şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'de yaşayıp, özellikle batı ve iç bölgelerde, ülkenin doğusunda hiç bir yeri görmeden, gezmeden, tanımadan, anlamadan bol keseden atan insan tipidir.

    medya hakkında atıp tutan, ancak iş doğu ile ilgili haberlere geldiğinde medyanın borozanı kesilir.
    doğu bölgemizde eğitim seviyesinin düşüklüğü ve abuk subuk töreler olduğu ve bunların sonucunda gencecik insanların öldüğü, çocuk gelinlerin olduğu bir gerçektir. ancak aynı gerçeklik istanbul, ankara, izmir gibi büyük illerin varoş kesimlerinde de mevcuttur. eleştirmek sadece kuru kuru eleştirmek noktasında olduğu sürece daha çok konuşuruz.

    ankara'da doğmuş ve büyümüş biri olarak 6 ayımı van ilinde geçirdim iş gereği ve gidip gördükten sonra, orada ki insanlarla sohbet etme, aynı sofrayı paylaşma imkanından sonra, olayların aslında bize anlatılan gibi olmadığını gördüm.

    birbirimizi tanısak, anlasak, empati kurabilsek keşke.

    edit: 6 ay sonra dönmem eğitim için. 2 sene sonra tekrar van'a döneceğim. belki bi 5-10 sene de orada olacağım. kim bilir belki de daha uzun...
  • 6 ay kalıp gideceğini bilerek ahkam kesmekle aynı şeydir. doğuyu görmek değil iliklerine kadar yaşamak gerekiyor ahkam kesmek için. bi kaç hafta boyunca gün aşırı 8'er saat elektriksiz kalıp insanların çok da umrunda olmadığını görmek gerekiyor mesela. suların akmadığı, tuvaletin olmadığı okullarda çalışmak, yine insanların "bişey olmaz hocam" demelerine şahit olup hala empatiden bahsetmek bayağa bayağa ahkam kesmektir. ben empati kuramıyorum arkadaş 150 sene geriden gelen kafalarla..işte o kadar..
  • dogruyu gormeden ahkam kesmek de denebir.
  • astrofizikçilerin bilmem kaç milyon ışık yılı uzaktaki yıldızlara hiç gitmemiş olmalarına rağmen haklarında ahkam kesebilmelerine benzeyen durumdur. yeterli veri varsa mümkündür.
  • doğu ismini duyunca ora zaten öyle sen ne anlatıyorsun orayı, diyen adam kendi yaşadığı yerden hayatta çıkmamış, başka yerin görmemiştir ve kültürüyle zerre kadar bağlantısı yoktur. halbuki, yaşadığı çevre kendisinin doğu deyip küçük gördüğü yerden daha berbat ve daha ilkel tabi ülkemiz standartlarına göre.
    herhangi bir yorum katmadan yani taraf tutmadan ben şunu düşünüyorum; ülkemizin büyükşehir merkezleri dışında kalan çoğu taşra, köy merkezi birbirinin aynı gelişmişlik düzeyinde ve aynı kültür düzeyinde hatta o doğu diye küçümsenen yerin kültürü diğerlerinden daha samimi, daha cömert, daha bilinçli.

    bi de şöyle bir şey var; adam gelmiş adana'da yaşamış doğuyu* gitmiş görmüş ama halen kendi şehrini yüceltmek uğruna doğuyu anlatınca ahkam kesiyor.

    umarım ülkemizdeki insanlar her şeyi bilmek huyundan vazgeçer, çünkü bu bizim iyi yaşamımıza ve gelişmemize engel oluyor.
  • doğu, yüzyıllarca medeniyetin merkezi niteliğindeyken birtakım kırılma noktaları onun bugün güvensiz olarak değerlendirilmesine ortam hazırlamıştır. yani geçmişinden dolayı saygı duyulası, bugününden dolayı eleştirilesi kompleks bir ortam. gereksiz doğu fanatizmine bulaşmaksızın birtakım gerçekleri göz önünde bulundurmakta fayda var.

    özellikle aydınlanma çağından önce, dünyada yaşanabilir olarak değerlendirilebilecek nadir habitatlardan biri doğu denebilirdi. gerek kültürel açıdan, gerek iklim açısından optimum ortam niteliğindeydi. hatta belki de insanlığın ilk olarak ortaya çıktığı yerin doğu olduğu görüşü de bu nedenle benimsenmişti, yaşamın devamı için ideal koşullar buradaydı: su kaynakları, zengin bitki örtüsü, geçmiş uygarlıklardan kalan kümülatif bilgilere erişimin kolaylığı...

    öte yandan, günümüzde bölgedeki çoğu ilde güvenlik problemleri olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz bence. bu konuda temkinli yaklaşmak önyargı değil savunma mekanizması.

    sosyal ortam konusu ise tamamen eğitim seviyesi ile doğru orantılı bir şekilde evrilen bir şey. ahkam kesmeye, dayılanmaya gerek duymaksızın sayısal verilerle okuma oranı hakkında gayet somut veriler elde etmek ve kendini bu yolla ifade etmek mümkün.