şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #9825458)
  • başarılı bir aile reisi olan andreas doppler'ın hikâyesinin anlatıldığı norveçli yazar erlend loe'nun kaleminden çıkan roman.
  • ilk olarak 2004 yılında norveççe yayımlanan, 2012'de ingilizceye çevrilen ve 2016 yılında da yky'den çıkan; bir bisiklet kazasıyla başlayıp, yavru geyik bongoyla devam eden, arada hislerinize tercüman olan eğlenceli bir kitap..

    --- spoiler ---

    kafama taktığım en son şey insanların ne düşündüğü. ne düşünürlerse düşünsünler. onlardan zerre haz etmiyorum zaten, fikirlerine de çok nadir saygı duyuyorum. sözde arkadaşlarımız uzun zamandır pek umurumda değildi. gelip gidiyorlardı, biz de onlara gidiyorduk, falan. akşam yemekleri, çocuklar, dağ kulübelerine hafta sonu turları, yurtdışındaki kiralık yazlıklara seyahatler.. bitmek tükenmek bilmeyen bir harala gürele. ben de oradaydım elbette, böylece iğrenç bir biçimde her şeye dahil oldum. ormana kaçtığımı duyunca düşünecek mevzu çıkmıştır; doppler, ondan hiç ummazdık, diye geçirmişlerdir akıllarından..

    --- spoiler ---
  • değindiği güzel noktalara rağmen sanki açık unutulmuş bir çukur gibi kalakalan roman.
    erlend loe sanki yarıda bırakmış ve devam edecekmiş gibi bırakmış romanı.
  • hiç beklemediğim kadar keyif veren bir kitap oldu. hikayenin kurgusu değil, yazarın alaycı dili oldukça gülümsetiyor insanı. bir yandan da düşündürüyor herhalde norveçli olunca insan, hayat sıkıntıları daha farklı düzeyde olunca böyle bir dünyaya heves duyuyuor! kitapla ilgili değerlendirme için
  • (bkz: christian doppler) doğduğu şehir olan salzburg'da ismini taşıyan ruh ve sinir hastalıkları hastane kompleksi bulunmaktadır, büyük bir alanda.
    aynı zamanda doğduğu küçük daire, hemşerisi wolfgang amadeus mozart'ın oturduğu evle komşudur.
  • erlend loein ben bu yazarı tanımıyorum, kitabını alıyım belki yeni bir yazar kazandırır diye aldığım romanı.

    boş atıp dolu tuttmaya çalıştım. işe yaradı mı bu denemem ? en azından bu roman için değil maalesef .... ama şöyle bir şey var di mi ? ara ara hepimize kendimizden, dünyamızdan, ailelerimizden, sorumluluklarımızdan, işimizden kaçıp gitmek mümkünse doğaya kaçmak gelmiyor mu ? buna hayatının bir döneminde evet dememiş kimse olduğunu sanmıyorum. işte bunu deneyimleyen bir adamın hikayesi ... ciddi mi hikaye mi yok aslında absürd bir hikaye derseniz ? daha ziyade absürd ...