şükela:  tümü | bugün soru sor
  • cocuklugum henuz sıcak inanın sonrası yok
    gece gunduz calisiriz bakmayin tantanaya cok
    umutlar bir kasada sıkısmıs bir masada
    dokuz altı yollarında oyyy
    bir omur gecer buralarda sanki yarın dunden uzak
    bitmeyen bir ızdırap oy...
    dokuz altı yollarında bir zincir bogazimda
    sıkar sıkar gevsetemem aglayamam...
    ayda yılda bir kacamak kacsak bile yasamamak
    dokuz altı yollarında gulmek yasak....
    savrulmusuz odalara bahara ve daglara hasret
    su gordugun doner koltuk sanki omur torpuleyen rulet..
    umutlar bir kasada............
  • klavye agirlikli, guzel ezgilerden olusan fakat enstrumental acidan zayif kalan albumdur.
  • (bkz: efkan sesen)
  • efkan sesen'in nadide parçalarından biri.
    "9 6 yollarinda bir zincir bogazimda
    sıkar sıkar soyleyemem
    aglayamam
    ayda yilda bir kacamak
    kaçsak bile yasamamak
    9 6 yollarinda gulmek yasak...."

    diye giden şarki.
  • iş hayatının insandan götürdükleri ile ilgili pek güzel, pek anlamlı bir efkan şeşenşarkısı
  • efkan sesen tarafindan bestelenen ve sözleri yazilan , memurlara atfedilen sarki
    ve sarkiyla ayni adi tasiyan albüm(1995)
  • sabah akşam türkü barlarda 3 sene söylendiğinde kendisine karşı çaresizce duyarsızlaşılıp, bir gün sözlük tarafından hatırlatıldığında hem kaybolan anlamların geri gelmesi hem de eski günleri yad etmek gibi hoş bir çift bağlamlılık kazandığı görülerek yüze yayılan sıcak bir gülümsemeye sebep olan şarkı.*
  • söz yazarı için (bkz: sertan batur)
  • "9x6" ve "09:00-18:00" arasındaki telaffuz benzerliği dolayısıyla yanlış anlaşılmış ve yanlış anlaşılmaya da devam edecek gibi görünen bir şarkıdır...
  • efkan şeşenin bugulu sesi ile mükemmel yorumladığı parçasıdır.

    aslında bu herhangi bir şarkıdan ziyade bir isyanın sesidir kanımca. sabah dokuz akşam altı çalışanlarının dertlerini anlatır… umutlar bir kasada, sıkışmış bir masada oysa neler yapma kister deli gönül zaman gelir ister ki üç kuruşa kölesi olduğu cemcuk agizli patronun tafrasını çekmesin, milyon tane entrikanın ortasında işini yapmak zorunda kalmasın…

    sabah akşam çalışırım bakmayın tantanaya derken ne de güzel anlatır günümüz iş dünyasını. bir çok kimse asgari ücret + sigortaya köle gibi çalışmaya razı gelirken bunun o kadar da övünülecek bir şey olmadığından bahseder. sabah dokuz akşam altı, çalış, çalış, çalış sonu yok… ne o bağdat caddesinden geçerken gördüğü lüks otomobillerden birisini satın alabilecektir ne de deli gönlün istediklerini…

    bahara, dağlara ve kırlara hasret savrulup odalara sistemin parçası olmuşuz diyor efkan abi. şu gördüğün döner koltuk sanki ömür törpüsüdür, bakmayın öyle süslü püslü durduğuna diyor.. ayda yılda bir kaçamak derken de resmi tatilleri kastetmiştir diye umuyorum.
    bu şarkıyı dikkatlice dinleyip, gözünüzde aslında yaptığı işten memnun olmayan zoraki çalışan bir adamı canlandırdığınızda ustanın ne demek istediğini daha iyi anlayacaksınız.

    bu şarkı, beyaz yakalılar için tek işçi marşı niteliğinde diye düşünüyorum. her ne kadar ilk bakışta böyle olduğu idrak edilemese bile beyaz yakalıların sıkıntılarını dile getiren tek müzik eseridir. her ne kadar diğer işçi sınıfı çalışanlarına göre ofis çalışanlarının şartları biraz daha iyi görünse bile sonuç olarak onlar da işçidir, işçiyiz… arkadaşlarım “-süper işin manyak mısın niye çıkacaksın ki?..” dese bile, hafta sonu bile geçmek bilmeyen baş ağrılarını, iş yerinde dönen entrikaları, reelde üç kuruş değer vermeyeceğiniz adamların sizden bir şeyler istemesini ki kendi işleri olduğu haldedir, ve türlü türlü abuklukları ben bilirim..

    televole adami komunist yapar diye boşuna söylememişler galiba…