şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: asansör düştü öyleyse nükleere hayır)
    (bkz: madende kaza oldu öyleyse nükleere hayır)
    (bkz: midye yemiyorum param pkk'ya gitmiyor)
    (bkz: tuncelili futbolcuya tribünden mum sallamak)

    gibi türlü zerzevatı döndürüp dolaştırıp hükümete bağlayan ordan da sektirip nükleer konusunda biyoterör yapan sözlük solcusu kızıloğlanlardan yakında beklediğimiz kampanya.

    --- spoiler ---

    - dolar uçtu! madenler kapatılsın rüzgar, güneş, bunlar bize yeter!

    ... ve altın vuruş olarak temcit pilavı: "madem dolar yuro artıyor biz de kendi kendi teknolojimizi geliştiremiyoruz, uranyumu da dışarıdan dolarla alacağız öyleyse nükleere hayır". maden işletmeyi beceremeyen bizler nükleer santral yaparsak bi patlarsa offff...

    --- spoiler ---

    klavye solcuları sizin ben aklınızı sikeyim. saygı biraz saygı.*
  • pastırmalı kuru fasulye
    malzemeler
    1 su bardağı kuru fasulye
    1 adet kuru soğan
    5 dilim pastırma
    1 yemek kaşığı domates salçası
    yarım yemek kaşığı biber salçası
    1 tatlı kaşığı kimyon
    tuz
    karabiber
    1 yemek kaşığı un
    sıvı yağ

    öncelikle fasulyeler bir gece önceden veya sabahtan ıslatılır. daha sonra düdüklü tencerede 30-35 dakika pişirilip süzülür. başka bir tencerede küp küp doğranan soğana yağ ilave edilip pembeleşene kadar kavrulur. daha sonra salçalarla birlikte kavrulmaya devam edilir. yaklaşık bir su bardağı su ve un eklenip biraz daha karıştırılır ki un topak topak olmasın. daha sonra haşlanan fasulyeler ve üzerini geçecek kadar su, tuz, karabiber ve kimyon ilave edilip 10 dakika daha kaynatılır. daha sonra doğradığınız pastırmaları da ilave edip 10 dakika daha pişirip servis edebilirsiniz. unu yemeğin suyu daha kıvamlı olsun diye koyuyorum. afiyet olsun…
  • (bkz: engelle)
  • arkadaşlar yazılanları okuyunca şöyle ayık kafayla bir daha düşündüm ve ülkemize nükleer santral yapmamaya karar verdim. gerçi enerji mühendisliği okuyup konuyla ilgili iki yüksek lisans verip postdoc'un ardından enerji maliyetlerini düşürmek ve cari açığı kapatmak namına karınca kararınca katkımız olsun diye takımımızdaki önde gelen hocalarımızı da ikna ederek projede yer almak üzere ülkemize kesin dönüş yapmıştım ama yazdıklarınız sayesinde ikinci bir facianın mümessili olmaktan kurtardınız biz nükleer fizikçileri. eh artık bundan sonra diplomamızı dürüm yapar, simit satar onurlu yaşarız. yeter ki sizler karanlıkta kalın. öyle destek veriyorsunuz ya kampanyaya, karanlıkta kalalım yeter ki nükleer yapılmasın çünkü kaka bok.

    lan olm sizde sike sürülecek akıl yok mu? adam gelmiş burada kek tarifi veriyor bi kere formata aykırı bu yaptığınız.

    elli yıl okul okuduğunu ve sonucunda nükleer enerjinin aslında ne kadar tehlikeli olduğunu anlatanlara ne demeli peki?

    mal mısınız nesiniz, ne zaman bitecek ulan şu lise. hayata ne zaman atılacaksınız olm siz?

    hepiniz mi pazarlamacısınız lan hiç mi arge'ye yüksek teknolojiye gönül veren yok aranızda. iki tane kıymeti kendinden menkul sosyalist çıkmış öyle zararlı şöyle zararlı o kadar ki önünü alamadık diye zihinlerinizi zehirliyor, koyun gibi peşlerinden gidiyorsunuz. akıl var mantık var; insan bir sorar "madem bu kadar öcüydü neden o konuda yirmi yıl araştırma yaptın" diye.

    salağın biri de çıkmış kanada'ya göç ederek destekleyecekmiş kampanyayı. çünkü kanada'da elektrik hamsterlar kafeste koşturularak elde ediliyor ya o bakımdan. yirmi tane barzo çıkmış ayar vereyim diye akademik kariyer yapmış, ulan şu zekayı şu eforu aslında en temiz en güvenilir ve en çevredostu olan enerjinin aynı zamanda ne kadar da basit olduğunu anlamak için harcasaydınız çevre ülkelerin tribünlerine meksika dalgası yaptırıyor olacaktık.

    aynen böyle devam. sanıyorsunuz ki sizler gibi, çalışmanın ve üretmenin, sonunda yatış ile ödüllendirileceğine inananlar sayesinde memleket bu büyümeyi sağladı. haklı olmanızın diğer önemli nedeni ise, malum ülkemizde yereliydi geneliydi seçim eksik olmuyor. mazallah yapılır işletilir tam devredilecekken cillop gibi nükleer santral sözümona gene bi iş kazası bahanesine cemaatçi/ulusalcı komplosuna kurban gider.

    şimdi yüksek teknolojiye ve katmadeğere sırtını dönen adamların ilgi alanlarına bakıyorsun; alkol zaten var hatta kimi açıkça belirtmiş madde kullandığını, gecenin bir körü girilen futbol entryleri gırla, kimisi öğrencilik zamanında bahar şenliği adı altında yarıçıplak bedenini peşkeş çekmiş, nükleer karşıtlığı adı altında parklarda çadır kurmalar vs... barzonun biri de (çok biliyor ya bak bak) buyurmuş ki işte:

    - "efendim havaalanımız var ama uluslararası standartlara uyma zorunluluğu ve yabancı heyetlerin kontrol izni şartıyla bik bik"...

    lan olm mal mısın biz de zaten sen ve saz arkadaşlarını alacaktık yönetim kuruluna. elbette uluslararası izne tabi olacak. lütfen bu acılı günde bu olayı siyaset malzemesi yapmayı bırakalım hepimizin bu gibi günlerde yapması gereken şey elimizde meşalelerle bakanların kapısına dayanmak değil, özeleştiridir. henüz ortaya çıkma sebebi bile belli olmayan madencilik teknolojisi dışında gerçekleşen vahim olay ile nükleer sızıntının ne alakası var. aklınızda kurmuşsunuz bir tiyatro gören de sanacak ki uranyum tüplerini öğle arası barbeküde kullanacaklar. yok arkadaşlar öyle birşey nükleer enerji dediğiniz şey aslen buhar türbininden gelen temiz yararlı iştir. e peki atığı ne olacak diyenlerin de allah tepesinden baksın isveç düşünsün olm atığını tasası sana mı kaldı. dünyada kaç tane nükleer atık merkezi var haberiniz yok. bir de güneş enerjicileri var ki insan delirmemek için direniyor, madem türkiye güneş potansiyelini kullanamıyor e o zaman sahranın tamamını solar kollektörle kaplayalım ve dünya sıcaklığını 4 derece arttıralım bu mu yani derdiniz. güneş enerjisi sanılanın aksine en kirli enerji kaynağıdır ve küresel ısınmanın bir numaralı tetikleyicisidir. arkadaşlar bu cahil cühela kafayla nükleer bize tehlikeli demekle siz zaten haklısınız, milyarlık tesisler kurulunca emin olun üst pozisyonlarında görev alacak son kişiler olacaksınız. değil düğmeyi size emanet etmek kapısında bekçi bile olamazsınız. hatta şahsi öngörüm bu kadar körü körüne karşı çıkanların ve inşaat faliyetleri ile deneye alma çalışmaları sırasında olay çıkaracak kaynağı belli grupların bir şekilde kayıt altına alınarak hem idari kademelerde yükselmelerinin önüne geçilmesi hem de muhtemel bir sabotajın henüz gerçekleşmeden engellenmesi yönünde. rahatta dinle! karşı olanlar büyük oranda araba kullanıyor, o zaman arabanıza rüzgar türbini bağlayın rüzgar direnciyle elektrik üretsin. işte sizin termodinamik seviyeniz bu!

    konu çok uzadığı için toparlamak gerekiyor. daha önce defalarca belirtilmesine rağmen bazılarımız aynı körlükte direniyorlar. ve ne yazık ki durumumuzun halen "acaba yapsak mı yapmasak mı" aşamasında olduğunu sananlar var.

    ısrarla iyi niyetle niye diye soruyorsun cevap:

    - "çünkü bu iktiday vayken işleyimiz yast gitmez".

    e 50 sene bekle o zaman koalisyon hükümeti kurulmasını!.

    o yüzden bu teknoloji körü arkadaşları çok sevdiğim bir yazarın sık kullandığı "sözlük solcusu" nitelemesi ile taçlandırdım. yani bilgiden katmadeğerden nasibini almamış "istemezükçüler" bunlar. yani sen burada emek verip dil dökerek uluslararası ilişkilerden girip verimlilikten bahsedip güvenilir enerji maliyetinden çıkarsın bu dallamalar iki lafı biraraya getiremez ama yattık yerden küfürlü bakınız verir. dallamanın biri de çıkmış bak bak lafa bak:

    - "ben belçika'da nükleerciyim sus konuşma!".

    e be güzeller güzeli doğrudur belçika'da çalışan arkadaşlar varmış duyuyoruz. ekmek nereye işgücü oraya, mantıklı yani. ama bi bakıyorsun adamın dışa bağımlılıktan anladığı 100% yerli imalat. yani contasına kadar burada üretilmezse dışa bağımlıymışız anladın? ama şimdi kendimi zor tutuyorum da seni belçika'ya 500t mi attı arkadaşım. demek bir mal olarak seni çalıştırdıklarına göre "anlı şanlı" belçika da dışa bağımlıymış yazık ya? iklimcilere ise diyecek lafımız yok: "avrupa kendi iklimi bozulmasın diye hes'leri termik'leri burada yaptırıyormuş da bilmemne..", burası avrupa değil ya. neresi ulan burası zimbabve mi?!? yağmur bulutları falan egeden geçerken orada görünmez bir sınır var hop yok oluyorlar, uzay çünkü burası. götünün dibinde ermenilerin bile cihan harbinden kalma tesisi var açıp haritayı bakmaktan aciz burada ahkam kesiyor. toparlayalım, daha fazla efor harcamaya gerek yok. bulunduğumuz durum "acaba faydalı mı zararlı mı, becerebilir miyiz yoksa sıçar mıyız" noktası değil. her gelişmede yırtık dondan çıkan eylemcilere karşı özellikle nükleer enerji gibi yüksek güvenlik isteyen bir konuda henüz örgütleşmelerine fırsat bırakmadan önlemler almalıyız.

    bir de bu salakların korktuğu şöyle bişey var:

    (bkz: nükleer santral bacasından çıkanı atık zannetmek)

    neyse benim başlığım benim kurallarım (nükleer başlıktan bahsediyorum ehhee).

    adettendir ben de madde madde yazayım.

    1- inşaatı kim yapacak: "arkadaşlar inşaat; temelde çimento ve betondan oluşur gerisi statik hesabıdır. iyi eğitim almış bir lise öğrencisi bu hesapları yapabilir. polislerimize sapanla bilya atmaktan vakit bulduklarında odtü inşaat mezunu arkadaşlar da herhalde biraz mukavemet de işin içine katarlar". inşaatın onayına bizzat ben karar vereceğim. uluslararası mercilerin baskılarına rağmen bende toplanıp karar alıcaz. gerizekalı mısınız arkadaşım yıl olmuş cart curt halen aynı şeyleri soruyorsunuz. inşaata kafayı taktıysan kapatırsın inşaat fakültelerini olur biter bu ne aşağılık kompleksidir arkadaş bu yüzyılda sıçtırtmayın?

    2- santralde çalışanları benim fabrikanın tornacılarından bizzat seçeceğim. zira benim cnc operatörlerinin sorumluluğu ve iş kazası ihtimali çok daha yüksek. arkadaşlar siz santralde çalışan memurların her saniye katlı integral alıp kısmi difransiyellere nümerik çözüm aldığını mı düşünüyorsunuz. dizileri azaltmakta fayda var.

    3- çevre kirliliği ile ilgili soru soranları buradan tek tek rencide etmek istemiyorum zaten özelden gereken ölçüyü aldılar. yine de olaya hiç bulaşmamış, mühendislikten nasibini almamış veya zararı yok ilgisiz arkadaşlar için faydalı bir bilgi: madde enerjiye dönüştükten sonra geriye faydalı ısı, atık ısı ve atık madde kalır. ekonomisinin bel kemiği atık maddeleri yerin altındaki nükleer atık çöplüklerinde toplamaya bağlı olan ülkeler uluslararası sözleşmeler uyarınca bu çöpleri alırlar. isterlerse götlerine soksunlar sana ne. sen faydalı ısı ile türbin çalıştırır mil gücü elde edersin. atık ısını ise itü'lü arkadaşlar rejenerasyonda falan kulanırlar veya sanayi bölgesi ısıtmasında değerlendirilir. onun radyasyonlar nükleerle bir alakası yok.

    4- bonus: uranyum bahçeden mi çıkıyor dışa bağımlısın diyen dallamalar için gelsin: şu sözümona atatürk milliyetçiliği gözlerinizi o kadar kör etmiş ki; milliyetçiliği ekonomik bağımsızlığı 100% yerli imalat sanıyorsunuz. lafa bak "yerli üretim araba yapalım ama fren kaliperlerine, kompressor impellerine kadar burada işleyelim hem borg warner'a da rakip oluruz". japonlara kim soruyor arkadaş uranyumu nerden buluyorsun diye. göt kadar adada bırak uranyumu bina yapacak çimentoyu bile dışarıdan alıyor adam.

    şimdi "kendini japonla mı almanla mı kıyaslıyorsun" diyen ilk dallama dayağı yiyecek.
  • uranyumun kilosu kaç dolar biliyor musunuz?

    dolar yükseldiğinden piyasadaki uranyumun değeri de artıyor.
    bekleyip bor'a geçelim derim.

    dolar ile nükleerin alakasını kurduğum fakat bu başlıkla ne alaka diye anlamlandıramadığım başlıktır.
    yerli uranyumumuzu kullanırsak etkilenmeyeceğimiz enerji olayıdır.
  • (bkz: karşı olduğu kampanyayı başlatan kişi olmak)

    sonuçta sözlükte kim uzun vadeli stratejik planlama ile nükleer santral yapmanın risk/getiri oranını hesaplayabilir; alternatifleriyle karşılaştırabilir ki. siyasetçi güvenilir olsa kimse itiraz etmezdi; santrali satacak olan güvenilir olsa yine itirazlar azalırdı. dünyada hiç bir yerde gerçek demokrasi yok; böyle -teknik temelsizmiş gibi görünen- itirazlar da olacak o zaman.

    not: pastırmalı kuru fasulye lezzetli bir yemektir gerçekten de.

    (bkz: şizofreni)
  • sazanlar halen çernobil diyor ya hu.

    lan burada itiraz edeceğine girersin çernobil başlığına, facianın dikkatsizlikten değil atık enerji kojenerasyonu üzerine yapılan gereksiz bir deneyden kaynaklandığını okursun.

    ama yooo sözlük solcusu olmak yattık yerden kampanya düzenlemeyi gerektirir. zamanında şu lafı söyleyen de sen değil miydin diye sorarlar:
    - (bkz: ölü sayısı artsa da hükümet düşse).

    bi de dikkat ediyorum temelde iki beyinsiz itiraz var:

    1- almanlar'dan daha mı zekiyiz, japonlar bizden daha mı az yetenekli,
    2- biz tarım ülkesiyiz enerji bizim neyimize.

    rahatta dinle...

    acı da olsa şu gerçeği kabul edeceksiniz: elbette yaşananlar son derece acı ve ülkece cumhuriyet tarihinin gördüğü en büyük iş kazalarını gördük ve tarihi rekor kıran dolar kuru ile karşı karşıyayız. ancak bunun teknolojimizi geliştirmemize engel olacak kampanyalarla sulandırılmasına izin vermek önce vatanımıza daha sonra diplomalarımıza ihanettir.

    eğer rahatlayacaksanız evet almanlar sizden daha zeki, ama en yüksek mühendisleri önlerini ilikleyip bizlerin yanına staja geliyorlar.

    kura da rica ederiz düşsün biraz. allahın beyinsizleri.
  • "lan olm sizde sike sürülecek akıl yok mu? adam gelmiş burada kek tarifi veriyor bi kere formata aykırı bu yaptığınız."

    caaanım pastırmalı kurufasulye tarifini bile kek tarifi olarak anlayan ak müyendize nükleer santral faydalı bişey olsa bile yaptırmam. gider termik santral diker mal.
  • enerji mühendisliği okuyup
    konuyla ilgili iki yüksek lisans verip postdoc'un ardından enerji maliyetlerini düşürmek ve cari açığı kapatmak namına
    karınca kararınca katkın olsun diye takımındaki önde gelen hocalarını da ikna ederek
    projede yer almak üzere ülkene kesin dönüş yapıp forum sitesinde atışmak.*

    harbi işsizmişsin birader.