şükela:  tümü | bugün
  • süreyya operası'nda beklentimin çok üzerinde bir performansla sahneye konan gaetano donizetti'nin opera buffası. gerisini google search'e bırakayım.

    benim gittiğim gösterimde norina'yı şans eseri ayten telek oynuyordu. şans eseri diyorum çünkü gerek sesiyle gerek performansıyla harikalar yarattı. yukarılara rahatlıkla çıkıp gerektiği yerde piano söyleyebilmesi (çok önemli çünkü genelde sopranolar bas bas bağırmaya bayılırlar), ama sesinin de çok güçlü olması takdire şayan. ayrıca, bir opera sanatçısının sadece sese değil, aynı zamanda oyunculuğa da sahip olması gerektiğini muhteşem mimikleriyle bir kez daha kanıtladı. don pasquale'yi kimin oynadığıyla ilgili ise şüphelerim var. dışardaki panoda bülent ateşeoğlu görünüyor, resmi de oynayan sanatçıya benziyor. ancak programda onun değil, başka iki kişinin ismi var. sonuç olarak oynayan kişi özellikle de teatral yönüyle izleyiciyi etkiledi, güldürdü.

    dr. malatesta rolünü bariton kevork tavityan'dan dinlemek isterdim doğrusu, zira la traviata'daki giorgio germont performansının tadı damağımda kalmıştı. bazi figüranların da bir memur anlayışıyla kendilerini rollerine vermediklerini, kimbilir hangi düşüncelerle dalıp gittiklerini gözlemlemedim değil.

    dekorlar harika, renkler insanın içini açıyor. yalnız bir önerim var. dekordaki şu kapılara gerçek kapı muamelesi yapılıp gerçekten kapatılmasınlar. hem bu gösterimde hem de la traviata'da o kapılar birer kez açılmadı. hadi don pasquale gülünçlü opera, bunu kaldırdık, güldük geçtik. ama la traviata'da alfredo bir havayla sahneden çıkarken o kapı açılmak bilmeyince, havası biraz söndü.

    ayrıca, 3. perdede hizmetçiler korosu, yeni hanım norina'yı sahte kocası don pasquale'ye şikayet ettikleri, içinde bol "ding ding dong dong" geçen ünlü şarkıyı pek güzel söyledi.

    --- spoiler ---

    operanın sonundaki heykeller gerçek insan. algılaması biraz vakit alıyor, en azından bana öyle oldu.

    --- spoiler ---
  • quel guardo il cavaliere isimli güzel bir arya içerir...
  • yegeni ernestonun, onaylamadigi bir kadin olan norina ile evlenmek istemesi uzerine sinirlenen don pasquale onun mirasindan pay alamamasi icin evlenmeye karar verir. akil danistigi doktor malatesta ise onu cok saf ve masum oldugunu anlattigi kendi kizkardesi ile evlenmeye ikna eder. fakat ona tanistirdigi kadin kardesi degil bizzat onaylamadigi norina'dir. pasquale kadini tanimadigi icin doktorun arkadasi olan sahte gorevli onlari hemen evlendirir, ama o andan itibaren karisi ona hayati zindan etmeye baslar. harcadigi paradan, karisindan isittigi hakaretlere kadar anbean her sey kotulestikce pasquale hem evlendigine hem de yegenini kovduguna pisman olur. doktor tum olayin bir oyun oldugun aciklar ve opera norina ve ernestonun mutlu birlikteligi ile sona erer..
  • 05.04.2008 tarihinde ankara devlet opera ve balesi tarafindan sahneye konan, ilk perdeden once "norina'yi canlandiran sayin... 'in ani rahatsizligindan oturu rolu istanbul'dan acilen gelip aramiza katilan sayin.. canlandiracaktir" anonsuyla seyirciyi bast tedirgin eden komik opera. yeni gelen sanatcinin iceride hala prova yapiyor olmasindan midir, bilinmez, ilk perde orkestranin yaklasik 15 dakikalik giris muziginin ardindan baslayabilmistir. nitekim ikinci perde basinsa norina karakterini canlandiran yeni sanatcinin ilk bolumu tamamen elindeki kitaptan okuyarak soylemesi de "hakkaten hazirlanamamis kadincagiz" dedirtmistir seyirciye. ancak eserin geri kalaninda adini hala hatirlamadigim sanatci harika biri oldugunu kanitlayip tum rolunu ezbere canlandirmis (opera tabii italyanca) ve herkesi kendine hayran birakmistir.
  • süreyya operası'nda izleme şansına sahip olduğum müthiş eser. ben ki operaya saygı duyarım ama pek tahammül edebildiğimi söyleyemem, bu operada giriş müziğinden finaline kadar gözümü kırpmadan aşk ile şevk ile izledim, kendimden geçtim. konu bildik, biraz basit ama işleniş biçimi olağanüstü. sanatçılar sahnede devleşip devleşip izleyiciyi mest ediyor. dekorlar uzun zamandır gördüğüm en başarılı tasarımlar ve uygulamaydı. hele o mavi salon'un duvar renkleri, o albenili kıyafetlerin mavisi beni benden aldı.

    zaten operayı izlediğiniz mekan başlı başına size çok farklı hissettiriyor. geçen ay viyana gezimde opera izleme fırsatı bulamamış, opera cafe'sinde ekrandan içerideki gösteriyi izlemiş, çıkışta şık kalablalığa imrenmiş idim. süreyya operası'nda don pasquale'yi sahnede canlı kanlı izleyip de üstelik salondaki en paspal kişi olarak kendimi görmüş olmam da bu nedenle beni hem gururlandırdı, hem de utandırdı.

    velhasıl kelam, operaya bu nefis eser ile şans vermek gerek, operayı yaşatmak gerek.
  • dekor, ışık kısacası sahne gerçekten güzeldi. çok fazla operaya gitmeyen biri olarak eleştirilerim ne kadar gerçeği yansıtır bilmiyorum ama don pasquale'nin yaşlı bir adam olduğunu yer yer anlayamadım, yeri geliyor ayağını yere vurunca yaşlılıktan sendeliyor, yeri geliyor eğilmeleri genç bir insan çevikliğinde, ayrıca sesi bazı bölümlerde daha kısık gibi geldi, ama bir o kadar da güzeldi. ayrıca beni en çok rahatsız eden şey ise "her şey" kelimesini ısrarla birleşik olarak çevirmeleri. sanatla, çeviriyle uğraşan bu kadar insanın arasında sen de mi brütüs durumu hoş değil. norina da göz kamaştırıcıydı.
  • gaetano donizetti'nin ilk 03/01/1843'te paris'teki theatre italien'da sahneye konulan 3 perdelik operası.

    19 ekim'de süreyya'da izleme fırsatı buldum bir kere daha. başlangıçta 4 farklı kadın figürünün dansı ile açılış yapıldı. bir öncekinde o bölüm var mıydı hatırlamıyorum. 2. perdedeki aşk çeşmesi önünde çingene ile dans eden kişiyi ise pirlo'ya benzettim. beşiktaş napoli maçı yerine operada olmanın halüsinasyonları da olabilir tabi bu. caner akgün'ü büyük bir beklenti ile dinledim ama allıkları haricinde diğerlerinden çok bir farkı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. bence sahnenin en iyisi özgecan gençer'di. o da ilk sahnelerde çok iyiydi sonlara doğru o da bıraktı. kostümler iyiydi. orkestra ise şahane... güzel bir operaydı, keyifle izlettirdi kendini. 3 perde , tek ara. iki saat 20 dakika gibi bir de süresi var.

    tarihi bir maçı kaçırdım ama pişman değilim seçimimden dolayı.
  • donizettinin ilk kez 1943'te paris'te sergilenmis 3 perdelik operasi, 12 ocak*'ta ankara devlet opera ve balesinde ankara promiyeri olacak.
  • süreyya operası'nda izlediğim, her yönüyle başarılı olan temsil. bir nefes bir huzur için gidiniz efendim.
  • 2016 sezonu en sevdiğim temsillerden biriydi. çok eğlenmiştim. bir aryası çok güzeldi elimde videosu var fakat ismini bulamıyorum.

    ara ara viyana da hangi temsiller gösterimde diye bakarken (sezon başı gitmek için uğraşıyorum) yeniden karşıma çıktı. nasıl müthiş salonları var deli oluyorum yav.
    bu da viyana devlet opera binasında sahnelenecek. dün yine bakarken ne kaybederim ha erken , ha geç giderim. uğraşıyorum sonuçta, o tarihte orada olmasam bile elimde biletim olsun diye aldım kendime bir bilet.
    belli tarihler arası orada olacak olan varsa kaçırmamasını öneririm.

    http://www.viennaticketoffice.com/…s-220222-en.html

    genellikle caner akın yüzünden burada sevilmez, ki ben ahmet baykara'yı izledim.

    özellikle bu sahnesi enfestir. hangi sezon, hangi ülke, nerede oynanmış bilmiyorum ancak;
    https://www.youtube.com/watch?v=vxnjtv-8mdi