynaklanıyor. kucakta bacakları iki yana ayırarak taşımak en iyi yöntem.

    çocukta kalça çıkığı olup olmadığı bacakları oynatıldığında çıkan kıtırtı sesinden, çıkık bacaktaki kısalıktan, bacağın dışa dönük olmasından, daha az hareketli olmasından ve bastırınca kalçada hareketlilik olmasından anlaşılabilir. ağrısı olmadığından çocuk ağlamayacaktır. bu yüzden bu şekilde fark edilmeye çalışılmalı.

    bendeki kalça çıkığı, hemen teşhis edilmesine rağmen 78 yılında almanyadaki şartlarla 3 yıl hastanede kalmama ve birçok ameliyat geçirmeme neden olmuş. ileriki yaşlarda da pek çok kalça çıkığı problemi yaşayan insan yeni problemlerle karşılaşır. 22 yaşımda bel, sırt ve diz ağrısıyla doktora gittiğimde kalça çıkığı olan tarafın kısa olduğu ve ameliyatla düzeltilirse sorunun çözüleceği söylendi. ancak doktorlarım 5 cm kısalığa kadar ameliyat olmamın yaşatacağı zorlukların getirisinden daha fazla olduğunu söylediler. daha sonraki teşhiste femur başında aşınma ve omurilikte yamulma olduğuydu. bunun sonuçları zamanla bacağımın daha da kısalması , bel ve sırt ağrılarımın artması şeklinde olacak. ancak asıl vurgulamak istediğim bu sorunları yaşayanların, ağrıları ilaçla dindiremeyecek ana kadar ameliyat olmamaları gerektiği. çünkü ameliyatta femur başı kesilip protez takılıyor. ilk protezin ömrü 20 yıl sonra 15 sonra 2 yıla kadar düşüyor. daha sonra artık protez takılamıyor. yani ne kadar geç olursa hatta hiç olmazsa o kadar iyi.

    ameliyat olma sürecini kısaltmanın yolu yaşam biçimi. düzenli spor yapmak (bisiklet ve yüzme) , kilo almamak, kısalık için tabanlık kullanmak, sigara içmemek hayat kalitenizi arttırıp ve ağrılarınızı azaltıyor.

    paylaşmak istemememin sebebi uzman olmamama rağmen zaten yorucu olan bu süreci başkaları için kısaltmak hatta erken teşhisle bu yola hiç girmemeyi sağlamak. belki de bana yardımcı olan insanlara, ben de başkalarına yardımcı olarak minnet borcumu ödemek.

    o
  • özellikle iri köpek cinsleerinde sıkça rastlanan bir kalıtsal bozukluk. insanlardakinin aksine köpekte dikeyde bir baso oluşmadığından herhangi bir ortopetik müdahale ile uyluk yerine oturamadığından yapılan ölçümde osteoartrit oluşma riski yüksek çıkarsa mutlaka 6 ila 9 ay arasında ameliyat edilmelidir. (bkz:triple pelvic osteotomy)
  • yenidoğan bebeklerde birinci ayında rutin olarak uygulanan ultrasonografi ile teshiş edilebilen hastalık.
  • bebeklerde erken teşhis edildiği takdirde çeşitli yöntemler ile tedavi edilebilen hastalıktır. minicik bir bedenin belki aylarca banyo yapmadan, sadece silinerek bantlara ve demir desteklere katlanması zor olsa da yavrunun geleceği, sağlığı için topyekün dayanmak gerekir.
  • 9 aylıkken sıralamaya başladığımda anneannem tarafından farkedilmiş ve ben hiç farkına varmadan başımdan gelip geçmiş hastalık. hayatta saçma sapan şeylere taktığım anlarda aklıma gelip gelip bana şükretmeyi hatırlatan, bebeklik fotoğraflarıma baktığımda hiç hatırlamadığım bir zaman diliminde yaşadığım için beni mutlu eden durumun kaynağı. annem için öyle değil tabii. 22 yaşında ilk bebeğini doğurup 9 ay sonra 2 yıl boyunca sadece iki-üç kere görebilmenin psikolojik etkilerini tahmin bile edemiyorum. zira ankara'da bile çift yönlü olduğu için geç farkedilen hastalığım, almanya'da tedavi edildi/edilmiş. ve ailemin anlattığına göre doktorum 3 ameliyattan sonra bile pek umutlu değilken tedavinin benim lehime sonuçlanması küçük bir mucizeymiş. şimdi leğen kemiklerimdeki estetikli dikiş izlerim bu ameliyatı aklımda her an tutmamı sağlayan tek hatıra.

    şimdi kalkıp bacaklarım çok ince :((((( boyum çok kısa:////////// diye üzüldüğüm an aklıma geliyor. adımlarımı düzgün atamayabilirdim, bilmiyorum belki de doğru düzgün yürüyemezdim bile. ha şimdi bi de skolyoz var ve biliyorum ki boyum 3-4 santim daha uzun olabilecekken sırf bu skolyoz piçi yüzünden değil ama tam olarak 4 doktordan aldığım teyide göre artık ilerlermiyor ve ben de zaten miniminnacık olmayı seviyorum. en azından sırtımda kocaman, estetikli, parlak, upuzun bir dikiş izim olmayacak!

    bu arada daha bir yaşımdayken verilmesi gereken narkoz miktarında bayılmayınca "türk kızı çok güçlü ;)))))" deyip tekrar narkozu dayamış doktorum ajhsdgfaj (anlatılana göre tabii bu olaydaki her şey gibi) ülkemi avrupa'da başarıyla temsil ettiğim için çok mutluyum ahjsdgasfhga
  • özellikle iri ırk köpeklerde görülen hastalık.kalıtsal bir bozukluktur. alman kurt köpeklerinde oldukça yaygındır. 4 aylıkken genel anestezi altında röntgen filmleri alınarak özel ölçümlerle teşhise gidilir. dereceleri vardır. yani her çıkıklık operasyonla giderilmez. kilo alımı, kaygan zemin, merdiven inip çıkma, dengesiz diyet kuçunuzu bu hastalığa yatkın hale getirir.
    en iyisi siz köpeğinizin yürümesinde bir anormallik görmeseniz dahi minik bir ayıcığa sahipseniz çok geçmeden, ki büyüyünce sorunda büyür, veteriner hekiminize danışınız.
  • görülmesinde kalıtım, doğumsal travmalar, femur başının iyi gelişmemesi, intrauerin duruş buzuklukları gibi nedenler etkilidir.

    -tek taraflı kalça çıkığında bir bacak diğerinden kısadır.

    -bacak pilileri asimetriktir.

    -bebeğin bacakları düz olarak yanyana uzatıldığında perine görünür.

    -kalçada şekil bozukluğu vardır.

    -cetvel belirtisi denen bir belirti görülür.

    fiziki muayene ile tespiti mümkün olmayabilir.
  • büyük köpeklerin genelde muzdarip olduğu bu rahatsızlığın bir skor tayini var. çekilen filme göre her bir kalça ayrı ayrı skorlandırılıyor. numara 0'a ne kadar yakınsa kalça çıkıklığı derecesi o kadar düşük demek. en iyi skor 0 olup en kötü skor 53; yani iki kalçanın toplamı 106'ya kadar çıkabilir. abd, avrupa, britanya ve almanya değişik sınıflandırmalarla adlandırmışlar.

    iyiden kötüye sıralarsak;

    bva*(britanya/avustralya)= 0 / 1-3 / 4-6 / 7-8 / 9-18 / 19-30 / >30
    fci*(avrupa)= a1 / a2 / b1 / b2 / c / d / e
    ofa*(abd)= e / g / f / b / m / mod / s
    sv*(almanya)= normal / normal / normal / fast normal* / noch zugelassen* / mittlere* / schwere*

    avustralya'dan edinilen data'ya göre en çok film çekilen 24 köpek türünden en iyi skorları belçika çoban köpeği(4.9), rhodesian ridgeback(5.0), avustralya çoban köpeği (5.9) alırken; en kötü skorları dogue de bordeaux(17.1), avustralya bulldogu(17.8) ve bullmastiff(18.6) almış. tabi bu istatistikler sadece avustralya'dan.

    ingiltere'de 2011'de derlenmiş bir çalışmada yüzbinlerce köpeğin kalça skorları toplanmış; sibirya kurdu 3754 katılımcısına rağmen en iyi ortalama skora(7) sahip olmuş. daha iyi skorları olan birkaç türden ayırmamın sebebi bu kadar çok sayıda olmaları. yoksa sayıları 30-40 olan birkaç cins daha iyi skorlara sahip olsa da istatiksel olarak anlamlı değil diye düşünüyorum. yamuluyorsam düzeltin.

    bakılan değerler ve skorlar için http://www.online-vets.com/hipscore_1.html
    britanya'daki 250 bin civarı köpeğin skorları için http://www.bva.co.uk/…_specific_statistics_2012.pdf