şükela:  tümü | bugün
  • döner yaprak olduğunda bu o etin içeriği belirsiz mamulden, sakatat vs. yapıldığını belirtir. gerçek döner et dönerdir. yaprak döner ve et döner ayrımını bilmeden döner gurmesi olanlar varmış, canları sağ olsun.
    dönerci sadık usta nın 25 senesini ben bilirim galiba 15 sene de evveli olan hakikaten bir müessesedir. dönerinin lezzetli olması seçtiği etin sırt bölgesinden olmasıdır. etten anlayanlar hangi kısım daha lezzetlidir bilir. diğer dönerciler ya fabrikasyon kıyma döneri kullanır ya da kıymeti az olan ön kol gibi etlerdir.
    dönerci sadık usta yaklaşık on sene önce ellili yaşlarında vefat etti. dükkanı has yeğenleri işletiyor. has yeğenler çünkü yaklaşık 20 sene önce yanına aldığı, işi öğrettiği yeğen etin kalitesi vs ile oynayınca kovdu o ekibi. yeğeninin "ne olacak ki eti ucuza getirsek nasılsa satıyoruz" lafı çok kızdırmıştı onu, adeta ihanete uğramış gibiyim diyordu.
    dönere bir ara sadece sivri biber koyuyordu. kıvırcık, domates hele ki soğan çok hızlı bozulup zehir ürettiğinden. "insanlara bunu anlatamıyorum, maliyet sanıyorlar" diye yakınırdı. insanlar ekmeğin içinde garnütür sebze de görmek istiyordu. mecbur kaldı domates koymaya.
    yine o bölgede bir yemek, 2 dönerci açtı kapattı.
    dönerci sadık usta çok dindardı. bir ara iskender paşa cemaati olabilir heves etmişti, 2 sene sonra bıraktı o işleri. samimi iyi kalpli değil bu insanlar, ayrımcılık yapıyorlar doğululara gibi bir sitemi vardı. "bundan sonra kendim müslümanım kardeşim, abartmaya gerek yok" diyordu.
    çocukları doktordur. fakat dönerci sadık usta hastaneye gitmezdi. "allah ne yazdıysa o derdi" belki de sonlara doğru kederinden de gitmek istemiyordu zira cerrahpaşa tıp'ta doktor olan kızı kendi hastanesinde vefat etmiş ya da kendi canına kastetmişti. bu olay onu çok üzmüştü, almıştı çoktan yaşama sevincini.
    bir gün yeni haseki hastanesinin sokağında yeni bir dönerci açmıştı, geçiyordum önünden. biraz dikkatli bakmışım ki arkamdan koşa koşa, ter içinde yetişip elime döner ekmeği sıkıştırdı, "öyle bakınca, canın çekmiştir diye düşündüm" dediydi. halbuki yeni dükkan açmış, hayırlı olsun desem mi demesem mi diye düşünürken geçmişim öyle. "yav sadık usta dedim" öyle bir anı işte.
    iyi adamdı dönerci sadık usta, bakmayın usta dendiğine, dönerin bilim insanıydı adeta. erken gittin be sadık usta, tıpkı diğer iyiler gibi. allaha emanet ol usta.
  • istanbul aksarayda tabiri caizse cok afedersiniz got kadar (4 kişi ayakta anca sıgar)bir dukkanda doner satan ve kanımca istanbulun en guzel et donerini uygun fiyatlarla sunan donerci.her gun yetiskin bir insanın anca kucaklayacagı boyutlarda doner takarlar ve aksama kalmadan doneri bitirirler.yusufpasa otobus duragındaki vakıfbankın solundaki merdivenlerden cıkar cıkmaz gorunen kalabalıgın oldugu yerdedir.
  • yarım üzerine çeyrek yemenin adet olduğu dönercidir. güzeldir hatta istanbul'un en güzel döneri buradadır.

    --- spoiler ---
    pul biber ve açık ayran ile daha hoş bir ziyafet olur.
    --- spoiler ---
  • az once ove ove bitiremeyen bir arkadasim yuzunden, kabatastan bindigim ve oturarak yolculuk yaptigim tramvaydan inip, bu donercide tezgahinda kalan son yarima yetismek suretiyle doner yedim. simdi taksim bakirkoy otobusunde ayaktayim. allah akil fikir versin bana. amin. doneri yedin de basin goge mi erdi diyeceksiniz; hayir! guzeldi ama fevkalede diyemem. tekrar gelecegim ama sadik usta, bunu saymiyorum.
  • anthony bourdain'e ben rehberlik ediyor olsaydım, türkiye'ye geldiğinde götüreceğim yerlerden birisi burası olurdu.
    o kadar da güveniyorum dönerine.
  • döneri gayet güzel olmakla birlite porsiyonları da bir o kadar boldur. döneri kesen kişi eti esirgemez bol koyar. yedikçe yiyesiniz gelir sizinde. dönerde tuz miktarı veyahut baharat miktarı çok olduğundan da olabilir bu. gerçekten de zehir gibi tuzludur döner.
    ayrıca mekan küçük olduğundan masalar küçük, dolayısıyla sandalyeler küçüktür. böyle lezzetli döner yapıp da kilolu insanları çekmemek mümkün mü ama? onları böyle göt kadar sandalyelerde oyuncak masalarda mı oturtacaksınız?
    bir de ortalıkta pek çöp kutusu yok. yiyorsunuz kalıyor. rüzgardan falan sağa sola saçılırsa şansınıza. eğer garsonlarında da dikkatinden kaçmışsa ortalığı çer çöp götürüyor.
  • döneri lezzetlidir. fakat keşke kömürde pişse de, tam layıkıyla tadını alabilsek.

    döneri evet yağlı fakat benim gibi safra kesesi olmayan bir insanı bile yarım ekmek içi duble döneri rahatsız etmiyorsa "aşırı yağlı amuaaa" diyemezsiniz.

    ustanın doktorundan aldığım istihbarata göre abimiz etleri 1 gün önceden süte yatırıyormuş.
  • döneri harbiden muazzam, çay erdal bakkalda içilir doner burda yenir.
  • işin sırrı yumuşak ve lezzetli ekmekte yatıyor bence.
    eldeyken yormadan, dağılmadan, kolayca yeniyor.
    içinde domates ve dikine kesilmiş yarım biber var.
    nispeten sade ama sağlam bir lezzet.
  • istanbul'da döner yemek isteyecekleri yönlendirebileceğim iki adresten biri. diğeri için:

    (bkz: dönerci şahin usta)

    bu yerler dışında yenilen, ateş etrafında dönen et parçalarına döner deniliyorsa bu adamların yaptıklarına ne demek lazım?

hesabın var mı? giriş yap