1. cok eskiden memleketten getirilen bir haliya diploma, iki haliya doktora unvani alinirmis.
    simdi ise
    - para karsiligi doktora tezi yazdiranlar
    - yabanci olduklari icin kendine acindirip profesörden prim dilenenler
    - türkce eserleri ilgili dile cevirip kendi tezleri gibi sunanlar
    - dile tam hakim olamadiklari icin es dosta yazdiranlar
    yogunlukta.

    sayilari az da olsa, hakkiyla bilimsel calisma yapip akademik kariyer yapanlar da var tabii.
    onlarin hakkini yememek lazim.
  2. bazıları dönüşte gereksizce ukala olurlar, çıktıkları kabuğu beğenmezler.

    x: burda internet var mı (fakülteyi kastediyo pezemenk)
    -: gayet tabe (?????)
    x: (bi miktar kullanıldıktan sonra) saol, da yavaşmış biras
    -: yavaş? (bağlantı ~100mbps civarındadır), siz ne kullanıyodunuz amerikada, dexar mı?
    x: yok, dsl ama hızlısı
    -:haaaa! (ssktir leeeen)
  3. #6623155 orneginde de goruldugu gibi kesanlı ali destanının zehrası moduna gecenleri de bulunur. ozellikle 18 yasında ingilizce ogrenmeye baslayan ogrencilerin telaffuz hatalarını bıyık altından gulerek duzeltmeye bayılırlar
  4. turkiye ye donduklerinde isleri pek tikirinda olmayan akademisyenlerdir. yurt disinda ucuncu sinif universitelerde eften puften konularda (bilimde eften puften konu var midir tartisilir.her calismanin bir yerlerde faydasi cikar. )uzmanlasirlar. o ucuncu sinif universiteler o ulkeye gore ucuncu siniftir ama yine de akademik ortam, yayin gibi konularda cogu turk universitesinin maalesef onunde gelmektedirler. yabanci dil bilmek hersey degildir elbette ama bir akademisyen icin cok seydir. dunyayi izleyebilmek, kendini, calismalarini ve ulkeni dunyaya gosterebilmek icin gayet onemli bir seydir. soz konusu isleri tikirinda olan akademisyenler orjinal birsey uretmese bile o ise yarayip yaramadigi tartisilan yabanci dilleriyle ulkemize, dilimize bircok ceviriyi kazandirirlar, elin oglu neler yapiyo gormemizi saglarlar.

    yurt disinda alistigi akademik ortami ulkeye dondugunde (yine maalesef) cogunlukla bulamamasi sonucundaki hayal kirikligi ve uzgunluk ukalalik olarak algilanmamalidir. haa, iclerinde harbi okuzler de vardir. o adami zaten yurt disina gondersen de gondermesen de okuzdur, kendini bilmezdir, dombilidir, hemzemindir, ukalalik yapmakla yurt disinda okumanin arasindaki iliski bu yuzden zayiftir.

    sonuc olarak, is bireye bakar. kendini bilen bir adamsa, isini tam yapiyorsa elini opmek, ise yaramiyo sadece yurt disinda okudugu gunlerin hayaliyle yasiyorsa git bi cay koy demek gerekir. ulkemizde yetisip nice yurt disinda akademik kariyer yapmis insandan kat kat ustun olan bircok ornek vardir. ayrica is yapan, kendini bilen, bu ulke icin ter akitan yurt disinda yetismis nice bilim adamimiz da vardir.

    ise bakilmalidir, diplomanin hangi universiteden alindigina degil..
  5. turkiye’de “rehavet”, yurt disinda (ozellikle de a.b.d.’de) ise “rekabet” odakli bir akademik ortamin varligindan haberdar olup doktoralarini yapmak uzere yurtdisina cikmis olan akademisyenlerdir. haklarinda yukarida girilmis olan entrylerdeki genellemeleri okuyunca ben de okuyucularin daha objektif degerlendirme yapabilmesi icin bildiklerimi paylasayim dedim.

    oncelikle bu adamlar tam olarak delidirler. akli basinda adam doktora yapmaz bir kere! bunlar doktorasini turkiye’de yapanlardan bir kat daha delidirler; cunku aileyi, (belki) sevdicegi, es-dost-akraba-arkadas kitlesini, kebabi, tutulan takimi velhasil o gune kadar sevilmis olan herseyi birakip gurbet ele giderler. eskilerin tabiri ile dilinden dininden anlamadigin bir memlekete gidip uyum sureci adi altinda kafa cizdiren en az bir yillik bir zaman dilimini kimse heves etmez ustelik. ozellikle amerika’da olanlar icin aradaki 7-10 saatlik zaman farki, ailenin bayramini gece yatmadan kutlama abesligi, ingilizceyi aksanli konusmaktan oturu embesil muamelesi gormek, hele ki 11 eylul ertesi donemde buraya gelmisse bir insan icin geri donmek icin hic de kucumsenmeyecek nedenlerdir. butun bunlara ve benzerlerine gogus gerip doktorasini bitiren adam ortalama insanin cok uzerinde bir efor sarfetmistir, takdir edilmesi gerekir. ayrica doktora doktoradir. akreditasyonu olan bir universiteden alinan doktora her yerde gecerlidir, universitenin ucuncu sinif olmasi doktorayi ucuncu sinif yapmaz.

    derslerden siyrilip teze konsantre oldukca hayat da buna paralel bir degisim gosterir. gectikce daha bir alisirsin havasina suyuna. bir kac arkadasin olur. hem belki sevgilin de vardir yaninda simdi. yavas yavas turk kafasi ile degil orali insanlarin kafasi ile dusunmeye baslarsin. doktoranin son senesi geldiginde artik en az uc yildir oradasindir. sistem sana geri odemeye baslamistir. etrafindaki ilk zamanlar sovdugun bir cok seyi simdi seviyorsundur. arada turk haberlerini takip edip memlekette neler oldugunu ogrendiginde “aman tanrim!”, “yoksa?” ve “acaba” lar kafani tirmalamaya baslar. iki tarafi karsilartirirsin ama ne yapacagini bilemezsin artik. sonra bir karar verirsin, ona gore is aramaya baslarsin. devlet universitesi para vermez, diger yandan ozel universiteler artik doymustur, onlarda is bulmak cok zordur. butun bunlari dusundugumde derim ki doktorasini yaptigi yerde kalmayip turkiye’ye donen akademisyen, donmeyenden bir kat daha delidir. hayatini bir minibus soforunun eline emanet adama ne denir ki a dostlar?

    okuldaki hocalarin destek degil kostek olan tavirlari, kadro alma zorlugu, kidem meseleleri, askerlik, vb. koyalim ustuste: bu akademisyenin hayati hic de kolay degildir. arada arizalilari vardir elbet ama onlar genellenemez. ne yurt disinda yasarken ne de turkiye’ye dondugunde bir eli yagda bir eli balda olmustur bu adamin. onun icin biraz empati gosterince ben kendilerini acikcasi takdir ediyorum.

    (onlardan bir olup olmadigimi dusunenler icin not: hayir, degilim.)

doktorasını yurtdışında yapmış akademisyenler hakkında bilgi verin