şükela:  tümü | bugün
  • çoğunlukla çocuklarının doktor olmasını istemeyen babalar.
  • babamin da dahil oldugu grup. super muhabbetleri vardir. yillarini meslege vermis olanlarinda tonlarca ani vardir. dinlerken mest olursunuz. (bkz: super baba)
  • cocukları okul yılları boyunca esantiyon kalem, defter.. kullanmaya mahkum olan babalar.
  • amelie poulain'in babasinin da icinde bulundugu grup.
  • çocuklarının yarılan kafalarını kendileri dikebilen insanlar
  • baba dişçi * ise çocuklarının dişleri tek sırada olsun diye,cocuklar ilkokul döneminde muhtemelen diş telleri* ile gezecek ve ayda bir diş taşı temizlettireceklerdir.
  • doc. dr. muhittin babalar'a olasi hitap sekli:

    -doktor babalar, hastaniz kapida, fakat iceri girmek istemiyor
    -neden yavrum?
    -'basim agriyor diye az daha babalar'a gelmek uzereydim haberim yokmus' diyor. eve donucekmis.
    -birak gitsin kizim. bir kutu apranax ver, bir ay sacma sapan entry girmesin, iyilesir.
  • genelde kafanıza yıldırım düşmedikçe sağlıkla ilgili şikayetlerinizi önemsemezler,favori cümleleri "bir şey olmaz","geçer","yok bir şey"dir.
  • çocukken hastaneye gittiğimizde kan alınacaksa, iğne yapılacaksa babam hep bana "sen doktor kızısın korkup ağlayamazsın çünkü biliyorsun ki acımayacak. uslu durup herkese örnek olman lazım ki diğer çocuklar da acımadığını görüp boş yere ağlayıp üzülmesinler" derdi. bana böyle sorumluluk verince ben de artık ingiltere veliahdı edasında kasım kasım kasılır, gider iğnemi olur, yüzümü bile buruşturmazdım. sonra da diğer çocuklara dönüp bakın acımıyor hiç gerçekten, ağlamayın derdim. hatta ilkokulda da aşı olunacağı zaman ilk önce hep ben aşı olurdum, hemşireler beni pek bir severdi.

    sonrasında kitap kurdu olmam sebebiyle yazları babamın aile planlaması, halk sağlığı gibi daha anlaşılır konulardaki kitaplarını okur; akşam gelince sorardım böyle böyle mi gerçekten diye. lise zamanlarında ingilizcemin iyi olması sayesinde okuyacağı makalelerin ilk çevirisini ben yapardım; babam da sonra okur yanlışım varsa düzeltirdi.

    ama bütün bunlara rağmen aman kızım doktor falan olma rezillik resmen lafı hiç ağzından düşmedi. (ha tabi sonra ben başka şehirlere hatta ülkelere okumaya gidince rüşvet olarak gel bizim tıp fakültesini yaz bak hocaları falan da hep tanıyorsun ne güzel demedi değil) şimdi de babamın sayesinde tıp okuyan arkadaşlarımla bir konuda tartışabilecek derecede tıp ve hatta eczacılık bilgisi olan bir hukuk öğrencisiyim.
  • hele bir de yeteneğinin yanında ahlakı da üst düzeydeyse, karşı karşıya kaldığınız doktorlara güvenememenize sebep olurlar. ve ne yazık ki büyüdükten sonra onlardan başka doktorlara muhtaç olmaya başlarsınız. üstelik doktorların üzerinizde oynamaya kalktığı oyunları (bkz: bıçak parası) anlarsınız. bu sizi mutlu eder mi? hayır etmez. ama babalarınıza olan aşkınızı derinleştirir.