şükela:  tümü | bugün
  • aradım aradım sözlükte doların önümüzdeki aylarda nasıl bir seyir izleyeceğinin tartışıldığı bir başlık bulamadım. içimizde muhakkak borsa istanbul'da, bankalarda ve yatırım bankalarında çalışan ekonomistler vardır diye düşünüyorum. insanların yatırımlarını nereye yönlendirmesi konusunda tavsiyeler, tahminler ve piyasa analizleri yürütülmesi çok yararlı olur tahminimce.

    mesela bir arkadaşın bir miktar birikimi var fakat şu an faize mi yatırması yoksa dolara mı çevirmesi gerektiğini, hangisinin orta vadede (6-12 ay) daha fazla kazandıracağı konusunda karar veremiyor. tabi ki bildiğimiz kadarıyla birkaç aylık için faize ama 1 yıl gibi bir zaman sonra kullanacaksa ne kadar yüksekten alırsa alsın mutlaka dolara yatırmalı diyenler az değil.

    not: başlığın selameti açısından sadece kenarda parası olanların konuşması önerilir.**

    edit: forumların güvenilirliği sorgulanır olmakla beraber daha dün 1, 2,..., 10 gibi başlıklar açılan yerde faydalı olabilecek bilgilerin 'kutsal bilgi kaynağı' mottosuna da aykırı bir yapıda olduğunu sanmıyorum.
  • dolar 1.8 tl olduğunda bülent ecevit için vatan haini dediklerini anımsarım. şimdi 3tl'den de fazla ama ses çıkmıyor.
  • son günlerde, hatta aylarda mı desem bilemedim, sıkça gündem haline gelen husus.

    konunun makro etkilerine çok girmeden özel sektördeki etkilerinden bahsetmek istiyorum.

    öncelikle şu bilgiler önemli:

    "2016 temmuz sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 168,0 milyar abd doları düzeyinde gerçekleşmiştir. "

    bu şu demek, özel sektörün bir sene içerisinde 168 milyar dolar borç ödemesi yapması gerekiyor demek.

    en iyi ihtimalle bu kredilerin 01.01.2016 itibariyle alındığını varsayalım. 01.01.2016 için tcmb tarafından açıklanan dolar alış kuru 2.9076'dır. bugün ise kur 3.1xxx bandında hareket ediyor. günlük kuru düz 3.1000 kabul edersek bu şu anlama geliyor; özel sektör bir sene içerisinde 10.6 milyar dolar daha fazla borçlanmış oldu.

    ((3.1000 / 2.9076) - 1) x 168 bn $ = 10.6 bn $

    bu iyimser bir varsayım çünkü bu kredi bakiyelerinin hatırı sayılır bir kısmı önceki senelerden bu seneye düşen kredi bakiyeleri. 2015 yılının ortalama kurunun 2.7200 olduğunu göz önüne alırsak kur artışının %14 seviyesine geldiğini görebiliriz.

    rakamlar havada uçarken anlamını yitirir. 168 milyar dolar ne demek, fazladan 10.6 milyar dolar bizi gömçürür mü gibi sorular çok mantıklı sorular. bu sorulara güncel ve somut bir örnekten yola çıkarak cevap vermeye çalışacağım.

    bir çoğumuzun bilmediği üzere dün gazetelerde çok önemli bir haber yayınlandı. haberin ingiliççe metnini buradan, türkçesini de buradan okuyabilirsiniz.

    kossssskoca türk telekom'un sahibi nasıl oluyor da kredisini ödemeyemiyor? akıl almaz bir şey değil mi? bu noktada suudi arabistan'da yaşanan ekonomik gelişmeleri göz ardı ediyorum. etmekte de çok haklıyım çünkü oger bu işe girerken "ben şimdi eşek yüküyle borçlanıp türk telekom'u alayım da en kötü diğer işlerimden gelen parayla krediyi kapatırım" demedi. hiçbir yatırımcı böyle saçma bir mantıkla ihaleye girmez. bu yatırımın finansal modeli kurulurken yapılan dolar/tl tahminlerini çok merak ediyorum. çünkü 2005 yılına ait ortalama dolar/tl kuru 1.3408'di. 3.1000'e göre türk telekom'un satın alma bedelinin %147 arttığı anlamına gelmektedir bu.

    peki oger bu işe girerken neye baktı da girdi? gelirlere. unutmayalım, türk telekom'dan bahsediyoruz. sikindirik bir babuşoğlu inşaat a.ş. değil. finans camiasının cash cow diye adlandırdıkları türden bir varlık. türkçesi para basıyor anasını satayum.

    para basıyor basmasına da ufak bir sıkıntısı var. türk lirası basıyor. *bastığı para günden güne değer kaybediyor. buna yine finansçı zibidiler currency mismatch derler. (bkz: kalecinin kontrpiyede kalması)

    sonuç ortada. ve bu sadece türk telekom'a has bir durum değil. bugüne kadar yapılan bütün özelleştirmeler, bütün yatırımlar aynı kırılganlığa sahip. dolar borçlanıp tl tahsil etmek üzerine kurulu bir ekonomimiz var. zaten son köprü ve otoyol ücretlerinin dolar üzerinden hesaplanarak vatandaşa ittirilmesinin altında da bu yatıyor. bu ittirmeye de gevşek finansçılar natural hedging derler.

    doların yukarı yönlü seyri devam ettikçe bu tarz haberleri çok sık okumaya başlayacağız. tl tahsilat yapan ve dolar borçlanan bir başka sektör de elektrik dağıtım sektörü. eskiden elektrik faturaları çok detaylı geliyordu ama artık gelmiyor değil mi? allah allah neden acaba. *

    peki bunca insan mal mıydı da gidip bile bile lades yaparak dolar borçlandı?

    hayır tabi ki. türkiye'de bankalar tl kredi veremiyorlar çünkü tl mevduat toplayamıyorlar. (bkz: tasarrufun önemi)

    peki madem krediyi dolar aldılar, neden uluslararası piyasalarda tl'ye döndürmediler? ya da hedge etmediler?

    maliyet maliyet maliyet.

    gidip elinizdeki doları verip piyasadan tl almaya kalkarsanız bunun bir bedeli olacaktır. cross currency swap denilen bu hareketin maliyeti yatırımcıların sevmediği bir maliyettir.

    hedging ise bambaşka bir hikaye. genelde türkiye'deki uygulaması şöyle oluyor (tecrübe ettiğim kadarıyla) bir takım biryantinli, özel dikim takım elbiseli jilet gibi abiler gelip insanların kafasını karıştıracak şekilde durumu anlatıyor. "ben bi bok anlamadım" demeyi kendine yediremeyen yöneticiler kafalarını sallayarak bu abileri dinliyor. ve akabinde ne idüğü belli olmayan kontratlara imza atarak sonu bilinmez bir yola gidiyorlar. her halükarda hedge'i yaptıran yalabık abiler parayı götürürken bizim şirketler hedge mi yapıyor yoksa domala domala taş mı arıyor çok belli olmuyor.

    bu durumdan kaçmanın başka bir yolu da dolar tahsilat yapan bir işe yatırım yapmaktı. tabi bunun için ar-ge çalışması lazım, bilimsel ve akademik bir eğitim programı lazım, teknolojik/tıbbi bir şeyler üretmek lazım. lazım da lazım. bize gelmez. imam hatipleri basıp akademisyenleri şu ya da bu sebepten ülkeden kaçırdığınız bir ortamda, hele hele "biz ara eleman ülkesiyiz" diye demeçler verdiğiniz bir ortamda hiç gelmez. biz inşaat yaparız. yazıyla alakası yok ama bakın şöyle de bir şey var. üzgünüm ama bu sadece ingiliççe. özetleyecek olursak, her kuşa bir inşaat yaptık bir leylek kaldı. onu da yapacağız inşallah.

    buna ilaveten fed'in tutumu, avrupa ekonomisindeki sorunlar v.s v.s daha bir dünya şey eklenebilir. ama piyasada yaşanan sıkıntının özeti bu hikayedir. hikayeyi doğrulayan bir örnek de bir türlü özelleştirilemeyen milli piyango. düşünebiliyor musunuz, paradan para kazanan bir varlığınız var ama kimse almaya yanaşmıyor. hem de piyango v.b. gelir kalemlerinde monopol. işte bu yatırımcıların gözünden ortamın ne kadar kırılgan olduğunun kanlı canlı bir kanıtıdır.

    son olarak da şunu belirtmek istiyorum. sanmayın ki bu şirketler batacak. belki bekledikleri kazançları elde edemeyecekler ama şu ya da bu şekilde bu yatırımların su üzerinde kalması sağlanacak. buna da kredileri yüzdürmek denir camiada. bunun acısı kimden çıkacak? toplanan kurumlar vergisialsdkaşldaşlk şaka şaka. senden benden çıkacak her zamanki gibi. dünyanın en pahalı ürünlerini tüketmeye devam edeceğiz. sonra gelip burada başlıklar açıp gülüp eğleneceğiz. değişik insanlarız vesselam.

    çok uzun oldu. buraya kadar okuyanları gözlerinden öpüyorum.

    selam ve saygılarımla.
  • şu an johnny sins gibi seyrediyor.
  • böyle artan eğilimle yola devam edeceğe benzer. eskiden elektronik eşya* dolar/mark üzerinden alınırdı, yakında raflarda tl etiketi göremeyeceğimiz kanaatindeyim. şimdi döne döne, ekonomik ve siyasal açılardan 90'lara döndük. keşke sosyal açıdan da dönseydik de şu yozlaşma, ahlaksızlık da azalma yönünde olsaymış, hiç olmazsa 90'larda pop müzik güzeldi. neyse, hayırlısı.
  • şu an göte doğru bir seyir halinde.

    vatandaşı çok fena sikecek gibi gözüküyor.
  • fed in faiz artırımı konusunda havucu gösterip gösterip durmasıyla kademe kademe yükselmesi bekleniyor