şükela:  tümü | bugün
  • işe doktor olmaya karar vermekle başlanan zorluklardır. tıp fakültesini tercih etmek ayrı bir zorluk, 6 yıl boyunca ders çalışmak çok daha ayrı bir zorluk.

    iyi kötü mezun olduğunda halkın gözünde pratisyen tabipsin, yani doktor değilsin ara basamaksın.

    doktor olduktan sonra hala tus çalışmaya devam etmek, 6 yıl boyunca alınan eğitimdeki bilgileri yeniden ezberlemek, buna mecbur kalmak yükü daha da arttırır.

    hasta ile karşılaşan bir alan seçilmişse ne kadar idealist olursa olsun, insan ile uğraşmak hayli zorken hasta insanlarla uğraşmak daha da zor olabiliyor.

    bu kadar yakınacaksanız doktor olmayın kardeşime peşin cevap: biraz empati.

    kendini hep haklı görenler için edit: bak kardeşim burda hangi başlık var:

    (bkz: beden eğitimi öğretmenliğinin zorlukları)

    beden eğitimi öğretmenleri yüksek egolu, ben merkezci oldukları için mi açmışlar bu başlığı? bir meslekte yaşanılan zorluklardan bahsedilen başlık, bu kadar doktor düşmanı olmaya da gerek yok.
    doktorları büyütmeye de gerek yok, herhangi bir mesleğin zorlukları olay bu.
  • (bkz: doktorum)
  • (bkz: tus)
  • hastaneye gelirken ölen hasta yakınlarına başınız sağolsun dediğinizde tekme tokat saldırıya uğramak. sanki canı alan doktormuş gibi. yiyorsa git allah'a küfretsene?
  • okuduğunu anlamayan hekimleri çıkarmış zorluklardır. kardeşim orada diğer mesleklerle bir karşılaştırma var mı? polis olmanın, öğretmen olmanın, zabıta olmanın marangoz olmanın türlü türlü zorlukları var, biliyoruz. onların zorlukları da kendi başlıklarına yazılabilir. böylece paylaşım olur empati yapılır.
    doktorluğu övme yüksek görme bakış açısı kendinde o kadar fazla ki, çevresinde o kadar çok kişi var ki karşılaştırma olmayan yazıya bile o gözle bakabiliyor.

    mesleğimin zorluklarını bilerek severek yapıyorum. dilerim herkes severek mesleğini yapar.
  • her mesleğin kendine göre zorlukları bulunur. doktorluk da bu listede kendine bayağı üstlerde bir yer edinmiştir.

    doktorluğun herhalde ilk akla geleni insanlarla, hasta ve hassasiyeti yükselmiş insanlarla uğraşmasıdır.
    hergün onlarca yüzlerce insanın derdine çare olmasının beklenmesidir. buna ilaveten akrabalar, komşular gibi daha birçok insan için fırtınada sığınılacak liman görevi görmeleridir. insan, insan, insan....

    buna karşın boncuk oyunu'nda da denildiği gibi:

    "sizler de benim kadar iyi bilirsiniz ki, boncuk oyunu da kendi şeytanını kendi içinde taşır, boş bir virtüozluğa, sanatçı büyüklenmesine, şan ve şeref düşkünlüğüne, başkaları üzerinde otorite kurmaya, dolayısıyla kurulan otoritenin kötüye kullanımına götürebilir insanı."

    bir başka zorluğu da mesleğin iyi bir insan olmayı, bunu korumayı zorlaştırıcı taraflarıdır. belki bu, ilk bahsettiğimden daha ağır bir zorluktur kimileri için. bilemiyorum.

    doktor değilim, zaten istesem de yapamazdım. bu kadar insanla uğraşmak için yeterli sabrın yüzde birine bile sahip değilim.hergün dayak yerdim orası kesin.
    ama onların sayesinde sevdiğin bir insanın hastalığını yenmesi, yine eskisi gibi gülümseyebilmesi, belki yeniden koşabilmesi paha biçilemez bir mutluluk.
    o yüzden doktorların kıymetini bilmeliyiz diye düşünüyorum. onlar da, hepimiz gibi, içlerindeki şeytanlara dikkat etmeliler.
  • (bkz: tıp doktoru)
  • hastanedeki hemşirelerin egolarıyla doğru orantılıdır.
  • bir sürü insanla muhattap olmak. üstüne kekolardan ve iç anadolu çomarlarından dayak yemek. iyi ki kazanamamışım tıp fakültesini yoksa hayatım sikilecekmiş arkadaş farkında değilim.

    not: ukala ve artist doktorların da amına koyayım buradan orası ayrı konu. hepiniz orospu çocuğusunuz. katıksız hem de.
  • sorumluluktur. doktordan daha fazla sorumluluk alan bir meslek dali aklima gelmiyor.