şükela:  tümü | bugün
  • son iki haftadır düşündüğüm gerçek. kendime çok hızlı söyledim bunu.
    daha otuz yaşını görmeden o kadar çok yorgunluk hissi çöktü ki içime. söylenen laflar, baskılar artık karnımda ağrı yapmaya başladı. ruh halim bir o kadar dengesizleşti. tam keyifliyim derken birden asabileşiyorum mesela.
    sırf bugünümü anlatayım mesela. poliklinikte 120 üzeri hasta gördüm. sayı olarak 120 kişi yani. herbir hastaya 2-3 dk ancak ayırabiliyorum. haliyle sirkülasyon hızlı birikiyorlar. kapıda kavga çıkıyor, içeri girip üzerime saldıran, hakaret eden bir sürü nefret dolu insan... bir kadın hasta yakını bugün ben sıra bekleyeceksem neden akp ye oy verdim diye 10 dk bağırdı. buraya neden bir doktor koymadınız dedi. laf anlatmaya çalıştım, anlamadı. en son çıldırmışım. hasta yakınları koşun doktor cinnet geçiriyor diye güvenlik çağırdı. bir hasta belim ağrıyor diyerek masaya yumruk attı. benim alanım değil dedim, doktorsan bakacaksın diye çığlık attı. akşam nöbete geçtim, arkadaşım seni bir hasta yakını arıyor dedi. ne için dedim, dövmek istiyormuş dedi, niye lan dedim. çocuğunun ağrısı geçmemiş dedi.
    akşam birinin özel kalem müdürü önüme barkod atıp hastama bak dedi. bana kayıt açtırırken neden sormadınız, nezaketen sorar insan dedim. ben şunun özel kalemiyim dedi. banane dedim. akşamına şahıs arayıp tehdit etti. hastaya baktırdı.
    gece 2.15 poliklinikte 120 hasta gördüm, acilde 50 oldu. yarın akşam 5 e kadar çalışmaya devam edeceğim.
    benim kimseden bir isteğim yok ama toplum nefretini şu an üzerimize kusuyor. ben o kadar bunaldım ki insanlara hiçbir şey yapmadım. kimseye kötü bir niyet beslemedim. birini iyi ettim, kutsalım filan da demiyorum. işimi yapıp paramı kazanmak derdim. bilimsel kaygılarım da var elbet. ama artık tek isteğim kendi halinde çalışan bir usta nasılsa öyle olabilmek. birilerinin sövmelerini duymadan, kendimi masturbasyon malzemesi yaptırmadan, tehdit edilmeden, insan gibi muamele ederek ve bunu görerek işimi yapmak istiyorum. ama görüyorum ki toplum ortak kin ve nefretini bizim üzerimizde rahatça kusuyor. isterse şikayet ediyor, isterse şiddet uyguluyor. temel mesele bir psikopatın elinde can vermekten ziyade yaşamaktan alamadığın o zevke artık bir şeylerin engel olmaması sanırım.
  • yanlış mesleki tercih yapmış bir insanın serzenişidir. bilgisayar mühendisi veya ekonomist filan olmalıymışsın dostum. senin gibi hassas bir bünyenin neyine türkiye gibi memlekette doktorluk gibi damardan bir hizmet sektöründe çalışmaya çabalamak. (hoş, sağlık/ilaç endüstrisi sömürünün, rantçılığın, lobiciliğin tavan yaptığı "business" sektörlerinden olageldi)
    insanla en az muhatap olduğunuz işler güzel işler. gir bi datacenter'a server'ların, kabloların arasında resmen huzur var.
  • zorunlu hizmet bittiyse gayet istifa edip, ufak bir yerde özel bir hastane veya klinikle anlaşıp, yaşayıp giderek bir nebze olsun çözülebilecek durumdur.
  • devlette çalışıp insanlarla yüzyüze olarak iş yapan grubun genel sorunudur. devletimiz sağolsun. hoş olmayan durumdur.
  • hükümetin "alın bunlar sizin malınız. eti sizin, kemiği de sizin" demek suretiyle halkın önüne atıp kapıyı dışardan kilitledikleri sağlık personellerinden birinin isyanı.

    dünya üzerinde hiçbir meslek mensubu, işini yapmadı diye hırpalanamaz, dayak yiyemez, hakarete uğrayamaz. bu işin kanunları vardır, hukuk vardır, kural vardır. yapmışsa bir yanlış; yargılaması vardır, cezası vardır.

    ama işte doğruları herkes biliyor. önemli olan hayatın gerçekleri. gerçekler de, ilk paragrafta bahsettiklerim.

    sizin durumunuza üzülmeyi gerçekten çok isterdim hocam. inanın isterdim ama buna üzülmek lüks bir meziyet. çünkü artık bunlar haber niteliği taşımıyor, çünkü son derece normal, çünkü son derece olağan.

    ben doktor değilim, tıp öğrencisiyim. sizin yerinizde ben olacağım yarın. ve beni bekleyen şeylerin de sizin başınıza gelenlerden çok farklı olduğunu düşünmüyorum.
  • gerekçelerini okurken üzüldüğüm istifa. tıp okumuş birisi başka ne iş yapabilir diye düşündüm bir şey bulamadım. henüz otuzuna gelmeden yorulduysan korkma istifanı et küçük özel bir klinikte veya hastanede insanların "benim vergimle maaş alıyor" küstahlığıyla gelmediği bi yerde çalış. hiç bir makam, maaş, konum senin ruhundan önemli değil. yaş geçtikçe böyle kararları almak daha zor oluyor.
    üzülme.
  • şu günlerde mesleğe henüz başlamak üzereyken benim de düşündüğüm olay.
    anlattığı şeyleri yaşamayan doktor yoktur. ben de başlarsam yaşayacağım. ama istemiyorum.
    dengemi kaybettikten sonra kazandığım paranın bir önemi yok. ama şu yaştan sonra yapacak alternatif bir iş bulmak da zor. iki ucu şeyli değnek. ne diyeyim ki :(

    meslektaşın ve kardeşin olarak önerim, maddi sıkıntın yoksa tüm izinlerini kullanıp kafanı dinlerken tekrar değerlendirme yap.