şükela:  tümü | bugün
  • hekimlerin bilim insanları olmalarından kaynaklanır. bilimsel olarak güvenilirliği ispatlanmayan hiçbir yaklaşım, ekstrem durumlar hariç kabul edilemez.

    hekimler doğal tedavilere değil, bilinçsiz, kontrolsüz ve açıklaması olmayan tedavi girişimlerine şüpheci yaklaşırlar. genellikle ilaç yazılmadığında öfke ve şaşkınlıkla cevap verenler ise bilinçsiz hastalardır. istirahat, bol su, vitamin-mineral takviyesi tipi tavsiyelerde bulunadurun, ‘yetersiz doktor’ olduğunuz dedikoduları kulaktan kulağa yayılmaya başlar bile.

    ayrıca her şeyin çaresinin tabiatta olduğu hipotezini öne süren girdi sahibi, bunu destekleyecek bir bilgi sunmamış. en basitinden neredeyse hiçbir cerrahi hastalığın tedavisi tabiatta yoktur. diyabetin, tiroid hastalıklarının tedavisi tabiatta yoktur.

    boş yere açılan girdilerin tedavisi tabiatta yoktur.

    düzenleme: imla
  • insanlığın onbinlerce yıllık tarihinde hiç bir zaman insan ömrü bu kadar uzun olmadı. modern tıbba atıp tutarken dikkatli olmak lazım. damarların kapandığında stent takılırken, kan sulandırıcıları her gün alırken o doktorlar sayesinde 20 yıl daha elinde reçeteyle dolaşırken bunları düşün.

    ha bir de bebeğinin ateşini düşüremeyip acile gittiğinde 19. yüzyılda patır patır ölen bebekleri, ailendeki yaşar gibi isimlerin nereden geldiğini hatırla.

    tüm dünya komplo amk. modern tıp ilaç şirketlerinin, dünyanın yuvarlaklığı nasa nın komplosu.
  • bir onkolog olarak soyleyebilirim ki kemoterapi almayip alternatif tibba yonelen hastalrimim hepsi kisa surede oldu. ha modern tip cok mu mukemmel tartisilir ama daha iyisi gelene kadar elimizdeki bu. sen alternatif tip istersen denemesi bedava.
  • evre 4 akciğer kanserini çörek otu ile tedavi edebiliyorsanız buyrun edin.
    bazı hastalıkların tedavisi medikaldir sadece ilaç ile tedavi edilebilir bazılarınınki ise cerrahidir.
    bitkisel tedavi tabii ki bir “alternatif” olabilir ama komşu teyzenin dediği otu kaynatıp içtikten sonra gidip üstüne bir de aynı hastalık için ilaç içerseniz nalları dikebilirsiniz. kaldı ki doktorlar şifanın doğada olduğunu reddetmiyor zaten bazı ilaçlar bitkilerden yapılıyor.
  • alternatif tıp ile uğraşanların çoğunun şarlatan olduğunu bildikleri içindir
  • öcü gibi görmelerinin sebebi bilmemeleridir. size bilmedikleri bir şeyi tavsiye edemezler. ayrıca sizinde bilmediğinizi biliyoruz. kulaktan dolma şekilde yapılacak iş değildir çünkü her otun zararı da vardır.

    en basitinden kuzu kulağı diye bir ot var halk tarafından çok bilinir ve yenir. salatalara vs katılır ekşi tat verir. bir gün bir çocuk geldi. kan testlerine göre çocuğun böbreği iflas etmişti. hiç idrar çıkarmıyordu ve hiç bir sebep bulunamadı. en sonunda çocuğu sen ot filan yedin mi diye sıkıştırınca kuzu kulağı yedim dağa gittik bir sürü vardı bende bir sürü yedim dedi. bingo çocukta kuzu kulağında bol bulunan oksalat nedeniyle böbrek yetmezliği gelişmişti. bu kadar zararsız bilinen ve çok tüketilen bir ottan bahsediyorum daha yavşan otuyla cırtatan otuna geçmedik :)

    velhasıl kelam biliniyorsa kullanılması ama bilinmediği için uzak durulması gereken bir şifa yöntemi. ayrıca ilaç yaparken ot kullanmak artık eskidi şimdi sentetik kimyasallarla yapılıyor :)

    şunu unutmayın zehirle ilacı birbirinden ayıran şey doz farkıdır.
    edit: birde ekleme yapayım mesela dozu biliyorum şu bitkinin şu kadarında şu gram var kullanayım mı? evet o maddeden o kadar var fakat başka hangi maddeleri ne kadar almış oluyorsun onu içince? ilacın özelliği saf olması içinde neyin ne kadar olduğunun bilinmesi.
  • öcü gibi görülen bitkisel tedavi değildir, neticede eczanedeki ilaçlar da bitki böcekten yapılır. öcü gibi olan, şarlatanların çıkıp sadece para kazanmak için bu işi yapıp, millete her otu boku karıştırıp içirmeye kalkmasıdır. her ot allah yarattı diye şifa dağıtmaz. hatta bilmiyorsan tehlikelidir. ömer coşkun soytarısı milleti yıllarca her derde deva buluyorum, fıtığını geçiririm, akciğerini temizlerim, sikini kaldırırım diye kekledi, eşek yüküyle paraları götürdü, sonra kendisi kanserden öldü. otlar tehlikelidir dedim ya, mesela en bilinen, ada çayı, ıhlamur, yeşilçey falan, sıcak suda biraz fazla beklet, hemen faydadan çok zarar getirecek enzim salgılamaya başlar. sıkıntı yani.
  • doktorlardan bitkinin etken maddesi ile beraber etkisi bilinmeyen zibilyon tane kimyasalı da kendisine tedavi amaçlı ve dozu göz önüne almadan vermesini bekleyen cahil beyanatıdır. zaten onca organik kimyacı da bir molekülü izole etmek ve akıl dışı oranlarda saflaştırabilmek için dünyanın maaşını boşuna alıyor. bu kimya firmaları, ilaç firmaları falan hep gerizekalı zaten.

    halbuki ne gerek var böyle şeylere?

    bakın bu kafadaki insanların düşünsel algoritmasını çıakartıyorum:

    1) görme sorunlarım var.
    2) internete gir.
    3) a vitamini iyi gelirmiş.
    4) a vitamini nede bulunur?
    5) havuçta!
    6) havucu götüme sokarsam çok daha net görürüm.

    kafa bu. bu kafadakilerin çeşitli saçmalıklarına örnek vereyim ki ne kadar salak bir çevrem olduğu anlaşılsın.

    bir arkadaşımın kuzeni ciddi alerjiler sebebi ile komşusu olan çok bilgili bir teyze sayesinde bir bitkiyi kullanmaya başladı. hatta o otu(adını hatırlamıyorum) aktardan alıp eve geldiğinde bizim yanımızda demledi. sözde bu bitkinin tüm alerjilere iyi gelmesi, baş ağrısını geçirmesi, hafızayı açması(!), böbreklere iyi gelmesi gibi tonla etkisi varmış.

    neyse; immünolojiye meydan okuyan komşusunu dinleyen bu arkadaş benim uyarılarıma rağmen bu sıvıyı yanımızda içti. 1-1,5 dakika içinde ambulans çağırmam gerekti. sözde alerjiye iyi gelen bu mucize bitkinin sebep olduğu alerjik reaksiyondan ölecekti neredeyse. ben orada olup yaşadığı şeyin ne olduğunu anlamasaydım(anaflaksi tecrübem var) muhtemelen kendisi şu anda gebermişti.

    yine benzer bir şekilde babama yüksek tansiyon için kekik suyu öneren bir akrabanın canına okumuşluğum var. (tansiyonu fırlatmanın en iyi yoludur)

    yine benzer bir şekilde karaciğer sorunları olan bir tanıdığa günde en az 10 bardak yeşil çay öneren birinin tavsiyesinin dinlenmeme önerisinde bulundum, dinlemedi ama beni dinlemedi. bir zaman sonda doktor bu salaklığından ötürü ağzına sıçınca bıraktı.

    yahu ben doktor değilim, ben bile bu yapılanların salakça olduğunu anlayabiliyorum. bir de doktorun bu salaklığı yapmasını bekliyorsunuz.

    edit: internetten yanığa yumurta sürülmesi önerisini uygulayan bir salak da tanıdım. bakteri üretmek için mükemmel besi ortamı olan yumurtayı ciddi yanmış koluna sürüp bir de sarıp beklemesinin ve bu işlemi birkaç defa tekrarlamasının ardından ertesi gün hastaneye kaldırılmıştır. doktorlar sayesinde enfeksiyondan ölmesi engellenmiş, doğal seleksiyon durdurulmuş, bu kişinin üremesi ve genlerini devam ettirmesi şansı verilmiştir. yeni nesilden ümidimi kesme sebebim budur.
  • avakodo suyu içip akut böbrek yetmezliği ile böreğini kaybedip geri kalan tüm hayatını diyalize mahkum geçiren hastayi 4. sınıfta gördükten sonra yaptığım eylem.
  • bitkisel tedavi, doğal şifa diye pazarlanan onca sözde ilacın, karışımın, macunun yalan dolan olmasından, yetersiz olmasından kaynaklıdır.

    bitkilerden elde edilmiş yüzlerce kimyasal madde vardır. öyle ki bitkilerden elde edilen bazı kimyasallar her yıl yüz binleri öldüren sıtma gibi hastalıkları tedavi etmekte kullanılmaktadır. lakin doğru bitkiyi bulmak, kimyasal maddeyi test etmek, ne kadar etkin olduğunu anlamak ve güvenirliğini test etmek, kimyasal maddeyi sentezlemek ve ardından piyasaya sürmek on yıllar sürebilen oldukça uzun ve meşakkatlı bir iştir. milyonlarca dolar yatırım gerektirir. sağdan soldan toplanan bitkilerle olacak iş değildir.

    bu bitkili tedavi çılgınlığı en çok abd'de yaygın gördüğüm kadarıyla. özellikle kafayı komplo teorileri ile bozmuş anneler çocuklarını çeşitli bitkilerin yağını, özütünü kullanarak tedavi etmeye çalışmakta. çocuğun ateşi olmuş 40 derece, çocuğa lavanta yağı sürüyor iyileşsin diye. kızamık, difteri, kabakulak gibi ölümcül olabilecek hastalıkları doktora gitmek yerine yine benzeri yağlar ve özler sürerek tedavi etmeye çalışıyorlar. olmuyor tabii.

    aktarlarda binbir derde deva diye satılan, komşunun kıçındaki sivilceyi geçiren, çıkarmadan beş attıran, kullananı nirvanaya çıkartan sözde bitkisel ilaçlar en iyi ihtimalle etkisizdir. ömrünü yeni tedaviler, ilaçlar, kimyasallar aramakla geçirmiş doktorlara, kimyagerlere, biyologlara böyle şeylerle gelirseniz ciddiye almazlar tabii çünkü ortada ciddiye alınacak bir mevzu yok.

    ben yaptım oldu mantığı ile bilim ilerlemiyor.