şükela:  tümü | bugün
  • sigara içip küfreden türbanlı kızlar başlığının zihnime yeniden hatırlattığı kıyaslama.

    doksanlardaki başörtülü: tırnaklarıyla kazırdı bir şeyleri kazanabilmek için.
    şalı at gerisini salla: bir şeyi kazıyamaz çünkü tırnakları ojeli... namazlarını kılmak için oje sürmeden abdest alıyor ve gün boyu wc'ye uğramıyor(!) ya da namaz sadece bir ibadet adı...

    doksanlardaki başörtülü: başörtüsüne özgürlük için insan zinciri yapmaktan idamla yargılandı, hapislerde yattı.
    şalı at gerisini salla: zincir sadece "chain rule" dediğimiz şeyde var olsa gerek. haa bir de boynuna doladığı ihtişamlı kolyeler, kıyafetinin üzerinde zincir olabilir.

    doksanlardaki başörtülü: öğrenci milletini kast ediyorum (doğu ve güneydoğu anadolu'daki teyzeleri değil) sigara falan kesinlikle yok.
    şalı at gerisini salla: ramazan'da muayyen gününde göstere göstere içmek var. ne var ki o gün oruç tutmak zorunda değilim.

    doksanlardaki başörtülü: öğrenci bileti + yemeğe para yetiştirebilirse ne ala...
    şalı at gerisini salla: range rover'ıyla sinyalsiz o şerit senin bu şerit benim...

    doksanlardaki başörtülü: telefon bir iletişim aracı.
    şalı at gerisini salla: elden düşmeyen bir aparat, face, instagram, whatsapp, chatlip dertleşmek gayet sıradan bir eylem...

    doksanlardaki başörtülü: manto altına pantolon giydiği zaman bazılarının yadırgadığı şekle sahip (bence de radikal bir yadırgamaydı... ne var ki bunda teyze dediğim çok teyzeden zılgıt yemişliğim vardır).
    şalı at gerisini salla: manto neymiş pardon... tunik bile demode artık... şalı attın mı tamamdır. bacaklar falan kapalı ya. daracık kot, ya da tayt... olsun, bacaklar kapalı ya... üst tarafı anlatmaya zaten hacet yok.

    daha da böyle uzar gider bu kıyaslama...

    türkiye'nin yirmi yılda geçirdiği evrimin özetidir.

    işbu entry muhafazakar kesimi muhatap alan bir özeleştiri mahiyetindedir.

    not: eşim başörtülü değil, şalı at gerisini salla hiç değil.