şükela:  tümü | bugün
  • olum di$indaki nedenlerle gercekle$tiginde, uzulmeyi bir kenara birakip "ulan harbiden dostum muydu acaba?" diye du$unmeye ba$lamaniz gereken hadise..
  • birkac kere basa geldikten sonra insanda dost secme yetisini kuvvetlendiren durum
  • kendinden bir parça kaybetmeye benzer.
  • insanın bende bir sorunmu var diye düşündürür insanın kendisine olan güvenini sarsar. insanlara duyduğumuz güven sarsıldığı için çevreye karşı daha seçici yapar. güvensizlik içinde diğer dostlardanda uzaklaştırabilir.
  • cok zordur; kolay kolay dahil etmezken kimseleri hayatına, duvarın öteki tarafına geçen, dost kelimesinin bile yanında hafif kaldığı, sadece kendi varlığıyla başlıbaşına bir kavram yaratmış kişiyi kaybetmek... daha zoru artık hayatında yer almayacagını kabullenmektir, sanki hiç olmamışcasına, hiçbirşey paylaşmamışcasına. yoktur artık, gitmiştir ya da belki de zorlanmıştır gitmeye. neden soruları asılı kalır havada, imkanı yoktur geçen zamanı geri almanın, anlamsız yaşanmışlıkları silip atmanın. yüzyüze gelip de gözler yere indirileceğine anlamsız boşluklara, eskiyle anımsanmalıdır artık sadece. son kez bakılır, üçe kadar sayılır, aynı anda dönülüp farklı yollara yürünmeye başlanır...
  • sonsuz bosluktur. tam anlamiyla abysstir. insan kendi kendini yiyip bitirir; gecen pek cok guzel gun, yasanan pek cok guzel ani, alay edercesine gecer akildan. yeni dogmus bir bebegin neler hissettigini anlar insan; caresizdir, kirilgandir. oncenden hep gelecege, yasanacak komikliklere birlikte baktigi o kadim kisi artik yaninda degildir cunku. sadece bir gecmis vardir ona dair; o da 3. sinif bir orospu gibi gulmektedir suratina, asagilarcasina.

    ask acisindan cok koyar. cunku dostluklar ebediyete kadar diye sartlandirmistir kendini insan; oyle alismis, oyle bilmistir. hayalleri yikilmistir insanin. hele bir de kendi yaptigi hatalardan oturu yitmisse dostluk, ve cekip gitmek zorunda kalmissa dost, cehennem izdirabi gercek olur.

    yitip giden dostu geri kazanmak ise her seyden guctur.
  • lanet birşey...
    son bir yılda ya benden yada o "dost"lardan kaynaklanan sebepler dolayısıyla bolca başıma gelen durum...
    sizden kaynaklanmıyorsa karşıdakine binlerce lanet edebileceginiz ve hatta ettiğiniz durum aynı zamanda. hayatınızı bok ettikleri için...onlar kendilerini bilirler
  • yüreği tahriş eden,damakta acı bir tad bırakan bir hadisedir bir dostluğun bitmesi..karmaşık ve hassas insan ilişkileri her ne kadar spontane gelişen bir hadise gibi görünse de arkadaşlık-dostluk denen kurum sevgi,dürüstlük,ve ilgi isteyen duygusal bir emek ürünüdür..elbet burada bahsedilen arkadaş konumu her naber dediğimiz insan değil bazı ortak frekanslarda buluşup ilişkinin altyapısını oluşturduğumuz,hissi paylaşımlarda bulunduğumuz,şakalar yapıp güledurduğumuz,yanında kendimizi iyi hissedip-hissettirdiğimiz,değer verdiğimiz ve en önemlisi güvendiğimiz kişilerdir..öyle ya onların yanında "bak sana bişi söylicem ama kimseye söyleme" gibi cümleler kurmak durumunda kalmayız..işte bu frekanslarda seyreden bir arkadaşlığın aniden sonlanması insanın boğazında yüzlerce ukte lokmasının dizilmesi gibidir..zira beraberce yapılan planlar,hesaplar,umutlar hepsi ipi kaçırılan bir uçan balon misali havaya yükselir ve kaybolur.oysa sevgililer gelir geçer..bahar gelince aşık olduğumuz biri aralık ayı geldiğinde artık gece sarhoşken aşka gelip mesaj attığımız eski bir sevgili olmuş olabilir lakin dostluk daha sağlam temeller üzerine kurulması gereken,darbeye,fırtınaya dayanıklı,istikrarlı bir ilişki olmalıdır çünkü bir çok kişi için hayatının anlamı çevresindeki dostlarıdır.beri yandan karşı cinsle kurulmuş dostluklar hassas dengeleri olan,duyarlılık isteyen zor ama en anlamlı ilişkilerdendir.olaylara,hadiselere,kavramlara sizden çok farklı şekilde bakabilen birinin yakınınızda olması faydalı ve önemlidir.bu model bir ilişkinin bitmesi daha derin bir tahriş yapar yüreklerde çünkü en fazla emek isteyen ilişkilerden biridir bu.bazen dostluklar nedensiz biter,ya da varsa bile kişilerden biri bu nedeni asla öğrenemez işte en kötüsü budur..
  • (bkz: tek tek)