şükela:  tümü | bugün
  • ataturk turkiye sinirlari dahilinde yasayan biz insanciklara ozgurlugumuzu armagan ettigi andan itibaren insanlar on kasim saat dokuzu bes gece yolda durmak, durmamak ve o bir dakikani ataturke ayirmak ya da ayirmamak konusunda ozgurdur ve bu kisisel ozgurluge hic kimsenin karismaya hakki yoktur.. karisan zaten ataturku anlamamistir..

    bu kisisel secimdir.. cok asikardir ki sokakta duraksayan insanlarin neredeyse yarisi pek umurlarinda olmamasina ragmen sirf tepki gormemek ve toplum karsisinda kotu duruma dusmemek adina koyun psikolojisi icinde durmakta ve bu dusunce tarzi hal ve tavirlarindan cok rahat belli olmaktadir.. bu durumu sirf esten dosttan laf isitmeyim diye duzenli bir sekilde cuma namazlarina giden insanlara benzetirsem hata etmis olmam sanirim..

    misal ben dururum.. ataturk butun yil boyunca o dakika haricinde de her zaman aklimda olsa da yine de o bir dakikayi ata'ya adamayi cok gormem kendime.. kim ne yaparsa yapsin, isterse 20 yil sonra o dakikada herkes yurusun ben yine dururum.. isterlerse pagan inanci desinler, isterse mal gibi dikiliyo desinler ben yine dururum.. ama durmayana da sen niye durmuyosun deme esekligini, saygisizligini da asla gostermem.. zira ben 9 u 5 gece yuruyen ataturkcuyu sirf laf olsun diye 9 u 5 gece oldugu yerde dikilip duran ve ataturkculugun a sindan haberi olmayan koyuna yeg tutarim..
  • maalesef seneler gectikce cogu yerde, 9 u 5 gece herkes yururken durmak haline donustugunu aciyla gozlemledigim eylem.
  • tamamiyle unuttugum 10 kasimla ilgili yine "cizginin hangi tarafinda olmanizla" ilgili bir tartisma. ben daha ziyade cizgiyi anlatayim, ondan sonra karar verin neresinde duracaginizi.

    evet, ben 10 kasimi tamamen unuttum, ne de olsa iki gundur uyumamistim, projeler yetismeliydi falan filan. ogrenince ilk isim kutuphanemdeki en buyuk kitabi elime almak oldu, andrew mangonun ataturk kitabi. biraz okudum ki uygun bir hissiyat icinde olayim. ne yalan soyleyeyim yapamadim, gozlerim dolmadi bir turlu, birseyler kipirdamadi icimde. yanlis anlamayin, hicbir zaman onemsiz bulmadim, cahil de degilim, ama bir sekilde o canakkalede sehit dusenler bana cok uzak artik.

    birsey aklima geldi o anda, bir tane turk bayragim vardi. elin memleketinde balkon yok ki asayim, kaldirmisiz bir kenara iste. buldum en sonunda, astim girise. oda arkadasim sirptir, bir gunluk boyle kalsin diye rica ettim. diyeceksiniz, madem gozlerin dolmadi, butun bu bayrak gosterisi niye? bayrak gosterisi efendim, isin can alici kismiydi, cunku bu bir ritueldir ve bu yuzden de butun o uzaklastigim, hatta unuttugum degerleri, yani gecmisin bilincini bana gosteren bir aynadir.

    ritueller, gelenekler, yani genel olarak herhangi bir formdaki disipline edilmis hareketler, beraberlerinde gecmis nesillerin bilgilerini, anilarini tasirlar. kultur budur. bayrak dedigin bir bez parcasi iste. ama onu kapi girisine asinca, bez olmaktan cikiyor ve butun gecmis zamanlarin, insanlarin bilinclerini, birikimlerini yansitiyor. dikkat edin illa tarihsel gercekleri degil; sadece sizden oncekilerin dogru ya da yanlis bilinclerini..bunlarin bazilari anlamsiz, kisitlayici hatta dogmatik ahlak kurallaridir, bazilariysa gurur duyacagin ve seni tanimlayan geleneklerdir. nietzsche gibi ozgurlesmek icin tum ahlaki sorumluluklardan kurtulmayi da dusunebilirsin ama bunun sonuclarina katlanamayacak kadar guclu degilsen (yani bir gunde binlerce kisi oldurup, aksam olunca rahat rahat uyuyabilen bir cengiz han degilsen) bu ahlak kurallarinin/gelenekleri iyisiyle kotusuyle kabul etmelisin.

    simdi geleneklerin ve kulturun olmadigi bir ulkede yasiyorum ve bu altyapisizligin dogurdugu zarari bizzat goruyorum. bana kucukken aptalca gorunen bir takim seyler, mesela bayram ziyaretleri, artik cok ilgimi cekiyor cunku bu tip rituellerin olmadigi bir toplumdaki bireyler ruzgarda ucan yapraklar gibi aninda yozlasiveriyorlar. ayni sekilde oruc hadisesini de bagnazlik olarak gormuyorum artik, zira bu beraberinde guzel bir kultur getiriyor, iftar sofralari, sahur sohbetleri gibi.

    bu tip rituellerdir bizi tanimlayan, kulturumuzu olusturan ve bizim en ufak bir esintide abuk subuk yerlere suruklenmemizi engelleyen. tipki ramazan davulculari, futbol kavgalari, asiriya kacmayan bir milliyetcilik, her gelene cay ikram etmek, vesaire. bunlarin hepsinin tek tek anlamsizligi hakkinda sayfalarca yazi yazabilirim ama bir ustinsan degilsem, bu benim hayatimin da anlamini giderek yitirmesi olmaz mi?

    insanin bu gelenekleri yasatmasi demek, onceki nesillerle bag kurmasi demektir, bir kulture mensup olup kismen olumsuzlesmek demektir. ya nietzschenin tarif ettigi gibi adamakilli bireyci olunacak ya da kulturlerin bir parcasi olarak olumsuzlesecegiz. arada kalirsak ici bos, yozlasmis bir hayvandan farkimiz olmaz.

    dolayisiyla, "ben kafa olarak ozgurum, kimse beni propagandaya alet edemez" diyen arkadaslara, konunun esasinin bu olmamasi gerektigini hatirlatirim. "sapina kadar rasyonelim" diye gecinen insanlarin olaya bu kadar dar bakabilmeleri, mantiga yapilmis bir hakarettir. eger bir ustinsan kadar ozgurseniz, buyrun gecin. yok degilseniz, bu tip bir izolasyon, bu kadar bagnaz bir bireycilik, sizi er gec bir hayvana donusturecektir, hem yanliz hem de ozgurlesmeyi basaramamis bir hayvana.

    buraya kadar bahsettiklerim cok genel fakat artik bu noktada, dile getirmis oldugum bakis acisindan bu saygi durusu hususuna bakalim: kultur konusunda bunca laf ettikten sonra demeliyim ki, kanaatimce bu durumu oruc tutmak gibi, misafirperverlik gibi kulturumuze maletmek abarti olur. yani saygi durusu kulturumuze bu kadar nufuz etmis, bir ahlaki norm veya gelenek degil. ote yandan sadece bir devlet propagandasi da degil, ikisinin ortasinda birsey. ve tabii ki ozgur irade savunucularinin da eklemekte gecikmeyecegi "saygimdan dolayi yapiyorum" unsuru var. saniyorum hepsinden azar azar var bu saygi durusunun icinde ve belki de daha fazlasi.

    halbuki insanlar yukarda bahsettigim gorus acilari yerine, bir tek kesin cevapta israr ediyorlar ve bu da fikirlerin yozlasmasina yolaciyor. ornegin, "o sokaklarda durmadan yuruyebiliyorsan bu onun sayesinde" demekte israr etmeyiniz. zira bu tip laflari her yil binlerce kez duyan biri gereksiz yere tohmet altinda birakilir, diyet hikayesindeki gibi, "eeehh, yeter be sikmisim kurtulusunu da lan, bana mi sordunuz" diyerek isyan eder. veya "senede bari bir kere saygi duyun" da demeyiniz, zira o insan hayatinda aklin, bilimin yolundan sasmiyorsa, "yuru yuru, irana kadar yolun var" diyen cahil bir "vatansever"den daha saygilidir ataturke.

    boyle konformistlere sormak istiyorum, hayatinizi ve uygarliginizi borclu oldugunuz ataturkten baska kimse yok mu? o cok sevdiginiz turkculugun esasi olan ulus-devletciligi yaratanlari bir kez hatirladiniz mi? ne hatirlamasi, kaciniz biliyor ki, kaciniz okudu ki plato,machiavelli,thomas more,hobbes, locke,spinoza, voltaire ve jean jacques rousseaudan bir tek satir. hele ki bunlardan bazilari ataturkun o cok etkilendigi ve sevdigi fransiz kulturunu (eminim ataturku "sevenlerin" cogunun bundan da haber yoktur) dupeduz sekillendiren adamlardir; hepsinin toplami icin, senede sadece 30 saniyeligine, amuda kalkar misiniz acaba?

    bir insanin hatirlanmasi icin illa asker olmasi gerekmez, sizin hayatinizi kurtarmasi, uygarliginizin temelleri atmasi icin illa ordulara komuta etmis olmasi sart degildir. hadi birak bu pasteurleri, bu kopernikleri, yok mudur bu kulturun tarihinde ugrunda senede bir defa ayakta durmaya deger baska bir insani? kac dakika, gostermelik de olsa, bir saygida bulundunuz mevlana icin, ibni sina icin, mimar sinan icin, yunus emre icin, ve evet, o vatan haini siirini yazan zat icin? ataturkun o "silah arkadaslari"nin isimlerini ogrenmeye kaciniz tenezzul etti?

    bu konformistlere bu kadar laf fazla bile. bana komik gelen bir diger arguman da, saygi durusunda durmaya durmaya veya zamaninda bes dakikaligina elektriklerinizi sondurmeye sondurmeye seriatcilarin guc kazandigi hususu. bunun da, yakin zamana kadar world trade centerin enkazinda yapilan duygu yuklu ama bos konusmalardan, yahut da bushun axis of evil konusmasindan bir farki yoktur. sizce birlik beraberliginizi kanitladiginiz zaman sizden korkup geri sinecek bir seytan mi bu seriat, yoksa tum olusumlar gibi daha organik, mesela gelir seviyesi ve yasam standartlarina bagli olarak degisen bir neden-sonuc iliskisinin urunu mu? (karni doyan, sinemaya gidip kitap okuyabilen bir adamin "seytan"in oyuncagi olma ihtimali az gibi). tabii olaya boyle bakmak yerine bir dusman yaratip hayatimiza anlam kazandirmak daha kolay. tipki zamaninda komunizmin oldugu gibi, tipki simdilerde terorizmin oldugu gibi.. nedensiz yere, sadece kotu olduklari icin kotu olanlar ve iyi adamlar. [edit: bakin burayi yanlis anlayip tepkisizligi savundugumu dusunmeyin, birlik olmak, ideolojik guc dengesindeki rolununde otesinde, insanin temel ihtiyaclarindandir. lakin, neden tepki gosterdiginizi bilin, dogru da olsa surekli ayni cevabi tekrarlayan bir kopek olacaginiza, arada sirada yanilan ama neden o cevabi verdigini bilen bir insan olun]

    lakin, illa saygi durusunda durmayiz diyenlere de entrynin asil ana fikri olan, bastaki paragraflari hatirlatirim. gecmisi olmayana hayat bir eziyettir ve gecmis de bu tip anlamsiz gorunen hareketlerle yasar, kulturle yasar. evet, 10 kasim saat 9u 5 gece bu milletin bir kulturu degil, tepeden inme bir devlet politikasidir. evet, okullardaki torenler, okunulan siirler halkin isteginden ziyade, devletin emridir. ama iste iyisiyle kotusuyle bu "kultur" de boyle yaratiliyor ve bunun olusumunda sartlandirmadan, statukocu devlet politikalarindan daha derin etkenler de var. ornegin, kisisel saygi da var, bahsettigim birlik beraberlik ihtiyaci var, yanliz olmadigini bilme zorunlulugu var, hatta gercek olmasa bile o karizmatik lider imajini ornek alma gudusu, hayatina anlam kazandirma istegi var. daha bile derinlerde kendinden yuce ve guclu birine karsi sorumluluk duygusu hissetme ihtiyaci da vardir, tipki din inancinda oldugu gibi, tipki 1984un buyuk biraderinden sadece korkmak degil onu sevmek gibi. sizi bilmiyorum ama bu basit psikolojik olgular benim gibi akilci gecinenlerde bile bulunur ve ustinsan olana kadar da bunlar hepimizin ortak paydalari olarark kalacak.

    kisacasi herkese onyargiyla brave new worldden cikmis koyun muamelesi yapmak, en az vatan haini ilan edilmek kadar yanlistir ve bu cesit bir sig gorus, boyle bir onyargi, rasyonellige surulen kara bir lekedir.
  • atatürk'ün "zaten 10 kasım 1938'den beri bıraktığım noktada duruyorsunuz. günde bir dakka yürümüşsünüz, durmuşsunuz banane" diye yorumlama ihtimali yüksek olan davranış biçimi.
  • -abi sikeceksin bunları, demir kazık sokacaksın götlerine...
    -- kadına sikerek ceza verme şekli diyosun, sikerek cezalandırma isteminin gerekçeleri ardındasın yani..?
    - efendim?
    -- her komplike konuşanı efendin olarak algılayabilir misin?
    - anlamadım ama pek iyi bişi sölemiyosun sanırım. ben küçükken bayrak törenine zorla getirilmedim, bayrağa saygısızlık ediyosun...
    -- bayrak konusunu çözemedim ama ben. olay saygı duruşu değil miydi? kim bayrağa saygısızlık etmiş?
    - hmm. etmemişler mi?
    -- soruya soruyla karşılık vermek genel özelliğin midir?
    - bok yemenin arapçası senin yaptığın...
    -- bu arap takıntısını anlayabilmiş değilim. fallik dönemden kalma mı?
    - gachayım.
  • anladigim kadariyla kimin yaptigina bagli olarak degerlendirilen davranis.
    türbanli kiz yapinca "iran'a kadar yürü" denilmektedir.
    peki papyonlu, fötr sapkali adam yapsa ne diyecegiz? brüksel'e yürrüüü diye mi bagiracagiz?
  • ataturk saat 9 u 5 gece degilde gece 3 veya herkesin uyudugu bir saatte vefat etseydi ne olurdu diye insan dusunmeden edemiyor.
    o zaman kim kimi kontrol edicekti, nasil ayircaktik saygisizlarla saygililari di ama !!.allahtan ataturk cok uygun bir saatte vefat etmiste insanlari hemen iki farkli gruba ayirip, karsi tarafi yerden yere vurabiliyoruz.
  • belki bu vatanın bu hissiyatın parçası olmamak ve bunu belki umursamamak!

    yürüyen yolunda kimseyi iplemeden yürüyebilir. öyle hale geldikki trendeki kapkaççılara "hey ne yapıyorsun!" diyemedikten sonra bırakın ataya saygı duruşunu. insanlar fransız olur iranlı olur yahudi olur. atayı sever sevmez. unutulmaması gereken o da bir insandı ve herkes gibi öldü. öyle bir düzen getirmek istediki kendisi bile eleştirilebilsin! ama atam dön bak senin ölüm yıldönümünde biri durmadı yürüdü diye neler deniyor.

    siz hala totemciliğime inanıyorsunuz. atam ölmüş üzülüyorum ama bunu yolun ortasında çakılmakla veya durmayana laf sokmakla ne gibi bir alakası var allah belamı versin çözemiyorum...

    öyle sığ insanlar varki önünü göremediği halde millete iran'ı tarif ediyor!
  • kalıplaşmış hatta gelenekleşmiş öğretilerin bir gitirisi olarak halk tarafından kınanmaya yol açacak faliyet.
    10 kasımda 9 u 5 geçe sadece bir dakika için hareketsiz durmaktan ziyade, siren sesleri altındaki ölüm sessizliğini dinlemekten ziyade, sirenler olmadan da atayı hatırlamak, anmaktır saygı. başı dimdik ama hareketsiz durmaktansa başı önünde yürümektir saygı. her ne kadar bugün bu eylem çok farklı ve zararlı amaç ve anlamlar altında yapılıyor olsa da, asıl yapılması gereken hareket budur.
    saygı duruşunda durmak ve saygı duymak fiilleri şüphesiz birbirinden çok farklıdır. halk onu mecbur ettiği için duran ve dikilen değil, atanın dünya görüşünü anlamaya çalışan, verilen kuru öğretinin ötesine geçmeye ve atanın kendisini anlamaya çalışandır asıl saygı duyan. varsın o da yürüsün.
  • kucuk seylerin, rituel veya bez parcalarinin, her insan icin ayni anlami ifade etmedigini, ifade etmesi gerektigi gibi bir kural olmadigini, bu anlamlara sahip olmanin da bir secim ve dolayisiyla ozgur bir hareket oldugunu hatirlamamiza sebep vermesi gereken olaydir.

    turk bayragina saygisizlik etmek kanunen yasaktir. ama herhangi bir bayramda, seyranda bayrak asmayi mecbur kilan bir yasa yoktur. 9u 5 gece yurumemek bir saygidir, sahiplenilen bir degerdir; ama onu da mecbur kilan bir yasa yoktur. iste boyle mecbur kilici yasalarin olmamasinin sebebi de isteyenin o degerleri edinmemesine olanak tanimaktir.

    "bayrak da bisi ifade etmiyo di mi senin icin?" diye tariz yaparak soru sormak, bayragin bir sey ifade etmedigi kisiyi odunla dovmenin biraz daha medenilesis hali olsa da, o kisinin secimine gosterilmeyen sayginin ifadesidir. ben istiklal caddesinde olsam yurumezdim, biliyorum bunu. ama yuruyene de "lan??" demem icimden. onun bilecegi is.

    bizim ulkemizin, yurt disinda yasayinca daha da bir anliyor insan, cok ama cok buyuk bir toplumsal farkindalik ve bilinc mekanizmasi var. oyle bir mekanizma ki bu, ortak degerleri edinmeyi, dil saklatarak, ayiplayan bakislar atarak, ya da "ulan ben seni sikerim, gebertirim, odunla doverim soyle soyle yapmazsan" diyerek mecbur kilmaya calisiyor. *** kendi ozgur secimlerimizi, kendi etrafimizdakilere bu secimleri yapma hakkini vermeden yapamayiz. *** sorgulamamiza izin olmayan sahalar oldugu surece, legal olsa da yapilmasina "izin" olmayan eylemler oldugu surece, aklimizda asamayacagimiz sinirlar, gecemeyecegimiz irrasyonel dogmatik duvarlar olacaktir. ataturkun bile "size oyle bir sey birakiyorum ki, ben yokolduktan sonra ona sarilirsaniz yolunuzdan sapmazsiniz. bu sey, ilimdir"* diyerek biraktigi en buyuk miras rasyonelliktir. rasyonellik de sorgulamayi, yapabilmek icin yikmaya izin vermeyi gerektirir.

    hadi hemen su son cumle de marjinalize edilsin, ben anarsist bu entry de zamanin otesinde entry olsun. yeter ki su satirlar bi kac tane soru isareti yaratsin..

    edit: *** .... *** cumle hakkinda: kendi ozgur secimlerini yapmaya gerek duymayan bir kimse iseniz, ve (dikkat!!! ve, veya degil) baskalarinin ayni hakkina da bu sebepten saygi gosterememe seklinde bir engeliniz* varsa, lutfen baskalarindan da ayni seyi bekleyebileceginiz, en azindan bunu gunluk hayatin bir parcasi seklinde yasayabileceginiz bi yere, ne biliyim orta caga falan gidin.
    kibar erkut abi