şükela:  tümü | bugün
  • http://www.ntv.com.tr/id/25014148/

    ankara'da okulların tatil edilmesine sebep olmuştur. ancak bu tatil üniversite öğrencilerini kapsamamakta. biz ölsek gebersek mühim değil, çünkü hepimiz piçiz.
  • iki gün önce doktorun teşhisini koyduğu hastalığım ve aynı zamanda oğlumun aklını başından alan hastalık.

    bayram öncesi eren'in ateşi yükseldi. verdiğim ağrı kesici ateş düşürücüler bi işe yaramadı, çok kuru bir öksürüğü vardı. ama en ilginci davranışlarıydı; yemesini istediğim her şeyi yedi (tarhana çorbası dahil ki bugüne kadar hiç tarhana yememişti), yarım saate bir lavaboya gidip elini yüzünü yıkadı ve ortalıkta son derece neşeli gezindi.

    - anne, kendimi çok iyi hissediyorum, bak yüzümü yıkayınca ateşim nasıl da düştü?

    akşama doğru ateş 38 üstü seyretmeye başlayınca doktora gidelim dedik. o zaman anlaşıldı eren'in niye öyle davrandığı. hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, titreyerek. sürekli "domuz gribi mi olmuşumdur anne, hastaneye mi yatıracaklar, serum da takarlar mı?" diyordu, zor sakinleştirdik. acil serviste çok heyecanla bekledi doktorun gelmesini, gözleri ve dudakları ateşten kıpkırmızı. doktor muayene ederken çok heyecanlandı, sonuçta da "bademcikleri şişmiş, enfeksiyon var, antibiyotik vermemiz lazım" dedi. ama ne desek ne söylesek eren'i ikna edemedik. gece 39 derece ateşle titreyerek ağlıyordu, bir taraftan da "hastalıktan değil anneciğim, korkudan titriyorum, korkudan titriyorum" diye sayıklıyordu. sabaha kadar başında nöbet tuttuk, ertesi gün de antibiyotik etkisini gösterdi ateş geri gelmedi.

    tam eren travmayı atlattı derken iki gün önce ben yatağa düştüm. daha önce hiç yaşamadığım bir vücut kırıklığıyla. ateş hiç olmadı ama. gittiğim doktor bana hiç dokunmadan sadece ağzımı açmamı istedi ve boğazıma bakıp "grip" dedi. biz sormadan da ekledi "domuz gribi, bu senekinin adı bu" iki gündür kafamı kaldırmadan yatıyordum, bugün biraz iyiyim. ama eren iki gecedir uykusundan ağlayarak uyanıyor, çok kötü rüyalar görüyormuş, neler gördüğünü anlatmıyor bile.

    öyle çok etkilemiş ki çocukları haberler, tv, çevreden duydukları, okulda konuşulanlar. koca bir korku çöreklenmiş yüreklerine. bu "domuz gribi hikayesi" adındaki planlı programlı satışa sebep olan ve aracı olan ve dahi alet olan tüm kişi ve kurumlara lanet ediyorum.

    öyle bi korkarlar ki bir gün, kendi korkularının bokunda boğulurlar umarım.
  • geçen kuş gribinde likit yumurta işine girip köşeyi dönen unakıtan ailesinin domuz gribi sonrası hangi sektöre gireceğini merak etmiyor değilim?
  • hakkında çıkan habere bir radikal okuyucusu tarafından aşağıdaki yorum yapılmıştır:

    "george orwell, hayvanlar çiftliği, domuz - 29/4/20099:55

    george orwell'in hayvanlar çiftliği adlı muhteşem eserinde, tüm kötülüğün başını domuzlar çeker. meksika'da bu hastalığın amerika tarafından işletilen domuz çiftliklerinde başlamış olduğunu öğrenmek, yıllar önce okuduğum bu kitabı hatırlattı bana."

    bu kültürel birikim karşısında ağlamak istiyorum sayın seyirciler
  • aşısıyla neredeyse eş zamanlı sınırlarımızdan giriş yapmıştır. hızır gibi yetişti.*
  • meksika'ya giden turist sayısını geçen yıla göre %38 artıran hastalık. sebebi ise tur fiyatlarının düşmesi ve uçak bilet fiyatlarının oldukça azalmasıymış.
  • normal gripte ölüm oranı 10000'de 30, domuz gribinde ise 10000'de 3'tür. 10 kat daha risksiz bir hastalık olmasına rağmen normal gripten farkı daha kolay bulaşmasıdır. türkiye'de patlama yapsa bile 4000küsur vaka bekleniyor.

    domuz gribi aşısı ise, içerdiği cıva nedeniyle felç, diğer kimyasallar nedeniyle hiv'e yatkınlık ortaya çıkarabiliyor, amerika ve avrupa'da ise halen tartışmaları sürüyor. riskini anlamak için, ilk hepatit b aşısı olanlarda 20 yıl sonra ortaya çıkan multipl skleroz ve ilk kızamış aşısı olanların çocuklarındaki otizm vakaları örnek verilebilir.

    peki türkiye neden yüzmilyarlar vererek domuz gribi aşısı aldı, ve hükümet 3 aydır sistematik bir şekilde halkı galeyana getiriyor? bunun cevabı için aşıyı ithal eden şirketler ile akp'liler, onların yakınlarına bakmak gerekiyor, acı ama gerçek.

    sağlık bakanlığı, o verilen yüzmilyarlarca dolar tek bir kişinin hayatını kurtarsa bile değer demiş. madem bu kadar hassasız, neden sağlık sektöründeki milyon tane sorunlu alanda da bu hassasiyeti göstermiyoruz, neden halktan sağlıktaki devlet güvencelerini sürekli azaltıyoruz, o parayla yüzlerce sağlık ocağı hastane açmıyoruz ihtiyacı olan onlarca köyde kasabada şehirde?

    türk halkı, şimdiye kadar hiç son birkaç yıldaki kadar aptal yerine konmamıştı.
  • korkudan farmville'deki domuzlarimi sattirmis nalet hastalik.
  • önlem almak gerekir bu gribe karşı

    http://i.imgur.com/61axe.jpg
  • aile büyükleri tarafından sebze ve meyve yenilerek önüne geçileceği düşünülüyor. hatta nasıl bir ruh halindeler bilmiyorum ama iki diş sarımsak yedirmek istediler önleyici olur diye. neden üç diş değil, diye sorduğumda da herhangi bir cevap alamadım. tatminkar bir cevap alana kadar yemeyeceğimi belirttim. isyanım büyük.