şükela:  tümü | bugün
  • içinde "dört tane dörtlük barındıran ölçüler" bulunduran parçanın zaman ölçüsü.
  • çoğu zaman; mükemmel, kusursuz anlamlarındadır.
  • 4-4 biten bir maçın sonrasında yaratıcı bir gazetenin manşeti olmuş, ileride de olacağına emin olunan tabir.. (bkz: spor sayfası klişeleri)
  • porte başında ifadelendirilirken 4/4 olarak yazılmasının yanında ayrıca 'c' olarak da belirtilebilir. pekçok kişi bu 'c'yi ingilizce karşılığı olan common time'a yorar ancak mantıklı görünmesinin yanında gerçek bu değildir. 'c', üç zamanlılığın (bkz: 3/4) kutsal üçlüyü çağrıştırması nedeniyle "mükemmel" sayıldığı ve tam bir çember ile simgelendiği dönemden kalmaktadır. o zamanlar buna göre dört zamanlılık "mükemmel olmayan" bir ölçü düzeni sayılıyordu; dolayısıyla da eksik bırakılan, tamamlanmamış bir çember ile simgeleniyordu. bu sembolün meşrei de budur.
  • müzikteki dört dörtlük ile süper manasındakinin arasında bağıntı olup olmadığını düşündürten ikileme.
  • bir izzet yasar şiiri. yeni kuş bakışı/heceyim ben adlı kitapta yer alıyor.

    1.
    şairlere iyi davranınız
    şairler ince ruhludurlar
    en ufak şeyden kırılırlar
    kabalıktan kaçınınız
    2.
    halkımızın çektiği acılar
    şairlerin yüreğini dağlar
    kadınlar, hoşçagörün şairi
    içkisini bolca koyun, öpüp sevip okşayınız
    3.
    soyut resim yapınız, kürtaj yaptırınız
    güzse, soğuksa, üşüyorsanız-
    ağlayınca nasıl da güzelleşiyorsunuz-
    şairleri ağlatmayınız
    4.
    şairlere acıyınız
    mevsim güzse, soğuksa
    üşüyorlarsa
    ana rahmini aratmayınız...
  • böyle bir kitap var. hatta pansiyonu bile var... derhal okumak istiyorum. biri bişi yapsın..
  • yani fevkaladenin fevkinin fevkinde gibi...
  • dört dörtlük adlı bu eserde yazar, hem olayın kahramanı hem de anlatıcı olarak, hayatın, hastalığın, ölümün, ayrılığın, ümit ve ümitsizliğin ardından yalnızlığa gömülüp bütün bu acıları yaşayan kahramanın kendisiyle, hayatla yüzleşmelerini anlatıyor. kahraman, derin bir yanılgı olarak yaşadığı hayatın bir yerinde, acılı bir sarsıntıyla geçmişine döner, tüm bu yaşananlarla ödeşir, acıların, yalnızlıkların ve yanlışlıkların envanterini çıkarır. hastalık, zorluk, çaresizlik, ayrılmalar, zorluklar, hayal kırıklıkları ve kaybetmeler üzerine eğilir. derin, ince bir sızıyı anlatır, genç kızlığın, babasızlığın, yalnızlığın ince sızısını. sevdiği insandan adım adım ayrılışını, kopuş anını, sonrasını yazar. oradan eksik, yanlış yaşanan hayata bakar. anlatıcının biriktirdiği acılar, anılar, sesler, zembereğinden boşalır, geriye doğru açılmaya başlar. her şeyi o ana, anlatım anına toplar, bu ışıltıdan kendine bir yol, iz arar. sanki tüm bir hayat ve ölüm anlatım anında gizlerini ortaya serer. bu apaçık bir aydınlanma anıdır. kendi ayaklarının üstünde durmayı başarabilen ve sağlam bir kişiliğe sahip anlatıcı ile hiçbir zaman kendi olamamış, hayata bir şekilde yenilmiş, kıyıya vurmuş kahramanlar, varla yok arası kişiliklerinden kurtulmak, yeni bir kimlikte, yeni bir sabaha uyanmak isterler. bu öykü, kaybedişlere, yitirişlere ağıttır ama açık bir şekilde umuda, geleceğe, güvene kapı aralar. öyküde, hayatı kapkara gösteren bir bezginlikten çok hayatın kıymetinin bilinmesi amaçlanır. çünkü onun anlatıcısı/kahramanı hayatın değersiz oluşunun değil, aksine bu güzellikleri kaçırmış olmanın acısını çeker. öyküde yenilginin değil, öfkenin ve başkaldırının yüceltimi vardır. amaç bu güzelim hayatı yaşanmaz kılan olumsuzlukları mahkûm etmek, insan deneyiminin altını çizmektir. mutsuzluk, mutluluğu öğreten çok iyi bir deneydir, umutsuzluğa düşmeden bir umuda sarılamazsınız. belki dibe vurmak gerekiyor. o duygusal bilgi kalıcı oluyor.