şükela:  tümü | bugün
  • bugün oldukça yakından resmetme fırsatı bulduğum canlar. varıp yanlarına ''öt öt nereye kadar değil mi ?'' dedim, hiç oralı olmadılar. ardından ''yoksa tacir size selam mı getirdi, nedir bu neşeniz? '' dedim, yine ciddiye almadılar. sonra anladım ki daha önce 'tacir ile papağan' hikayesini hiç duymamışlar. en kısa vakitte gidip onlara okumayı planlıyorum. olmaz öyle kendileri daldan dala konarken diğer papağanlar dar kafeslerde selam beklemekte.

    özellikle şu dönemlerde henüz ağaçların yaprakları iyice büyümemişken gidilip seyredilmesi gerektiğini düşünüyorum. çünkü yaprakların büyümesi ile birlikte iyice kamufle olup gizleniyorlar.

    resim 1 resim 2
  • yeşil papağan ya da iskender papağanı dediğimiz türdendir. ankara'da da görülürler. soğuk iklime alışık kuşlardır.
  • (bkz: istanbul'daki papağanlar)

    fotoğraflara bakılırsa yeşil papağan gibi bunlar.. yerinde gidip gözlemlemek lazım, belki iskender papağanı da vardır oralarda..

    istanbul semalarında dolaşan iskender papağanlarını, kanatlarındaki ufak kırmızı lekelere bakarak kolaylıkla yeşil papağanlardan ayırabilirsiniz..

    farklar

    (bkz: yeşil papağan)
    (bkz: iskender papağanı)
  • sözlükte başlığını ve güzel fotoğraflarını görmemle bugünkü yürüyüş rotamı dolmabahçe'ye doğru değiştirsem mi diye düşündüren canım papağanlardır. özgürce uçmaya devam etmeleri dileğiyle.
  • geçen hafta sonu aynı tip papağanları kadıköy göztepe parkı ve caddebostan civarında da gördüm.
  • çok güzel ve akıllı kuşlar. inşallah bazı oç ler bunları avlamaya kalkmaz. öyle bir şeye şahit olursanız lütfen hemen polise bildirin.

    bu arada, sözlükte böyle güzel konular görmek beni çok mutlu etti. 400mm bir lens ile çok güzel fotoğrafları çekilir bunların.
  • dün yürürken kendini saklayan bir papiş gördüm.

    tost makinamı hazırladım.
    sessizce yanına yaklaştım.
    fotoğraf çekmeye çalıştım.
    kaçtı (sol üst) .

    bu da bonus.

    baktım çaktırmadan toprağa bir şeyler gömüyor. izinsiz resmini çekince, aklını oyarım dercesine kızgın kızgın baktı.

    aklıma mesnevi-i şerifteki şu beyitler geldi;

    '' şu yol vuran, bizi insanlıktan alıkoyan dört kuşu kes, oldur. çünkü bu kuşların her biri, karga gibi, akılların, akıl gözlerini oyar. bedene ait dört huy, dört sıfat, halil ibrahim’in kestiği kuşlar gibidir. onların boğazlanması, cana yol açar.

    ey halil! iyiden, kötüden kurtulmak için, onların başlarını kes de, hakk yolunda yol alan ayaklar, engelden kurtulsun.
    ***
    çünkü bu beden, dört huyun durağı olmuştur. o huyların adları, fitneler çıkaran, hileler kuran dört kuştur. eğer halkın ölümsüz olarak diriliğine kavuşmasını istiyorsan, bu uğursuz dört kuşun başlarını kes. sonra da onları, bir başka çeşit dirilt ki, artık onlardan insanlara zarar gelmesin.
    ***
    bu kuşlar; kaz, tavus, karga ve horoz idi. bunlar insanlardaki dört huyu gösteriyordu.

    kaz, hırstır.
    horoz da şehvettir.
    mevkî, makam tavusa benzer.
    karga ise, insanlardaki bitmez, tükenmez istekler, dileklerdir.

    *** ''
    birazdan gidip bu kargayı yakalayıp keseceğim. sonra kafasını bir dağın tepesine bırakacağım. şaka şaka daha neler? ona fındık fıstık götüreceğim. dün resmini çekince biraz üzüldü gibi geldi.

    karga nefsimizdeki kötü huylardan dünyaya olan düşkünlüğü, rahatlığı ve bitmek tükenmez bilmeyen arzuları sembolize eder. imam-ı rabbani hazretleri şöyle buyurur;

    “der tarik-i naks-bendi lazima-mi çar-i terk
    terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk”
    (yol ehli için dört seyin terki sarttir,
    dünya, ahiret, kendi, hiçbir sey kalmayinca son olarak terk...)

    velayet yolunda kişinin dört arınma sürecinden geçmesi gerektiği söylenir. terk-i dünya bu sürecin ilkidir. kişi dünya sevgisini, dünyevi arzuları( karga), hırsı(kaz) ,makam mevkiyi şöhreti (tavus) , şehveti (horoz) mutlak surette kalbinden çıkarıp atmadığı sürece bu aşamayı geçemez. ondan bu kuşların kesilmesi kişinin iman sahibi olması yolundaki ilk şarttır. çünkü gerçek bir iman sahibinin kalbi yalnızca allah teala ile meşguldür. kalbimizi nefse ait bu sıfatlardan arındırmadığımız sürece gerçek bir iman sahibi sayılmayız. her şey taklit aşamasında kalır. biz de sadece ‘–mış gibi ‘ yaparak zan denizinde kulaç atmaya deva ederiz. zan denizinden can denizine dalabilmemiz için bu dört kuşun kafasını kesmeli yani nefse ait bu dört kötü huydan vazgeçmeliyiz. ancak hz. mevala kuşların kafasının kesilmesiin onları öldürmediğini bizlere şöyle ifade ediyor;

    ‘’ ey idraki güneşe benzeyen, güneş akıllı kişi, sen vaktinin halil’isin. şu yol vuran, bizi insanlıktan alıkoyan dört kuşu kes, oldur.’’

    nefsi kötü sıfatlarından arındırırsak dünyaya ait bu dört kötü huyu kesip atarsak bu huylar 'olur'lar yani; tekrar dirilir ve ilim ve marifet kuşlarına dönerler. kişi artık ne isterse allah (c.c) için istemiş olur. ne yerse o'nun için yemiş olur. hatta ölmek için ölmez, allah için ölür.

    allahu alem.

    not: arifler kargaların ‘gak-gak’ diye ötüşlerinin ‘hak-hak’ zikri olduğunu belirtirler.
  • (bkz: pakistan papağanı)

    istanbul’da popülasyonu olan papağanlardır. ayrıca beykoz korosu ve bilimum ağaçlık alanlarda da görülebilirler. küçük boy papağandırlar.
  • az önce ağaçta öpüşürken yere düşen iki papağan gördüm. hızla düşerlerken bari kollarımı açayım da kucağıma düşsünler dedim. neyse ki son anda kanatlarını açmayı akıl etti şaşkınlar.

    ben de aşk'ın papağanları bile öldürebileceğine şahit edildim. bir de kalkmış artist artist laflar ediyorum. aşk taşı bile orta yerinden çatlatabiliyorsa kuşlara intihar da ettirir, kedilere ülke de feth ettirir.

    papikler kapak yaptı bana.