şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sağlık sorunlarının tedavisinin doğada olduğunu bir türlü kabul edemeyen doktarlara nedenini sormak istediğim konudur.

    geçenlerde ağzımda yara çıkmıştı. bir ton ilaç yazılıp günlerce kullandım ama geçmedi. ardından bir yakınım karbonat koy bekle diye öneride bulundu inanılmaz ama 1 günde geçti.
  • hekimlerin bilim insanları olmalarından kaynaklanır. bilimsel olarak güvenilirliği ispatlanmayan hiçbir yaklaşım, ekstrem durumlar hariç kabul edilemez.

    hekimler doğal tedavilere değil, bilinçsiz, kontrolsüz ve açıklaması olmayan tedavi girişimlerine şüpheci yaklaşırlar. genellikle ilaç yazılmadığında öfke ve şaşkınlıkla cevap verenler ise bilinçsiz hastalardır. istirahat, bol su, vitamin-mineral takviyesi tipi tavsiyelerde bulunadurun, ‘yetersiz doktor’ olduğunuz dedikoduları kulaktan kulağa yayılmaya başlar bile.

    ayrıca her şeyin çaresinin tabiatta olduğu hipotezini öne süren girdi sahibi, bunu destekleyecek bir bilgi sunmamış. en basitinden neredeyse hiçbir cerrahi hastalığın tedavisi tabiatta yoktur. diyabetin, tiroid hastalıklarının tedavisi tabiatta yoktur.

    boş yere açılan girdilerin tedavisi tabiatta yoktur.

    düzenleme: imla
  • katılmadığım önerme.

    hatta ben siğil tedavisi için hocaya okutun diyen kaç doktor gördüm.

    pozitif bilimle haşır neşir insanlar tabi ki ancak alternatif tıbbi tamamiyle reddetmiyor büyük kısmı.
  • evre 4 akciğer kanserini çörek otu ile tedavi edebiliyorsanız buyrun edin.
    bazı hastalıkların tedavisi medikaldir sadece ilaç ile tedavi edilebilir bazılarınınki ise cerrahidir.
    bitkisel tedavi tabii ki bir “alternatif” olabilir ama komşu teyzenin dediği otu kaynatıp içtikten sonra gidip üstüne bir de aynı hastalık için ilaç içerseniz nalları dikebilirsiniz. kaldı ki doktorlar şifanın doğada olduğunu reddetmiyor zaten bazı ilaçlar bitkilerden yapılıyor.
  • bitkisel tedavi, doğal şifa diye pazarlanan onca sözde ilacın, karışımın, macunun yalan dolan olmasından, yetersiz olmasından kaynaklıdır.

    bitkilerden elde edilmiş yüzlerce kimyasal madde vardır. öyle ki bitkilerden elde edilen bazı kimyasallar her yıl yüz binleri öldüren sıtma gibi hastalıkları tedavi etmekte kullanılmaktadır. lakin doğru bitkiyi bulmak, kimyasal maddeyi test etmek, ne kadar etkin olduğunu anlamak ve güvenirliğini test etmek, kimyasal maddeyi sentezlemek ve ardından piyasaya sürmek on yıllar sürebilen oldukça uzun ve meşakkatlı bir iştir. milyonlarca dolar yatırım gerektirir. sağdan soldan toplanan bitkilerle olacak iş değildir.

    bu bitkili tedavi çılgınlığı en çok abd'de yaygın gördüğüm kadarıyla. özellikle kafayı komplo teorileri ile bozmuş anneler çocuklarını çeşitli bitkilerin yağını, özütünü kullanarak tedavi etmeye çalışmakta. çocuğun ateşi olmuş 40 derece, çocuğa lavanta yağı sürüyor iyileşsin diye. kızamık, difteri, kabakulak gibi ölümcül olabilecek hastalıkları doktora gitmek yerine yine benzeri yağlar ve özler sürerek tedavi etmeye çalışıyorlar. olmuyor tabii.

    aktarlarda binbir derde deva diye satılan, komşunun kıçındaki sivilceyi geçiren, çıkarmadan beş attıran, kullananı nirvanaya çıkartan sözde bitkisel ilaçlar en iyi ihtimalle etkisizdir. ömrünü yeni tedaviler, ilaçlar, kimyasallar aramakla geçirmiş doktorlara, kimyagerlere, biyologlara böyle şeylerle gelirseniz ciddiye almazlar tabii çünkü ortada ciddiye alınacak bir mevzu yok.

    ben yaptım oldu mantığı ile bilim ilerlemiyor.
  • ocuyu bilmem de, "esrar dogal, o yuzden kesin zararsiz" kafasindaki adama ne anlatsin doktor?

    siyanur de acaip dogal ve organiktir mesela.
  • alternatif tıp ile uğraşanların çoğunun şarlatan olduğunu bildikleri içindir
  • öcü gibi görülen bitkisel tedavi değildir, neticede eczanedeki ilaçlar da bitki böcekten yapılır. öcü gibi olan, şarlatanların çıkıp sadece para kazanmak için bu işi yapıp, millete her otu boku karıştırıp içirmeye kalkmasıdır. her ot allah yarattı diye şifa dağıtmaz. hatta bilmiyorsan tehlikelidir. ömer coşkun soytarısı milleti yıllarca her derde deva buluyorum, fıtığını geçiririm, akciğerini temizlerim, sikini kaldırırım diye kekledi, eşek yüküyle paraları götürdü, sonra kendisi kanserden öldü. otlar tehlikelidir dedim ya, mesela en bilinen, ada çayı, ıhlamur, yeşilçey falan, sıcak suda biraz fazla beklet, hemen faydadan çok zarar getirecek enzim salgılamaya başlar. sıkıntı yani.
  • öcü gibi görmelerinin sebebi bilmemeleridir. size bilmedikleri bir şeyi tavsiye edemezler. ayrıca sizinde bilmediğinizi biliyoruz. kulaktan dolma şekilde yapılacak iş değildir çünkü her otun zararı da vardır.

    en basitinden kuzu kulağı diye bir ot var halk tarafından çok bilinir ve yenir. salatalara vs katılır ekşi tat verir. bir gün bir çocuk geldi. kan testlerine göre çocuğun böbreği iflas etmişti. hiç idrar çıkarmıyordu ve hiç bir sebep bulunamadı. en sonunda çocuğu sen ot filan yedin mi diye sıkıştırınca kuzu kulağı yedim dağa gittik bir sürü vardı bende bir sürü yedim dedi. bingo çocukta kuzu kulağında bol bulunan oksalat nedeniyle böbrek yetmezliği gelişmişti. bu kadar zararsız bilinen ve çok tüketilen bir ottan bahsediyorum daha yavşan otuyla cırtatan otuna geçmedik :)

    velhasıl kelam biliniyorsa kullanılması ama bilinmediği için uzak durulması gereken bir şifa yöntemi. ayrıca ilaç yaparken ot kullanmak artık eskidi şimdi sentetik kimyasallarla yapılıyor :)

    şunu unutmayın zehirle ilacı birbirinden ayıran şey doz farkıdır.
    edit: birde ekleme yapayım mesela dozu biliyorum şu bitkinin şu kadarında şu gram var kullanayım mı? evet o maddeden o kadar var fakat başka hangi maddeleri ne kadar almış oluyorsun onu içince? ilacın özelliği saf olması içinde neyin ne kadar olduğunun bilinmesi.
  • kanser olan birine 3 gün aç kal kötü hücreler beslenmesin yok olup gitsin kemoterapi anlamsız diyen bir hekim biliyorum ben.