şükela:  tümü | bugün
  • taarruz, hafif ve ağır olmak üzere genel maksat, silahlı keşif vb. gibi çeşitlendirebileceğimiz askeri helikopter sınıflandırmalarını bir kenara bırakırsak, bilhassa denizaltı savunma harbinde ve denizde icra edilecek keşiflerde bu aletler önemli rol oynar. işin tarihinden başlarak tekniğini ve doktrinini anlatacagım gençler. doğrudan tekniğe inmek isteyenler "denizaltı savunma harbinde helikopterin rolü" alt başlığından okumaya başlayabilir.

    öncelikle,

    hava araçlarının ilk askeri kullanımı keşif amaçlıdır. geniş alanları taramak amacıyla kullanılan su üstü muharebe gemileri de gözlem için kendilerine büyük imkanlar sunan yüksekliklere her zaman büyük ilgi göstermiştir. başlangıçta uzakları görebilmek amacıyla gemilerdeki direkler üzerine yerleştirilen karga yuvaları, yerlerini sırasıyla balonlara, mancınıkla atılan deniz uçaklarına (katapult) ve en son olarak helikopterlere ve sayabilirsek iletişim kurulan uydulara bırakmıştır.

    bir deniz muharebesinde düşmanının pozisyonunu ilk olarak tespit eden taraf hayati bir avantajı ele geçirmiş olur. ana gücü güverte üzerinde sınırlı alana sahip su üstü muharebe gemilerine dayanan donanmalar, bu nedenle dikine iniş-kalkış kabiliyetli helikopterin önemini en hızlı şekilde kavramıştır.

    ikinci dünya savaşının sonlarına doğru döner kanatlı platformları envanterlerine dahil etmeye başlayan ingiliz ve abd deniz kuvvetleri, bu araçları ilk başta arama kurtarma, nakliye ve keşif görevlerinde sıklıkla kullanmaya başlamıştı. kore savaşında karada konuşlu modellere benzer görevler icra eden helikopterlerin, donanmanın ihtiyacına göre yeniden şekillenmesi, yani "donanma helikopterlerinin" doğuşu da bu dönemde, 1950'lerde olmuştur.

    bell firması tarafından imal edilen ve 1957'de hizmete giren hsl-1, ilk denizaltı savunma helikopteri olma unvanına sahiptir. her ne kadar bu sistem kısa sürede hizmet dışına çıkarılsa da yeni bir sınıfın doğuşunu sağlamıştır.

    daha önce gözle yapılan su üstü keşif için radarlarla donatılan bu yeni helikopterlere ayrıca denizaltıları tespit edebilmek amacıyla sonar ve mad (magnetic anomaly detector - manyetik anomali algılayıcı) yerleştirilerek ilk defa helikopter denilen aletler, denizaltı savunma harbinde kullanılmak üzere donanmalara girmiştir.

    tüm bu yeni donanımlarının yanı sıra komando harekatlarına ve özel operasyonlara yönelik asker taşıma kabiliyetlerini koruyan bu döner kanatlı platformlar, kısa süre içerisinde çeşitli silah sistemleri ile donatılarak taarruz kabiliyeti de kazandı.

    uzun yıllar açık denizlerde uçak gemilerine konuşlandırılan sabit kanatlı hava araçlarınca yürütülen denizaltı savunma harbi görevi, soğuk savaşın ortalarından itibaren helikopterler tarafından icra edilen bir görevdi. böylece orta boyutlu bir su üstü muharebe gemisi de geniş alanlarda farklı birçok tehdide karşı kullanılabilir hale geldi. bu gelişme büyük boyutlu ağır kruvazörlere olan ihtiyacı da ortadan kaldırdı.

    denizaltı savunma harbinde helikopterin rolü

    özellikle denizaltı savunma harbi görevlerinde kullanılan manyetik anomali algılayıcı (mad), deniz muharebesi ve denizaltı avında helikopterin en önemli kozlarından biridir. bu sensörden biraz söz etmek gerekirse,

    mad, ilk defa ikinci dünya savaşı sırasında japonlar tarafından kullanılmıştır. japonlar, gemi ve uçaklardan genelde teller vasıtasıyla salınarak kullanılan ekipmana "jikitanchiki" adını vermiştir.

    kullanımında ise algılayıcı, yüklü olduğu gemi, uçak veya helikopterin metal kütlesi ve titreşiminden etkilenmemesi için genelde bir tel vasıtasıyla söz konusu aracın arkasından salınarak kullanılır. buna karşın etkili tespit ve takip için hedefin algılayıcıya ve yüzeye çok yakın bulunması gerekliliği yüzünden, alınan sinyaller daha çok radar ve sonar ile daha önceden de gözlemlenen hedeflerin ince yer tespitinde kullanılır.

    yani mad, helikopterlerin en önemli kozlarından biridir. bir halat kullanılarak havada çekilen bu sistem, denizin altında bulunan ve dünyanın manyetik alanını değiştirecek kadar büyük tüm metal nesneleri (denizaltı, hele nükleer denizaltı bunlardan biridir) tespit kabiliyetine sahiptir. tespit edilen cismin tanımlanabilmesi amacıyla helikopter, daldırma sonarını kullanır. bu sonra vasıtasıyla elde edilen akustik izler değerlendirilerek olası tehdidin sınıfı belirlenir. eğer geniş bir alanda tarama yapılıyorsa bu işlem için şamandıra sonarlar da tercih edilebilir. teşhis sonrası olası tehdidin düşman olduğuna karar verilmesi halinde, durum ana gemiye bildirilir ve silah kullanım izni istenir. bölgede dost birliklere ait bir denizaltının olup olmadığı teyidi alındıktan sonra eğer böyle bir durum yoksa su bombası veya düşüş hızının düşürülmesi amacıyla arka kısmında paraşüt bulunan bir akustik güdümlü torpido suya bırakılır ve hedef denizaltıyı vurur.

    bir denizaltının helikopter tarafından ilk kez vurulması 1982 falkland savaşı sırasındadır. 25 nisan tarihinde arjantin'in ara santa fe denizaltısının periskopunu radarıyla tespit eden ingiliz wessex helikopteri, su bombalarını bırakıp denizaltıyı vurur.

    denizaltının yakınında patlayan bu bombalar yüzünden motor ve pervane bölmesi yerinden oynayan ve yakıt boruları ağır hasar gören guppy 3 sınıfı bu denizaltı da böylece su yüzüne çıkmak zorunda kalmış ve savaş dışı kalmıştır.

    soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte denizaltı tehdidinin önemi de nispeten azalmıştır. muharebe gemileri, çok gelişmiş radarlarla donatılmış olsa da tek başlarına ufkun ötesindeki hedefleri tespit ve dolayısıyla onlara taarruz yetisine sahip değildir. eğer gemi bir u çak tarafından desteklenmiyorsa bu noktada devreye helikopterler girer. bugün türk deniz kuvvetleri'ndeki birçok fırkateynin kıç tarafında bir sikorsky seahawk olması bundandır.

    üzerlerinde bulunan radarlar sayesinde ana gemiden çok uzakta bulunan düşman su üstü hedefini tespit kabiliyetine sahip donanma helikopteri, muharebe gemilerinin taarruz menzilini de önemli ölçüde arttırır .günümüzde bu sayede elde edilen veriler, ağ merkezli harp ortamında tüm filoya eş zamanlı olarak iletilir, böylece en uygun pozisyondaki gemi, çok uzun menzillerden dahi hedefe taarruz gerçekleştirebilir.

    ayrıca bu helikopterler, taşıyabildikleri hafif gemisavar füzelerini ateşleyerek küçük boyutları ve yüksek süratleri nedeniyle vurulması zor hedefler olan hücumbotlara ve bazen korvetlere karşı da oldukça etkili olabilir. 1991 körfez harekatı esnasında ırak sahil güvenliğine ait çok sayıda hücumbot ve mayın gemisi, ingiliz sea lynx'lerinden ateşlenen sea skua füzeleri sayesinde batırılmıştı örneğin.

    asimetrik savaşta donanma helikopterleri

    işin özel operasyonlar kısmı da budur. burada bir parantez açalım, helikopterlerin askeri tarihte bir katkısı da uçakla yapılan hava indirme harekatının olumsuz şartlarını ve dezavantajlarını, dikey iniş özellikleri ve iniş yapmadan askeri halat yardımıyla yere indirme özelliği dolayısıyla geride bırakmasıdır. haho ve halo gibi metodların yanı sıra denizaşırı bir özel operasyonda, komando harekatında havaalanı olmayacağı için, uçak gemilerinden de dev boyutta uçaklar kaldıramayacağınız için, ana gemiden havalanan helikopter, karaya veya denize özel kuvveti indirip özel operasyonlara da katkı sağlar. hollywood filmlerinde güneş gözlükleriyle bir yandan seahawk helikopterini kullanıp bir yandan arkasında bir takım seal özel kuvvetini taşıyan pilotlar da donanma helikopterinin bu özelliğine işaret eder.

    tüm dünyada asimetrik tehditlerin yükselmesine paralel korsanlık faaliyetlerinde de ciddi bir artış yaşanınca özellikle dünyanın en işlek deniz yollarından birinin geçtiği somalı açıklarındaki bu tip korsanlık eylemlerine karşı bir filo konuşlandıran nato ve çin, gemi konuşlu helikopterleri sıklıkla kullanır.

    yukarıda saydığımız silahların yanı sıra makineli tüfeklerle de donatılan bu helikopterler, su üstü muharebe gemilerine oranmla çok daha geniş bir alanı çok daha kısa sürede tarama ve olaylara daha hızlı bir şekilde müdahale etme kabiliyetine de sahiptir.