şükela:  tümü | bugün
  • ben de bir zamanlar vücudumdaki bir rahatsızlıktan dolayı çok endişelenmiş, internet üzerinden yoğun bir araştırma yapmış, olabilecek bütün hastalıkları incelemiştim. bunu, doktora derdimi anlatırken " şu şu hastalık belirtilerini okudum, bende de böyle belirtiler var bunun için size geldim. " dediğim vakit doktor kadın gülüp dalga geçmeye başladı. yok memlekette onlardan başka herkes doktormuş da, aslında onlara gerek yokmuş da vs. vs. ya bu nasıl şişirilmiş egodur anlayamıyorum. hem heryerde bas bas kampanyalar düzenliyorlar halkta farkındalık yaratmak adına. hastaya geç teşhis yapıldığında yine hasta kişiyi cahillikle, umursamazlıkla suçluyorlar. ama birşeylere ilgili olup araştırınca suç oluyor. sanki kendileri hep doğru teşhisi koyuyormuş gibi havalar...

    tabi gerçekten aşmış doktorlar böyle davranmak yerine kişiyi dinliyor ve daha çok bilgilendiriyor. normal insan olan da böyle davranır zaten.
  • babası 5 doktorun yanlış teşhisi ve 15 yıllık doktorunun ihmali sonucu öl(dürül)müş biri olarak, babamın semptomlarını google'a bakıp şak diye aylarca konulamayan teşhisi bulmuştum.

    neden 5 doktora (gata, international, acıbadem, çeşitli profesörler vb.) gittik de aklıma google'a semptomları yazmak hiç gelmedi diye çok ağladım.

    siz siz olun hiçbir ama hiçbir doktora güvenmeyin. kendiniz araştırın. en azından araştırdım yanlış bulmuşum dersiniz, kendiniz etmiş olursunuz, bir başkasının yanına kar kalacak hatasının sonucu ile yaşamanız gerekmez.

    (doktor nefretimi cehaletime bağlayacak doktorlara bir anımı anlatayım ki olayın duygusal kısmını kabullenip kendileri için "ex" ya da "hasta" olan "şey"lerin birilerinin canı olduğunu iki gıdım idrak etsinler.
    bir hastane odası, doktora en sevdiğiniz insanın durumunu soruyorsunuz, tedavi nasıl olacak, hangi aşamada vb.
    elindeki mektup açacağı ile o esnada faturalarını açmakta olan prof bölüm başkanı bilmemne doktor, (ki kendisini 10 yıldır tanımaktasınız)

    -yavrum çekirge bir sıçrar iki sıçrar, senin baba bu sefer gidici.

    diyor.
    o mektup açıcağını onun böğrüne saplamadığınız için her gün pişmanlıkla yaşıyorsunuz senelerce... ve hala bazen keşke diyorsunuz, keşke ilk duyduğumda google'a yazsaydım belirtileri, doktorlardan medet umacağım yere)

    (bu arada doktor nefretime laf edecekler için:
    babamın pilot olduğunu ve geç teşhis sebebiyle kanserden öldüğünü belirteyim.
    pilotların düzenli kontrolden geçmeleri gerektiğini yani hani 10 yılda bir hastaneye giden bizler gibi olmadıklarını hatırlatayım.
    kanseri kemik metastazı yapana kadar teşhis edemediklerini ve fıtık olabilir dedikleri için metastaz ağrısı çeken hastaya aylarca egzersiz yaptırdıklarını (3 doktor birden farklı egzersiz programları verdi) ileteyim.
    ailede kanser öyküsü olduğunu da (hem babaanne hem dede de kanserden "gitmişti") çekirge esprileri yapan 15 yıllık kişisel doktorunun bilmemesinin söz konusu olmadığını belirteyim.
    babam doktoruna "abi" derdi, doktoru onun için kızına "çekirge" dedi.
    benim hikayem budur.)
  • geçen hafta nerdeyse arkadaşımın hayatına mal olan kibir yüklü hareket.

    arkadaş rabdomiyoliz* geçiriyor. bu arada kendisi üstün zekalıdır ve her haltı bilir. belirtiler ortaya çıkınca daha önce okuduğu hastalık bilgilerini hatırlıyor ve kendi teşhisini koyup doktora koşuyor, durumu anlatıyor. özel bir hastanedeki bu doktor zat
    "ben bunun 6 sene okulu okudum, google'dan okuyup okuyup geliyorsunuz, saçmalamayın" diye azarlıyor. arkadaşa ne gerekli testleri yaptırıyor, ne de yaptırmadığına dair bi açıklama yapıyor. arkadaşım orada 1 saat geçirdikten sonra sadece damardan ağrı kesici verdiklerini öğreniyor. bir hışımla serumu söktürüp fakülte hastanesine koşuyorlar. acele müdahale ediliyor ve böbrekleri kurtarıyorlar.
    mutlu son

    rabdomyolizde geçen her saat önemli. şimdi bu arkadaş bu kadar ısrarcı ve uyanık olmasaydı bu doktor zatın "araştırdım alerjisi" arkadaşımın böbreklerine, hatta hayatına mal olabilirdi. o yüzden bence kendisini en yakın zamanda meslekten ihraç etmek gerekir, ki birini öldürmesin.
    öte yandan fakülte hastanesinde profesör asistanlarını toplayıp arkadaşımın odasına gelmiş, "işte kendi teşhisini koyarak kendi hayatını kurtaradan hasta bu" diye takdim etmiş. egosuz doktor, mis gibi. saygıyla önünde eğilirim.

    not: tabi ki de dava açacaklar. test sonucu falan görmeden, hastanın ağzından rabdomyoliz kelimesinin çıkmasını, durumun radomyoliz olmadığına dair yeterli kanıt gören zihniyet lütfen doktorluk yapmasın.

    edit: bütün sağlık çalışanları melaike ise
    (bkz: 9 nisan 2017 koru hastanesi rezaleti)
    nedir?

    edit2: arkadaş ağır (öküzleme) spor yapıyor, arkasından rabdomyoliz geçiriyor. bunu da doktora böylece anlatıyor. ama bilgi hastadan geldiği için doktorun kibrine dokunuyor galiba test yapma gereği bile duymuyor.
  • daha "internetten araştırdım" cümlesine normal tepkiler veren bir doktorla karşılaşmadım diyebilirim.

    sonuncusu bir pisikiyatristte oldu. yaygın anksiyete bozukluğu için gittim. amacım bir iki ilaç yazsın. daha sakin olayım, daha az takayım kafaya falan. bi bokum yok yani anlayacağınız. bir iki güzel söz söylesin. özgüven yapsın azıcık. oradan çıkayım, kendimi bi bok sanayım, değerli hissedeyim türünden şeyler. anladınız işte.

    sıra bana geldi.
    çaldım kapıyı, kibar konuşuyorum, koltuğun köşesine oturuyorum falan ( hastalığın semptomlarıymış, hastalık geçince anladım)
    yukarıda hissettiğim şeyleri anlattım sonra dedim ki ; ben araştırdım doktor bey yaygın anksiyete bozukluğu diye bir şey varmış. o galiba.

    sen misin internet diyen? afedersin 5 dakika köpürerek konuştu. bi tek duvardaki psikiyatrist diplomasını götüme sokmadı, belki onu da yapardı.

    sonra nasıl olduysa siniri geçti. anlattı durumum hakkında. yaygın anksiyete bozukluğu tanısı olan reçeteyi ve benim önerdiğim ilacı da yazdıktan sonra uğurladı beni.

    memleket dahilinde egosu bu kadar yüksek bir "çayın çökmesini beklerken çay istediğinizde sinirlenen kahveci"leri gördüm bir de bu doktorları. sen insan olarak bir bok bilemezsin. her boku doktor bilir. ne yazarsa yutmak zorundasın, yat derse yatacaksın masaya. meslek ne olursa olsun insan olmak önemli dedikleri bu olsa gerek.
  • iyi doktorlarda olmayan alerjidir.

    çünkü onlara "internette x gördüm, böyle midir?" demeniz gerekmez.

    yakın zamanda annemin rahatsızlığı dolayısıyla birçok doktor gezdim. özel hastaneler, devlet hastaneleri, muayenehaneler... ismini yazmamdan hoşlanır mıydı emin olmadığım için yazmayacağım ancak bir doktorla karşılaştım ki "eğer türkiye'deki herkes işini böyle yapsa cennet gibi bir yerde yaşıyor olurduk" dedirtti.

    sıkıntılardan bahsettikten sonra adam açtı ansiklopedisini, bak dedi, buna şu şu şu sebep olabilir. listelenmiş. belki 15 tane madde var onun altında. hepsini tek tek açıkladı, neyi neden ekarte ettiğimizi de. ekarte edemediklerimizi, edebilmek için hangi tetkiklerin yapılması gerektiğini de. hangisi, neye sebep olabilir, bunları da...

    yaklaşık 40 dakika sürdü tüm bunlar. devlet hastanesinde randevu aralıkları 8 dakika. gazi hastanesi'nin online randevu sistemine girin mesela. 8 dakika size tanınan süre. doktorun sıkıntıyı dinlemesi zaten 15 dakika falan. hele tetkik sonucu götürdüyseniz onları okuması 20 dakika.

    şimdi bu kadar sıkışık halde hasta ile ilgilenen bir doktor da anlattığım anlayışa, ilgiye, özene sahip olamıyor dolayısıyla.

    sorun doktorlarda da değil. herkesin yaptığı işten nefret etmesini sağlayan sistemde.
  • bazi genelgecer tedavi yontemlerinin haksiz ve hatta yer yer kontraendike oldugu durumlar cildirtir doktorlari..

    yoksa inanin doktor bilgili hastayi sever.. cunku latince terminolojiye bogulan bi doktor, halk diliyle anlatmaya calisirken durumu sebek olur beceremez..

    simdi doktorlar kanser lafini nadir kullanir mesela.. neden ? cunku her kanser kanser degildir.. bunun beningi var maligni var.. ama bunu karsidakine anlatmak acaip yorucu bisi.. buyuk tnm klasifikasyonunu kendileri bile zor anliyolar zira doktorlarin.. bunun yerine arastirma yapip gelmis bi hasta oldu mu , doktor rahatliyo..

    ama bi de netten okudugunu kimin yazdigini sorgulamayan, dahasi doktora sirf kendi okudugunu kabul ettirmek icin giden bi elitist kesim var.. gercekleri gorelim, bunu yapana dam kendinin en az doktor kadar kaliteli ve egitimli oldugu dusuncesiyle okumustur ya da hipokondriyaktir paso hastalik okuyodur.. ole adamla haliyle sinir olunur.. doktor oldugu icin degil, ukala adamlara herkes sinir oldugu icin..

    bi de gelelim isin tehlike boyutuna.. tr de malum recetesiz satilmayan ilac yok.. cocuguna atesi cikti diye siradan bi gripte antibiyotik veren anne, cocugunun allah korusun yarin obur gun ciddi bi enfeksiyon gecirdiginde verilecek antibiyotik spekturumu sikiyodur farkinda olmadan.. avrupada kesinlikle receteyle satilan genis spektrumlu antibiyotikler trde leblebi niyetine iciliyo.. augmentini duymayan yoktur herhalde bu elit ortamda dimi totorolar ? bu iste buyuk bi sorun.. hem doktor icin hem cocuk icin.. doktoru siktir et, cocuk icin.. bobrekleri icin, bagisiklik kazandigi ilaclarin bi daha kullanilamayacagi icin..

    bi de isin alternatif tip olayi var.. oraya girmiyorum bile.. kafanizda birbirinizi yiyen hucrelere karsi evellalah cozum buluruz diyip yesil cay icmelerini "fetva veren" adamlarin lafiyla 7/24 yesil cay icen insanlar taniyorum ben.. ve inanin bana, her bitkinin zarari vardir..

    bi dandik c vitamini.. al arkadasim nolucak ki diye dusunuyo insan gidiyo marketten aliyo bi solgarini pharmatonunu.. cunku biz kendiimize bakan fitness merkezine giden adamlariz, oysa o vitaminlerin 1 gramlik asimi yeri geliyo bobregi, karacigeri sikiyo atiyo..

    hop hop yutttugumuz , orta yasli hanimlarin vazgecilmezi passiflora, paracetamol; zamaninda yaslilarin hic bi doktora danismadan aldiklari bi yarim aspirin.. bunlarin hepsi banal ve bilindik ilaclar evet, ama var ya en cok da komplikasyona sahip olanlar bunlar..

    kafasina gore aspirin almanin sonucunu, bi kazada olumle odeyebiliyo insanlar.. paracetamol zehirlenmesinden karaciger transplantasyonuna uzanan yol cok da uzun olmayabiliyo..

    dogum kontrol haplari ve greyfurt iliskisi var.. cyp sistemi var.. enzimler var.. semptomlar var.. kafam kadar kitaplar var.. bir dandik vitaminin bile bugun gerekliliginin sorgulayan bilimadamlari doktorlar var.. pubmedde yaziyolar carsaf carsaf..

    iste o yuzden , internet copluktur.. kulaktan dolma her bilgi gibi.. insan vucudu muthis naif ve cok kirilgan bi sistem.. 100 kiloluk adami bile ben bi kac gram potasyumla elimi bile surmeden gebertebilirim..

    hal boyleyken, sen ac oku hastaliklari tedavisini patofizyolojisini nereye kadar okuyabileceksin ama ? atesin bile 100e yakin ayirici tanisinin oldugu bu tibbi alemde, ne kadar dogru koyabileceksin tanini ?

    ama stoma icin hastalar grup kurar oturur kendilerine bakim nasi yapilir, ne kadar surede degistirilir bunlari tartisirrlar web sitesine vidyolar bilgiler koyarlar.. onlara lafim yok..

    dedigim gibi cizgiler ince fakat sonuclari yarrak kadar kalin olabilir.. bi doktor bunlari size bole tek tek anlatmaz.. ben de anca milyonda birini anlatabildim zaten..

    doktor sadece "geldi yine kendini doktor sanan tipini siktiklerim" der bön bön bakar, gecer hastalarinin muayenesine devam eder..

    lutfen egitime saygi duyalim.. herkesin cvsini kabartmak icin yaptigi dandik kurslara, sertifikalara bile saygisi varken; bi tip diplomasini kucumsemeyelim..

    gorulmeyen yan etkisi goruldu mu, gene kostur kostur doktora gidicen yani zuckerberge ya da gugila degil..
  • gece gece acayip trajikomik bir anım geldi aklıma; bundan 4 5 sene evvel ciddi psikolojik rahatsızlıklarım vardı ve psikiyatriste de gitmiyordum. herşeyden kuşkulandığım obsesyon,paranoya, depresyon süper 3'lüsünü halihazırda bünyede bulundurduğumdan mütevellit, kafayı sıyırmıştım. sürekli psikiyatri bölümü hariç kbb, ortopedi vs... tüm hastaneyi geziyordum. doktorun biri kan tahlili istedi, gittim verdim o kanı ama vermez olaydım... hemşire iğneyi gözümün önünde açmamıştı!!!(ben gelmeden önce eskisini atmış, yeni paketi açmıştır, eşşek değilse) neyse kanı aldı benden kadıncağız; eve giderken aklıma bir sürü şey geliyor ya benden önceki hasta sarılık geçirdiyse, ya hepatit a, b, c, d'si vardıysa... ya aidsli bir hastanın iğnesini kullandıysa!!!
    kendimi yol boyunca yedim. eve gelir gelmez internetten başladım araştırma yapmaya... araştırmalarım abartısız 2 ay sürdü... sarılığı, hepatiti beğenmedim heralde aids hastası olduğumdan şüphelenmeye başladım, gün geçtikçe kendimde aids belirtileri görüyorum yemin ediyorum size gece terlemeleri mi ararsınız, zayıflama mı ne varsa çıkıyor bende. kimseye anlatamıyorum, kim inanır iğneden aids bulaşacak bilmemnesine, ilişkiye girdiğimi düşünür millet bir allah'ın kuluna söyleyemiyorum. en sonunda ağzımın içinde mantara benzer yaralar gördüm(aids hastalarında görülüyormuş). karar verdim gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmişti, immünoloji servisinden aldım randevumu, evden cenaze çıkmış gibi düşük suratla gittim hastaneye...
    doktor 55 60 yaşlarında bir adamdı, sordu şikayetimi; (ben aidsli olduğumdan şüpheleniyorum falan demiyorum ama neyseki o kadarcık da olsa beynim varmış). doktara ağzımın içi mantarla kaplı çok kötüyüm dedim, açtım ağzımı. doktor geldi, baktı kim söyledi evladım sana ağzında mantar olduğunu dedi.
    veee o müthiş cümle geliyor - google görsellerden baktım doktor bey dedim(hala kendimden utanıyorum). adam üstüne kaynar su dökülmüş gibi kalktı ayağa, ne kadar dolmuşsa artık yardırıyor... birşeyin yok seninde, git google tedavi etsinde, kendinize google'dan hastalık beğeniyorsunuzda...
    neyse işte bu da böyle bir anımdı, o gün bugündür, google'dan kendime hastalık aramam, doktor amcanın azarı bütün dertlerime derman oluverdi. gece terlemelerim bitti, iştahım açıldı. demek ki insanoğlu arada bir kalaylanmak istiyor.
  • aklıma karşılaştığım enteresan bir doktoru getiren alerji. gittim doktora, baktı, problemin adını söyledi, ben söylediği şeyi anlamayıp soru sormaya başlayınca da kağıda ismini yazdı, git buna googledan bak dedi bana.
    nasıl bir motivasyonla böyle yaptı bilmiyorum ama gayet rahat bir adamdı. üşendi mi artık açıklamaya nedir, üşenmiş gibi bir hali de yoktu gerçi. böyleleri de var demek ki.
  • sadece doktorlara özel alerjidir. aynen doktorların size sen diyip kendisine siz denilmesini bekleme alerjisi gibidir bu da.

    ben şimdiye kadar hiç bir mühendise karşı, "ya ben internetten okudum, aslında şu programda şunu kullanmak hiç de beklenildiği gibi bir sonuç vermiyormuş" dendiğinde, "ulan 4 sene okulda sen okumadın, bırak da bunun doğrusunu da biz bilelim" dediğini görmedim. bilakis mühendis bunu duyunca merak eder, bunu duyduğu kaynağı sorar, gider kendi de araştırır ve doğrusunu da öğrenir. adamın dedikleri doğruysa ne güzel, değilse de zaten o araştırma sırasında mutlaka farklı bir şey öğrenmiştir o insan. ama işte bunu gel de doktorlara anlat.
    işte bunlar hep o 6 yıl ile 4 yıl arasındaki 2 yıldan gelen şeyler.

    (bkz: biz boşuna mı 6 yıl okuduk)
  • gereksiz özgüvendir bence.

    açıkçası doktorlara hiç güvenmiyorum. hem devlet hastanelerinde hem de özel hastanelerde görev yapan birçok doktora muayene oldum, buradaki çoğu arkadaşın yazdığı gibi doğru düzgün şikayetleri ve semptomları bile dinlemeden insanın çoğunlukla yüzüne bakmadan teşhis koyuyorlar. bu yaşıma kadar sadece 1 tane doktora (ki kendi akrabalarım arasında da doktor olmasına rağmen) gerçekten inandım, o da geçen yıl baş dönmesi şikayetiyle gittiğim doktordu.

    vertigo'dan şüphelenmiştim. beni bir profesör muayene etti. vertigo ile alakalı bütün testleri yaptıktan sonra (elle ve makine ile) vertigo olmadığına kesin emin oldu fakat o arada adam "vertigo değilsin benimle işim yok" demek yerine diğer bütün semptomları da birleştirerek "kalbinde aritmi olabilir, benim alanım değil bir kardiyoloğa görünmelisin" dediğinde resmen gözlerim doldu, adama sarılıp öpecektim!

    velhasıl doktorlar işlerini o kadar lakayıt ve sallapati yapıyorlar ki, kendilerine güvenmeyip mecburen kendimiz de araştırıyoruz. hiç gücenmesinler.
hesabın var mı? giriş yap