şükela:  tümü | bugün
  • bir başarı oykusudur. ortaokul yıllarımda yazın aileye yük olmamak için çaycılık yaparak kendi harçlığımı çıkarırdım. ali usta da mahalle pazarı olan perşembe günleri gelir çadır kurup tezgah açardı çalıştığım çay ocağının yanına.
    o zamanlarda da şimdiki gibi kuyruk olurdu. esnaf,mahalleli ve tabi ben perşembe günlerini iple çekerdik. ali ustanın kendi elleriyle pişirip kestiği döner kapış kapış giderdi.
    hemen tezgahın yanındaki plastik tabureye oturup, açık ayran içerek yarım+çeyreği tek başıma götürürdüm.
    geçenlerde ihtişamlı tesisinin önünden arabayla geçerken kaza oldu sandım meğer otopark dolmuş yollarda bile yer yok trafik ilerleyemiyor.
    artık müşterileri esnaf, mahalleli değil takım elbiseli, jeepli insanlar haliyle.
    lezzeti aynı mı bilmem yıllar olmuştur belki yemeyeli.
    klişe olacak belki ama dönerci ali usta bana elinde askıyla çay dağıtan küçük çocuğu hatırlatır sadece.
  • birkaç senede pazar tezgahından 30 m2lik dükkana, bu dükkandan tuvaletlerinde sensörlü lambaları olan 2 katlı restorana dönüşen muazzam bir büyüme öyküsüdür aynı zamanda...

    2003 senesiydi, perşembe günleri kurulan maltepe pazarının yan sokaklarından birine 3-4 tane tahta pazar tezgahını yanyana birleştirerek üzerinde döner tezgahı kurardı ali usta, biz de üşenmeyip her perşembe koşuyolundaki işyerimizden çıkıp eğer yer bulabilirsek plastik taburelerin üzerinde pazarcılar ve bizim gibi ali ustanın methini duyup akın akın gelen kalabalıkla birlikte dönerimizi yerdik, ayakta kaldığımız da çok olmuştur.

    döner almak için sıraya girilirdi, ama kuyruk 10 kişilk olsa bile en az 15-20 dk. beklemek gerekirdi, çünkü ali ustanın meşhur dönerini yemeğe uzak semtlerden bir arabaya doluşup en az 5-6 kişilik gruplarla gidildiği için sıradakiler diğer arkadaşları için toplu sipariş verirdi. on kişilik sıra varsa döner tezgahından sıra size gelmeden en az 50 porsiyon döner çıkardı. porsiyonlar çeyrek, yarım, büyük yarım ve tamdı, ama en çok yarım ve büyük yarım giderdi.

    bir rivayete göre ali ustanın haftanın her günü bir pazarda tezgahı vardı ve her gün bir başka pazarda açıyordu döner tezgahını. bu nedenle daha sonra maltepe pazarındaki sokak tezgahından, tam bu tezgahın karşısındaki küçük bir dükkana geçtiğinde yine sadece perşembeleri açıyordu dükkanı.

    bu dükkanı açtıktan en fazla 6-7 ay sonra duyduk ki ali usta bir üst caddede yer tutmuş, 2 katlı modern bir restauranta taşınacakmış. bayağı şaşırdık tabi, nerden nereye o küçücük dükkana geçmesi bile bizim için büyük bir atılımken, sonra modern, kapısında kocaman bir döner totemi olan ve yine öğle saatlerinde tıklım tıklım dolan bir restaurant açarak işleri iyice büyüttü ali usta. şimdi her gün hatta geceleri de açık ve mesaiye kaldığımızda motorla şirkete sipariş bile getiriyor.

    biz de ne zaman ofisteki masabaşı işlerimizden sıkılıp bir cafe ya da bir restaurant açsak diye düşünüp arkadaşlarla konuştuğumuzda hemen ali ustanın hikayesini anlatıyoruz, çok ilginç bir başarı hikayesi olarak.
  • dün maltepe şubesindeydim. 1 porsiyon iskender 23 tl iken, 1.5 porsiyon iskendere 35 tl ödedim.

    fiyatlarının hakettiği değerden çok pahalı olduğu bir yana dursun, 1.5 porsiyon iskender, 1 porsiyonun 1.5 katından nasıl daha pahalı olur anlam veremedim. üstelik tam 1.5 katı olması bile saçmalıkken. çünkü fazladan koydukları yarım porsiyon et asla gerçek yarım kadar olmuyor bunu hepimiz biliyoruz. normalde ekstra 5 tl oynaması gerekiyor. ve bu saçmalığı ilk kez burada yaşadım ben.

    fiyat politikası rezalet olan ve sırf bu yüzden gözümden çok düşmüş olan dönerci.
  • maltepe tugayyolunda carrefourun arkalarında bulunan, ünü ağızdan ağıza yayılan ve bir fabrika gibi çalışan dönerci. yeri tarif edilince ufak bir esnaf lokantası beklediğimden, gittiğimde büyük, asma katlı, oldukça lüks, dokunmatik lcd ekranla sipariş alınan bir yer ve kadınlı erkekli bir kalabalık görünce şaşırdım. hele aynı anda dönen her biri birkaç yüzer kiloluk 3 döneri görünce, çok alakasız bir yerde olan bu garip mekan nasıl bu kadar döner satabilir diye insan hayretler içinde kalıyor. nitekim bursa iskender de dahil olmak üzere türkiyede bu kadar çok döner satan başka bir yer olmayabilir. fiyatlar da zaten çok uygun, yani müşteri sayısı fazla olduğu için bir pahalılık söz konusu değil, tipik bir büfe fiyatında. gözlemlediğim kadarıyla esnaf da gidiyor buraya işadamları ve patronlar da. dönerine gelince, çok büyük nerdeyse yarım metrekarelik dilimler halinde kesiliyor ve oldukça değişik bir tadı var, ama ilk izlenimlerime göre insanı hayran bırakacak türde değil. sert ve sulu bir et, içinde az miktarda yağ ve tahminimce çok az kıyma var. iskender falan da var ama ben yine de pilavüstü döneri tavsiye ederim tadını daha iyi alabilmek için. ayrıca dikkat ettiğim bir husus dönerlerden bir tanesi kömür ateşinde dönerken diğer ikisi gaz ocağındaydı. sanıyorum daha iyi bir döner için kömür ateşinde dönenden istemek en iyisi olur. burayı benim için ilginç kılansa çok büyük bir işletme başarısı olması. duyduğum kadarıyla pazarlarda döner satmaya başlayan ali ustanın ünü yavaş yavaş artmış ve bugünkü noktaya gelmiş. daha köşe yazarlarımız ve gazeteciler tarafınan keşfedilmediğini de göz önünde bulundurursak ileride nasıl olacağını tahmin etmek bile çok güç.
  • en güzel döneri yediğim yerdir.kesinlikle işi bilmektedir ustaları.fiyatı da çok uygundur.büfede döner yiyenlere pahalı gelebilir ancak kesinlikle diğer restoranlardan uygundur.
  • arkadaşımla denedik, her yönüyle müthişti. 4 katlı bir mekan, 2 katı doluydu. ücretsiz otoparkı, garsonların ilgisi, servis hızı, lezzetli döneri, şık iç dekorasyonu ve pırıl pırıl tuvaletleriyle bizi her yönden mest etti. e5 kenarında bir dönerci, 4 katlı binayı tıklım tıklım doldurabiliyorsa, burada incelenecek bir başarı vardır zaten. bir de bu mekan kadıköy'ün, beyoğlu'nun merkezinde olsa, ne olurdu siz düşünün...
  • gülsuyu e5 teki safranbolu lokumcusu nun sokağından girince 500m ileride sağda bulunan dönerci..

    uzaktan bakınca bir derby saati kahve nin dışarısında maç yanlamaya çalışan insan kalabalığı var sanılır önce..yaklaştıkça anlaşılır ki evet burası taaaa nerelerden tarif ile gelinen yerdir..
    5 dakika sıra bekledikten sonra içeri girilir,ben 1,5 alıyım cümlesi bitmeden döner ayran ve salata gelir ..'eh fena diil/öyle abarttıkları gibi diil'' vs. yorumlardan sonra da kalkılır hayat devam eder..

    bir de ben dikkat etmedim ama broşüründe şu yazıyormuş;

    ''1980 den beri dönerci ali usta''
    altta da ;
    ''yorumsuz''
  • şirinevler'e açtığı devasa şubeden sonra yüzü gülmeyen dönerci. fetö'den suçlanan faruk güllüoğlu'nun da aynı sırada devasa bir şubesi var. bu şirinevler de bylock gibi bir semt sanırım.
  • peşin konuşmak gibi olmasın ama... hizmetini bozmuştur. eve sipariş verdim. gelmedi. telefon açtılar sonra. şöyle bir diyalog geçti aramızda, komik diye paylaşıyorum.

    - siparişiniz geldi mi?
    - gelmedi.
    - tamam iyi geceler.

    tadından tuzundan bahsetmiyorum.
  • ortalama üstü dönercilerin ortalamasının biraz altında kalan, paranızın hakkını alacağınız bir işletme.
    tanım kısmı tamamsa gelelim deneyime.

    istanbul'da gerçekten güzel döner, pide ve lahmacun konusunda gerçekten hassas davranan bir insanım. gerekirse bakırköy ümraniye gider gelir aradığım tatların peşinde koşarım.

    döner konusunda istanbul biraz zayıf bir yer. yapılan dönerlerin içeriği şaibeli. etler iyi değil, kıyma kullanmak, hindi kullanmak gibi kötü alışkanlıklar çok yaygın.

    bu bağlamda dönerci ali usta, güzel eti ve iyi pişirmesiyle her zaman döneri yenecek bir mekan. servisi hızlı, lavaş ve ayranı leziz. porsiyonlar fena değil. daha iyi olabilirdi ancak kullandığı et hakikaten kaliteli.

    iş dönerin şampiyonlar ligine gelince benim açımdan zirvede bayramoğlu döner ve tatar salim var. bunların hemen peşinde de tamamen çocukluktan kalma bir damak zevki alışkanlığı yüzünden karadeniz döner ve pide salonu geliyor. karadeniz aslında o kadar müthiş değil. ama çocukken denizli kaleiçinde yediğim dönerin aynısını bulabildiğim tek yer. bu nedenle asla boş geçmem.

    gelelim ali usta'ya. dediğim gibi ali usta'nın döneri, lavaşı ve ayranı iyidir. ama patates'i ortalama, pilavı ise ortalamanın da altındadır. aslında bir dönerciden pilav beklentisi pek yoktur. gelmese kimse aramaz. zaten dönerin şampiyonlar ligine girememesi de buradan geliyor.

    iyi bir dönerin yanında, lavaş ve kekik yeterli olmalı. ama yok. illa o patatesi ve pilavı ikisini birden koyuyorlar. kaldı ki bugün gittiğimde bir de kekiği kırmızı pul biber ile karıştırmışlar. pul biberin dönerde yeri yoktur. gerçekten iyi bir dönere bırakın pul biber ekmeyi, iskender yapınca bile canınızın sıkılması lazım. etin tadını tam alamıyorum diye.

    aslında bu kural pek çok et için geçerli. sadece tuz belki bir kekik ile güzel olmayan et güzel bir et değildir. hele iskender dışında döner satmayan yerleri gördüğünüzde bu kural aklınıza gelsin.

    neyse, bugünkü ziyaretimizde siparişini verdiğimiz kadayıf unutulup, pilavın vasatlığındaki istikrar da tescil edilince ali usta için son notumuzu vermiş olduk.

    döneri iyidir hoştur. ve fakat özel bir yolculuğu hak edecek istisnai bir lezzet için yine elimizde kalan: bayramoğlu döner

hesabın var mı? giriş yap