şükela   tümü | bugün
  • aslında herkesin cevabını da bilebileceği soru.

    (bkz: geviş getirmek)
  • kısa bir araştırma ile cevabının bulunabileceği soru. konunun dini ve sağlık kıstaslarını içeren yazının, sağlıkla alakalı kısmını aşağıda sunuyorum. kalanına buradan bakabilirsiniz. tabikide bu cevaplar tatminkar olur mu orası size kalmıştır.

    "zehirli maddeler: domuz eti çok yağlıdır. yenildiği takdirde, bu yağ kana geçer. böylece kan, yağ tanecikleriyle dolmuş olur. kandaki bu fazla miktardaki yağ; atar damarların sertleşmesine, tansiyon yükselmesine ve kalb infarktüsüne sebep olur. ayrıca, domuz yağ içerisinde "sutoksin" denilen zehirli maddeler mevcuttur. vücuda giren bu zehirli maddelerin dışarı atılması için, lenf bezlerinin fazla calismalari icab eder. bu durum, bilhassa çocuklarda lenf düğümlerinin iltihaplanması ve şişmesi seklinde kendini gösterir. hasta çocugun boğaz bölgesi anormal bir şekilde şişerek, adeta domuza benzer. bu sebeple, bu hastalığa "domuz hastalığı" (skrofuloz) adı verilir. hastalığın ilerlemesi halinde, bütün lenf bezleri cerahatlanarak şişer. ates yükselir, ağrı başlar ve tehlikeli bir durum ortaya çıkar.

    fazla miktarda kükürt: domuz etinde bol miktarda bulunan sümüksü bağ dokusu, kükürt yönünden çok zengindir. bu sayede, vücuda fazla miktarda kükürt alınmış olur. bu fazlalıksa; kıkırdak, kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanma, kireçlenme ve bel fıtığı gibi çeşitli hastalıklara yol açar. domuz eti devamlı yenirse, vücuttaki sert kıkırdak maddesinin yerini, domuzdan geçen sümüksü bag dokusu alir. bunun sonucu olarak, kıkırdak yumuşar; vücut ağırlıgına tahammül edemeyerek altında ezilir. böylece, eklemlerde bozulmalar meydana gelir. domuz eti yiyenlerin elleri peltelesir, yağ tabakaları teşekkül eder. mesela yiyen kimse sporcuysa; yorgun, tembel ve hareketsiz olur. bazı futbolcular bu sebeple mesleklerinden olmuşlardır.

    asiri büyüme: domuzda büyüme hormonu da çok fazladır. doğduğu zaman birkaçyüz gram olan domuz yavrusu, alti ayda yüz kiloya (!) erişir. bu kadar süratli gelişme, büyüme hormonunun fazlalıgı sebebiyledir. domuz etiyle fazla miktarda alınan büyüme hormonu, vücutta doku şişliklerine ve iltihaplanmalara yol açar. burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir sekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına sebep olur. büyüme hormonunun en etkili yönü, kanserin gelişmesine zemin hazırlamasıdır. nitekim domuz kesim işiyle uğraşanlar, erkek domuzlarin belli bir yaştan sonra kansere yakalandıklarını ifade ederler.

    deri hastaliklari: domuz etinin ihtiva ettiği histamin ve imtidazol denilen maddeler, deride kaşıntı hissi uyandırır. ekzama, dermatit, nörodermatit gibi iltihabi deri hastalıklarına zemin hazırlar. bu maddeler ayrıca; kan cibani, apandisit, safra yolları hastalıkları, toplar ve damar iltihaplari gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini artırır. bu sebeple doktorlar, kalb hastalarına domuz eti yememelerini tavsiye ederler.

    bir hatira alman hekimi prof. dr. reckeweg "domuz eti ve insan sağlığı" adlı eserinde bir hatırasını şöyle anlatır: "tedavi maksadıyla bir çiftçi ailesinin biraz sapa yörede bulunan ciftligine gitmiştim. babada müzmin antroz (dejeneratif eklem hastaligi) ve kalça eklemi iltihabı vardı. ayrıca karaciğerinden de rahatsızdı. annenin bacaklarında varis ve eziyet verici kaşıntısı olan ekzama vardı. ailenin kızlari ise, kalp yetmezligi ve romatizmadan rahatsiz idi. en saglıklıları görünmesine rağmen ogulları da anjin sonrası kalp yetmezliğinden ve kan cibanindan müsteki idi. evin öbür kizi ise müzmin bronşitten muzdarip idi. ogullarından bir digeri de, "domuz kıllanması" ve müzmin plörite yakalanmış olup, devamlı tekrar eden fistül ifrazatindan rahatsız idi. yukarida sakinlerinin hastalıklarından uzun uzadıya bahsettigim çiftlik evinde muayene sırasında garip bir olaya şahit oldum. ailenin arasinda iri cüsseli bir domuz hic istifini bozmadan asagi dogru sarkan kalın bir ağaç dalına abanarak sırtını kaşıyordu. hastalara "oradaki domuzu görüyormusunuz? onun kaşınmasına ve iltihaplara yol açan maddeleri, etiyle beraber siz de yiyorsunuz. işte bu maddeler, sizdeki hastalıkların yegane sebebidir." dedim. yukarida kendilerinden bahsettiğim, kara ormanlar havalisinde oturan benzeri çiftlik sahiplerinden verdigim nasihati dinleyenler, domuz eti yemekten vazgecerek hastalıklarının çoğundan kurtuldular. şimdi o ciftliklerin etrafındaki otlaklarda islam ülkelerinde oldugu gibi küçük koyun sürüleri yayılıyor."

    domuz eti ve trisin: domuz eti ile insana bulaşan tehlikeli hastalıklardan birisi de trisin [oku: trischin> hastaligidir. domuzlar bu hastalıgı trisinli fare yemek veya trisinli domuz eti ile beslenmekle alırlar. fakat trisin domuzlarda agir bir hastalik yapmaz. halbuki insanlarda, çok tehlikeli ve öldürücü bir hastalık meydana getirir. domuz etiyle alınan trisin kurtçuklar, mide ve bağırsak yoluyla kana geçer. böylece de, bütün vücuda yayılırlar. trisin kurtçukları özellikle çene, dil, boyun, yutak ve göğüs bölgelerindeki kas dokularına yerleşirler. çiğneme, konuşma ve yutma adelelerinde felçler meydana getirirler. yine kan damarlarında tıkanıklığa, menenjit ve beyin iltihabına sebep olurlar. bazi ağır vakalar, ölümle sonuçlanır. bu hastalığın en kötü tarafıysa, kesin bir tedavi şeklinin olmamasıdır. trisin hastaligi, bilhassa avrupa ülkelerinde yaygındır. sıkı veteriner kontrolleri yapılmasına rağmen, isveç, ingiltere ve polonya'da trisin salgınları görülmektedir. yurdumuzdaysa, yerli hristiyanların dışında trisin hastalıgı görülmemistir.

    gidalar ve insan mizaci: insan ve hayvanlar, yedikleri gıdaların az-çok tesirinde kalırlar. mesela kedi, köpek, arslan gibi et yiyen hayvanların yırtıcı; koyun, keçi, deve gibi ot ile beslenen hayvanlarsa daha uysal ve yumuşak huylu oldukları malumdur. bu durumda, insanlar için de geçerlidir. nebati gıdalarla beslenenlerin, genellikle halim-selim; et ve et ürünleriyle beslenen insanların ise daha sert mizaçlı olduklari tesbit edilmistir. domuz, dişisini kıskanmayan bir hayvandır. domuz eti ile beslenen insanlarda, kıskanclık hissinin zayıfladıgı veya dumura ugradıgı gözlenmistir fransiz filozoflarından savorin de beslenmenin mizac üzerindeki bu tesirine cok önem vererek, "bana ne yedigini söyle, senin ne oldugunu haber vereyim." demiştir."
  • şöyle cevaplanabilir:

    islam'da domuz eti yemek, zorunlu durumlar haricinde haram sayilir. zorunlu durum diyoruz, cunku islam'in zorunlu saydigi "ölüm tehlikesi" gibi durumlarda domuz eti yemek "zaruri"dir... islam bunu onermez, emreder. cunku bir insanin ölümüne neden olabilecek biseyi yapmasi veya yapmamasi (eger baskalarinin hayatini kurtarmaya calismiyorsa) yasaktir, buyuk gunahtir...

    yine islam'da domuz eti haram olmasina ragmen, domuz pis bir hayvan olarak kabul edilmez. sebepsiz yere domuz öldürmek gunahtir. ve dahi etini yemediginiz surece; deri ve kilindan yararlanmak, diskisindan metan elde etmek gibi nedenlerle beslemek haram veya mekruh degildir.

    islam'da yasaklarin epeyce bir kismi, insanlara "zarar" verdigi icin degil, sadece "yasak" oldugu icin konulmustur. yani, domuz eti yasak dendikten sonra cok yararli oldugu ortaya ciksa dahi yasaktir. ornegin; gunde belli miktarda tuketilen sarap gibi ickilerin insana yarari oldugu bilinmesine ragmen, bunlari icmek caiz sayilmaz.

    yani islam'a gore; gunde bir kadeh sarap icmek sagliga yararlidir deyip nasil sarap icilmezse ve yasak uygulanirken "alkol kotudur-iyidir" gibi bir ayrima gidilmiyorsa, domuz etinin haram olmasi konusunda da; "zararliymis bu" diye dusunulmesi o derece yanlistir.

    domuz etinin yasaklanmasi yarar-zarar dengesi ile aciklanamaz. tipki tek toynakli hayvanlari yemenin islam'da yasaklanmis olmasi gibi. 1300'lu yillara kadar at eti tuketiminin normal sayildigi turk toplumu bugun at yemez. ama at eti tuketen toplumlar hala vardir, olacaktir. cunku "inek" eti ne kadar yarar veya zarara sahipse at veya domuz eti de ayni oranda yarar veya zarara sahiptir...

    bugun ve gecmiste bazi insanlarin namaz ibadetini "spor", "egzersiz" gibi dusunup, musluman toplum icinde; "allah 5 vakit namazi emretmekle aslinda bizlerin spor yapip saglikli kalmamizi da istemisti" seklinde aciklamalar yaptigi ve bunun keskin bicimde savunduklarini biliyoruz. oysa belli bir yarari dokunuyor olsa bile, namaz spor yapma amaciyla emredilmis bir ibadet degildir. eger oyle olsaydi; "ben artistik jimnastik yapiyorum, he gunum antremanla geciyor. o zaman namaz kilmama gerek yok. kalbim de temiz, allah'a da inaniyorum" argumani ile namazdan siyrilmak isteyen birine verecek cevabimiz "ama" ile baslayan bir cumle olurdu. ve o "ama" kelimesi, sporcu insan icin namazin "egzersiz" yonunu silip atacakti. ki zaten namazin boyle bir faydasi olmadigini da biliyoruz...

    o yuzden "şekilsel" dini emir ve yasaklara "mantik" uydurma geleneginden vazgecmek en dogru davranis olacaktir. onlar sadece emir ve yasaktirlar. tanri'nin istekleridir ve o sekilde kabullenilmelidir.
  • allahın bir bildiği varsa -ki "allah" dediğine göre her şeyi bilmeli- daha önce de yasak olaması gereken domuz etinin, neden arada bi' yasak olduğunu sorgulayan soru.
  • yaklaşık 15 senedir domuz eti tüketen biri olarak sağlık konusunda söylenenlere katılmadığımı belirterek cevaplamak istediğim soru cümlesi.

    hayır kesinlikle ölmüyorsunuz. ayrıca prosciutto en sevdiğimdir.

    unutmadan, tavuklar da kendi bokunu yer.
  • (bkz: #38046495)
    (bkz: #33838324)
  • bokunu yiyor diye şeklinde cevaplanan soru. velhasıl hiçbir insan evladı, ben tavukları da bokunu gagalarken görüyorum bissürü, o noluyo şimdi? emin miyiz? dediğimde tatmin edici bir cevap verebilmiş değil.