şükela:  tümü | bugün
  • biberle patlican kizartilir üzerinede domates sosu,alin size yazin en güzel yemeği..
  • iki karış bahçesi olan herkesin yetiştirmeye heveslendiği default ürün zinciri.
  • ya geçenlerde konuşuyoduk bu şarkı hakkında, ne paralize adammış dedik şu barış manço dedik güldük kendi kendimize. sokaktan tüpçü de geçer eskici de sebzeci de yavrum benim, sen ne aldırıyosun onlara, sen anlat derdini, aşkını mı itiraf ediceksin, et, bırak onlar baarsın dursun, niye karartıyosun dünyanı bu kadar? bi de işin kötüsü, konsantresini bozduğu gibi bütün işin içine etmiş, her şey için geç kalmış, kadın ellere yar olmuş belli ki. niye? domates biber patlıcan!
  • barış manço'nun, 1989 yılının aralık ayında ankara'da düzenlenen kenan evren'in cumhurbaşkanlığını turgut özal'a devir teslim şenlikleri gecesinde söylediği birkaç şarkısından biri.
  • imambayildi şarkisi..
  • kucukken (ilkokul 2 bilemedin 3) klip cekerdik bu parcaya babamin kankasinin kizi ve oglu bize geldiginde. ben oglanla domattes bibber patlicaan satarken kardesim de kiza askini itiraf etmeye calisirdi. sonra bizim yuzumuzden dunyasi yikilir, yerlere kapanirdi, sonra o kadar kizardi ki kovalamaca oynamaya baslardik birden.. yorulunca gunaydin cocuklara klip cekmeye baslardik.. e yoktu o zaman ek$in menlerimiz, boy boy barbilerimiz*
  • rahmetli bunu japonya'daki ünlü konserinde de söylemiş, nakaratının japoncasını tüm salona söylettirmişti. hatta "tomato nima nassu nassu" gibi bir şeydi sanırsam.

    edit: amiga 500'e şarkı ismindeki yardımı için teşekkürler.
  • saksukanın üç temel malzemesi.
  • eskiden mahalle aralarında yaya olarak, kollarına taktıkları oval iki sepetle sebze satan seyyar satıcıların bağıra bağıra söyledikleri kırmızı yeşil mor sebzelerin adı... domaaatezz, beber, patlıcaaaaannnn...

    taa üç beş sokak öteden yankılanan bu ses gerçekten bir hareketi veya bir sözü kolayca bölebilir, dikkati birden kendine çekebilirdi.

    rahmetli barış manço'nun bu şarkısı, öylesine canlı bir gerçeği yansıtıyordu ki, o yılların bu manzarasını bilmeyenlerin bunu anlaması çok zor.

    zaten anlayamamışlar da... sebze satan bir manavın böyle bir aşka nasıl mani olduğu bile sorulabiliyor... oysa olay manavın önünde değil, tam tersine sessiz bir köşede cereyan ediyor. fakat bugünün pişkin genciyle uzaktan yakından alâkası olmayan o zamanın utangaç genci, zar zor denk getirebildiği bir ortamda, yine zorlukla tam konuşmaya başlayacağı bir anda o malum üç kelimeyi sıralayan sesin yankılanmasıyla bütün konsantrasyonunu kaybediveriyor işte...

    domaaatezz, beber, patlıcaaaaannnn...