şükela:  tümü | bugün
  • sonunda göğüslenecek bir ip , rakip, hatta seyirci de olmayan engelli koşu .
    ilk engel doktoraya kabul, ardından dersler, sonra en baba engel olan yeterlilik, ve sonra tez. en güncel engel gözünüze en büyük gözükür, önceden aştığınız engelleri hatılamazsınız, sonraki engeli düşünmezsiniz bile. bir de çalışıyorsanız koşunun yapıldığı yerdeki engellere yağmur, dolu, fırtına, yangın, vs. gibi etmenlerin de eklendiği farzedebilir. ama yeterlilik sınavini verdiniz mi ulasilan tatmin 2 hafta gotunuzu tavana vurdurur orasi ayri. o etki de gecince "lan ben niye baslamistim bu boka.." der durursunuz futursuzca. sonra kosuya devam edersiniz kaldiginiz yerden. goguslenecek bir ip bulma umuduyla.
  • omur torpusu. bagimlilik yapici.
  • insana soru sormayi, sordugu sorunun cevabini aramayi ogreten derece.
  • en etkili depresan, insan kendi kendini nasil siker sorusunun cevabi.
  • başlandığında bitirmek zorunda hissedildiğinden başlamamanın daha iyi olduğu -bir yandan da dışarıda çalışırken- kesinlikle yapılmaması gereken eylem.
  • dersleri, yeterliği, tez izlemeleri, tez savunması bir şekilde halledilen zor bir süreç ancak sonuç: hissiz bir pelte durumuna dönüşme.
    hatta insanın düğününde bile birşey hissetmeyip "bu da birşey mi kardeşim, ben üç gün önce doktora savunma jürisine girdim naber" demesine yol açan durum. peki değer mi? sanırım evet. belki de hayır. ???? this service's temporary unavailable...
  • ders aşamasındayken dersler bitsin, yeterliliğe çalışırken yeterlilik bitsin, tezi yazarken tez bitsin istenen süreç. bu tutum, doktorayla hayat arasında bağ kurduruyor bana. doktora bir şekilde iç tempoyu değiştiren birşey, özellikle bunun dışında bir "iş"iniz varsa. mesela ben, evde ders çalışmadığım zaman ne yapıyordum artık hatırlamıyorum. insanalr evde ne yapar bunu da kestiremiyorum. bir film izlesek, iki saat. yemek yapsak yesek bir saat. bir saat de resim yaptık diyelim, ya da kim neyi seviyorsa onu yaptı. her gün de bunlar yapılmaz ki. ders çalışmak lazım. bilmiyorum, bozmaz inşallah bünyeyi bu iş. bu entryi bile ödev molasında yazıyorum, ki vallahi yedi bitirdi beni o ödev. neredeyse bir ay olacak. derse gir çık, gözetmenlik yap, ödeve dön. kağıt oku, yemek pişir, ödeve dön.banyoyu temizle, ödeve dön, uyu, uyan, haftasonu ödev yap, seni görmek isteyen arkadaşına yeni bahane bul, ödeve dön. yemek ye, ödeve dön. ortalık batmış, bir saat salonu temizle, ödeve dön. artık bilimsel yayınlar dışındaki herşey anlamsızlaşmaya başlıyor. sinemaya gitmeye ne gerek var dedim mesela, hem de kaç kere. ki, sinemasız yapamam, film çok iyi olmasa bile salonu severdim, sesi severdim. ama şimdi sanki gereksiz, zaman kaybı gibi geliyor. neden, çünkü ödev bitmeli, bitecek. kötü de olmamalı, olamaz. (bunun nedenleri ayrı tartışma konusu, ki hiç girmek istemiyorum, çünkü entryyi hemen yazıp ödeve döneceğim). ama bugün (ödevde) sonucu yazıyorum artık. şu an itibariyle 14 saattir ilk molamdayım, 14 saattir yazıyorum.

    böyle birşey doktora, yaklaşık olarak. teze hiç girmiyorum. (şimdilik). ayrıca yukardakiler kurgu değil, bilfiil kendi gerçekliğim.

    edit: dün nihayet doktoramı bitirip derecemi almaya muvaffak olmuş biri olarak ocak 2008'de girdiğim bu entryye bakıyorum da, ki daha tezi yazmaya bile başlamamıştım, daha verileri bile toplamamıştım.. ne çalışılmış arkadaş.. bu yola baş koyan herkese sabır, motivasyon, şans ve başarı diliyorum..
  • ders aşaması ve tez aşaması diye iki kısmı olan bir tür lisansüstü eğitim. ders kısmında vize ve final oluyorsunuz. eğer dersi veren öğretim üyesi isterse sizi ciddi ciddi sınava alabiliyor. belli ölçütlerde derslerden başarısız olursanız doktora öğrenimi ile ilişkiniz kesilebiliyor. eğer doktora öğreniminizde çalışkansanız ve çeşitli öğretim üyeleri ile güzel ilişkiler içine girmişseniz artık sizin elinizi kimse tutamaz. eğer erasmus programı gibi bir şekilde yurt dışına giderseniz daha da güzel olur. zaman zaman insan kafayı sıyırma noktasına gelse de bence kesinlikle benim için çok önemli bir süreç. özellikle kadrolu eleman iseniz, yani dışarıdan doktora yapmıyorsanız işiniz daha da zor olabilmektedir. gözetmenlik yapmak, sınavlara girmek, yazı işlerini halletmek, laboratuvarda çalışmak, projelere katılmak, ingilizce çalışmak, makale okumak, hocaların kaprislerini ve fırçalarına göğüs germek mangal gibi yürek ister. daha tez aşamasına geldiğinizde üstüne üstlük tez çalışmanız ile ilgileneceksiniz. yabancı dilinizin çok iyi olması ve sabır gerektiren bir öğrenme ve çalışma süreci sonucunda akademik doktor ünvanı alıyorsunuz. artık siz bir bilimadamı adayısınız. hayırlı olsun.
  • insanda kalici hasar birakir. aman ne zor bi is ah ah gibi bir sey degil anlatmaya calistigim, daha cok ozel saglik sigortasi yapilirken mesela, doktora yapmis ya da yapiyor olmak paket fiyatini arttirmalidir, bu insanlar en cok strese maruz kalan gruptadir zira.

    ozetle yapilmasi gereken gorevlerin takibi, sosyal hayat uzerindeki etkileri, yurt disindaysaniz yurt disinda yasamak, hayati erteleme, depresyonla basa cikmak ve tum bunlardan birer tutam iceren varolussal kaygilarla bogusmak olarak ozetlenebilir.

    yapilmasi gerek gorevlerin takibi: yapilmasi ya da olunmasi gereken model, kukla oynatma analojisiyle aciklanabilir. multi task denen seye adapte olabilmektir bir nevi, dogru ipi dogru yerde cekiceksiniz ama kollarla bacaklari oynattim, fakat kafayi dondurmedim gibi bi durumu affetmez. teaching assistantsaniz kagit okumayi, sonra halen almakta oldugunuz dersin odevini yapmayi (ki bunun on sarti yuz elli, iki yuz sayfayi devirmektir haftalik olarak her ders icin), danismaninizla sikca bulusmayi ve hedefe yonelik davranmayi, komite uyelerine surekli ziyaretler ve onay almayi, birinin begendigini digerinin begenmemesiyle nasil basa cikacagini belirlemeyi, danismanin bir soyledigini iki hafta sonra yalanlar bicimde davrandigi zaman sinir krizi gecirmeyip danismaniniza kafa atmama konusunda kendinizi telkin etmeyi, yeterlik sinavina calismayi, cogu zaman ikinci bi sansiniz olmadigini bilmenin stresiyle sinava girmeyi, yeterligi almayi, bir dahaki doneme ogreteceginiz dersin kitabini secmeyi, donemlik plan cikartmayi ama teaching konusunda verdiginizin emegin ise alim surecinde bi boka yaramayacagini bilmeyi ve kabullenmeyi, ise alim surecinde sansinizi arttirmak icin yayin yapmayi, ve bunun on kosulu olan ayri bir literature okuma, uyglanacak modele karar, data toplama, analiz etme, yazma-red yeme, duzeltme tekrar gonderme gibi surecleri icerir. bu surecte ben yeterlilik, tez ve derslerime kasiyorum, yalniz donemlik ders planimi cikartmadim ve kagit da okuyamam kusuruma bakmayin artik deme sansiniz yoktur. iste bu noktada da artik yasanan haleti ruhiyeyi stres tanimlamaz, baska bi seydir yasanan.

    sosyal hayat uzerindeki etkileri: olmayabilir, zira sosyal hayatiniz kalmayabilir. ben eskiden cok sosyal bocektim diyen kesim, hic olmazda bir zamanlar sosyal hayati olanlardir, aslinda diger kesim icin bu is daha kolaydir, zaten hic bi zaman hayatlari olmamistir, dolayisiyla sizin kadar zorlanmazlar da. haftada bir gittiginiz barda insanlarin eglendigini gormek, pencere onu cicegi olarak yetismis cocugun eskaza sokakta oynamaya ciktigindaki “vay be, hayat var disarida” tepkisine benzer. bi yerden sonra ulan millet iliski filan yurutuyor bi de bu durumda der, iliskisi olan, hatta evil ve cocugu olan bolum arkadaslariniza yeni bi saygi gelistirmeye baslarsiniz.

    yurt disi: bambaska bi basliktir bu, anlatmalarla bitmez. yurda donuslerde ailenin yaslandigini farkedince duyulan vicdan azabindan mi bahsedeyim, koptugunuz can ciger arkadaslarinizdan mi, gozunuzu acip baska bi dili konusmaya baslamakan mi, kultur farkindan mi, yemeklerden mi, iklimden mi, yuzeysel iliskilerden tiksinme noktasina gelmekten mi? deney maymunu gibi hissedersiniz, izolesinizdir, ne ordansinizdir artik ne burdan, iki arada mal gibi kalmaktir hayatiniza hakim olan surecin adi.

    hayati erteleme: surekli bir erteliyorum hissi icindesinizdir. bunun yurt disi versiyonu bambaska bi tattir. eger turkiyede olsaydimli binlerce olasilik ucusur kafanizda. adapte olamamak degildir, adapte olsanizda bir noktasinda bilerek baltalamaktir adaptasyonunuzu, kok salmaktan ve donmemekten olesiye korkarsiniz cunku. donmekten ne kadar korktugunuzsa ayri bi boyutudur isin, hayat sizsiz akmaktadir, kimler yerinde olacaktir donunce, muzigine, dizisine bile hakim degilsinizdir artik, dostlarsa apayri bi alemdedir. 26 yasinda gittiyseniz 30 yasinda doneceginizi bilmek icinizi urpertir. yaslanmak bile degildir korkulan, baska bi seydir, ya uyamazsam, ya mutsuz olursam? annenizin kabul edildiginizi ilk duydugundaki tepkisi gelir akliniza, aglamistir telefonda, cok mutluyum senin icin demistir, uc, tabii ki uc nereye istiyorsan, ama cok uzun bes yil dusundun mu? mevsim vicdan azabi degilse nedir, siz de bilmezsiniz bi noktadan sonra.

    depresyonla basa cikma: bu her doktora ogrencisinin bir noktada karsilasacagi olmazsa olmazdir. hayat enerjiniz azalir, uyku duzeniniz sapitir, kaygi duzeyiniz surekli tavandir ve cok az rahatlama ani vardir. gorev yapma bilinciyle de olsa, haftada en az bir ya da iki gun mutlaka disari cikmak gerekir, sirf cikmis olmak icin. yoga cok etkilidir, fiziksel sagligin akil sagligi ustundeki etkisi inanilmazdir. erteleme davranisini, kotu bir sey teslim etmek pahasina terketmeniz gerekir, yoksa panik atak gecirmeniz isten degildir. pimpirigin bayrak tutani olmaniz gerekmez kendinizi bu durumda bulmak icin, dunyanin en rahat insani da olsaniz, bu surecte yasarsiniz kaygi bozuklugunu.

    varolussal kaygilar: iste tum bunlarin birlikte yarattigi bir yan etkidir varolussal kaygilar, ve gestalta saygidan yola cikarsak butun parcalarinin toplamindan daha buyuktur. tum bunlar birlesince varolussal kaygi topuna donmeniz isten degildir. nereye gidiyorum dersiniz, ne yapiyorum allaaskina deli miyim ben, degiyor mu dersiniz, ailemden sevdiklerimden hayatimdan calmaya degiyor mu, su yaptigim insanlarin umrunda degil, adimi soyadimi bi dergideki makalenin basinda gormek mi motivasyonm, ne bok yiyorum ben dersiniz. iyi bir sey yapiyorum dersiniz sonra, bu yaptigim gelecege yatirim, bu konuda benim kadar uzmanlasmis/ uzmanlasan kac adam var dunyada dersiniz, elinde firsati olsa cogu insanin sececegi seyi yapiyorum. ama hicbir kayginiza kesin bir cevap bulamaz, hic bir savunma mekanizmanizi yeterince konumlandiramazsiniz. sarkacta bir ileri bir geri sallanmaya direnc gostermek tek basa cikis yoludur.

    peki bu sartlar altinda neden devam eder insan? bir yola girip donememek olabilir, ama bu versiyon uzun surmez, illaki birakirsiniz. konunuzu ve yaptiginiz isi seviyorsunuzdur, ki sevmeden bu is yapilmaz, sevmeden yapiliyorsa cok buyuk bi hata yapmaktasinizdir, bu kadarina degmez sevmediginiz is. is hayatini denemis ve yaptiginiz isten olesiye sikilmissinizdir, ingilizcede “beni challenge etmiyor bu” diye tabir edilen bir belanizi arama gudusuyle hareket etmektesinizdir. yurt disi versiyonu icin normal hayat seyrini takip etmek istememektesinizdir, turkiyede kalsaniz, mezuniyet is evlenme fikri acmaz sizi, sanki o tarafta daha mavidir gokyuzu, sanki gitmek icin varsinizdir siz, kendinizi gerceklestirmek ancak boyle mumkundur sanki. dahasi, din, dil, irk, kisisel yakinlik mevzu bahis olmadan sadece yaptiginiz seyle varsinizdir ve cok hosunuza gider bu dusunce. basariliysaniz, tum kapilar sonuna kadar acilir onunuzde, olasiliklar sonsuzdur.

    hayatimin normal bi hayat seyri olmadigini kabulleneli cok oldu. hala sosyal hayat ve disiplinli olmak konusunda zorluklar yasasam da, sanirim yine sansim olsa yine bu yolu secerdim. buyuk bir liman icimde uguldayan tarzi artistliklere sikca girdigimden belki de bu yolu secisim. tek bildigim, ben artik baska bir benim, ayni nehirde tekrar yuzememekten azade, geri donusu olmayan ve buraya hic gelmesem boyle olmayacagini bildigim bicimde degistigimi hissetmek. bu noktada da, sahane bi secim yaptim desem kac yazar, ya da geri dondurmeye calissam dondurebilirmiyim bilmiyorum.

    sonuc olarak, sirf yapmak icin yapilacak bi sey degildir doktora, hele de yurt disindaysaniz. iyi olculup bicilmesi gerekir. her bunyeye uygun olmadigi gibi, degip degmedigine emin olmadan yapilmasi dogru bi karar degildir. cunku cok istiyor olsaniz bile surec icinde bin kere kendinizi ve varolus amacinizi sorgulamaniza sebep olacaktir zaten.

    edit: hello moto. yeterlik sınavına hazırlanırken hızlı okuma tekniklerine başvurun ve dakikada iki sayfa okuyup bir bok anlamamanız gibi muhteşem sonuçlara ulaşın, ki daha etkili panik olabilesiniz.
  • duzenli stres kaynagim, uykusuzlugumun musebbibi.