şükela:  tümü | bugün
  • tazelik kokusu.üstünüze fışkırmasına aldırmadan bir ısırık almanıza neden olur.
  • metin akpınar'ın "seka yakında domateslerden kağıt yapmaya başlayacak" dediği yüksek selülozlu hormonlu domateslere alıştıktan sonra, bir markette bulunan dal dal duran domateslerin saplarından yeşil yeşil gelen o taze baygın koku.

    kokla kokla doyamıyosun.
  • 2004'un son aylarinda abd'deki domates kitligi* yuzunden hasret kalinan koku.
    florida'da ve california'daki olumsuz hava kosullari yuzunden azalan domates uretimi sonucu en kiytirik roma domatesinin bile pound'u $1'dan $3.50'a cikmis durumda. gel de kokla gucun yeterse.
  • maalesef artık olmayan koku
  • cherry tomato'larda (minik sırık domatesleri) hala bir nebze alınabilen koku. onlar bile eskisi gibi değil sanki.
  • domatesin, yeşilden kırmızıya döndüğü zamanlarda sahip olduğu; eline alıp yardığında, içinde görünen kristalize yapılarla birlikte löpür löpür yerken kendinden geçmeni sağlayan o eşsiz, o mübarek, o pek şahane kokudur.
    patrick süskind, koku kitabını yazarken final sahnesi için aslında bu kokuyu hayal etmiştir hiç şüphesiz.
  • domates seçerken baktığım. terazideki elemanlarla bana bakıyor tabi.
  • domatesin kendisinden değil yaprağından ve dalından daha iyi alınabilecek kokudur.

    sabah erkek kalkıp bahçeden domates toplarken, sürtündüğünüz, dokunduğunuz domates yapraklarından ve dallarından elinize, üstünüze bulaşan kokudur, mis gibidir. domatesin kendisinden daha domates kokar.
  • son iki üç aydir sabahlari işe gitmeden önce bahçemde ellerimi sürerim domateslerime. misler gibi kokuturlar arabamı. içindeki kimyasal her ne ise kokarca saldırısına maruz kaldığınızda (ki bu kanada'da çok uzak bir olasılık değildir) kokuyu yıkayabilen tek kimyasalmış. kokarca sprey ederse bir kere elbiselerinizi atıyorsunuz, sonra banyoya girip domatesi her yerinize sürüyorsunuz. (bkz: terledim ha)
  • az önce şahsıma yaşama sevinci vermiş, gözlerimin dolmasına vesile olmuş kokudur. markete girdim domates almak için ilk reyondan poşete koymaya başladığımda az ilerde salkımla biraz daha canlı domates olduğunu gördüm. elimdeki domatesi kokladım ve hiçbir şey kokmuyordu. az ilerledim ve o domatesi kokladım.

    beni nerelere götürmedi ki o koku. köyümün bahçelerini ve doğayı ne kadar çok sevdiğimi hatırlattı. biz insanlar doğayı bile endüstriyelleştirerek kendimize ne kadar kötülük yaptığımızın farkında değiliz.

    aslında bunu yapanlar farkında ama insanlar kişisel çıkarları uğruna maalesef herşeyi yapar olmuş.