şükela:  tümü | bugün
  • fyodor'lu versiyonuna methiyeler düzüldüğüne, anlam arayışlarına kulak vermeyin, dostoyevski dostoyevskidir, yalındır, çıplaktır ve tüm tanrılar gibi tek bir adı vardır. kurduğu dünya ve gerçekliği tektir, ona inanmak ve inanmak arasında değil, ona inanmak ya da reddetmek durumunda kalırsınız anlattığı gerçekliğe girince. tutkulu ve marjianaldir, her cümlesi tek tek evrenin son anına kadar yaşabilir. duvar örer, sıva yapmaz. ördüğü duvarda insanlar ve hayatlar vardır. renkler kokular gözünüzü boyayan tüm o vesaireler yoktur. okuduğunu anlamayan ya da buna doğal tepki olarak sırt çeviren her insan gibi dostoyevskiyi sevmemeniz olası. çünkü "o seni seviyor," "aslında herşey güzel olabilir" gibi umutlar dostoyevskinin gerçekliğinde (böyle sığ) varolmazlar ve bu senin hoşuna gitmiyor sevgili pena, pia, paris adın herneyse.
  • andre gide'nin yazdığı, dostoyevski üzerine yazılmış en kapsamlı olmasa da en 'samimi' inceleme. yirmili yaşlarımda sıkı bir dostoyevski okuyucusu iken sadece yazdığı kitapları değil, hakkında yazılmış her şeyi okuma telaşına kapılmıştım. ne bulmuşsam okuyordum hakkında. "henry troyat", "mektuplar", "makaleler."
    sonra bir gün şimdi adını hatırlamadığım bir sovyet yazarının (felsefeciydi galiba) dostoyevski üzerine yazdığı bir kitabı okudum... ve hiçbir şey anlamadım, tek kelimesini bile anlamadım!
    sanki, benim daha önce tutkuyla okuduğum, zavallı hayatımı yazdıklarıyla anlamlandırdığım yazardan değil, hakkında en küçük bir fikrimin olmadığı bir yabancıdan söz ediyordu. kendimi o kadar kötü hissetmiştim ki uzun süre bir okuyucu olarak (kendi değerim hakkında her fırsatta kuşkuya düşmek konusunda hayli istekli olduğum da göz önüne alınırsa) kendimi sorguladım. inceleme kitaplarından uzun süre uzak durdum. allah'tan andre gide çıktı da karşıma, bu duygudan kurtardı beni. dostoyevski seven herkese içtenlikle öneririm.
  • kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.
  • zengin;
    o ki bir asalak,öyle bir asalak ki toplumu emer,sömürür.

    fakir;
    çoğu kez ne uğruna öldüğünü bilemeden ölür.

    gerçek bir üstadın kaleminden.
  • hangi kitabını okusam kendime bir karakter seçtiğim, yaptığı psikolojik analizlerle beni büyüleyen, çoğu zaman da beni bana anlatan aşık olunası adam. bana kalırsa 19. yy ın en büyük dehası.
  • hayatım boyunca okuduğum yazarların en derine dokunanıdır dostoyevski. gerek ilmek ilmek işleyip oluşturduğu eşsiz karakterlerle gerek karakteri bizden biriymişçesine benimseyebilmemizi sağladığı derin ruh çözümlemeleriyle.
  • realizmin güçlü temsilcilerindendir. dine ve geleneklere bağlı kalmış, yapıtlarında ruh tahlillerine geniş bir biçimde yer vermiştir. kısa süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başlamıştır. ilk romanı "insancıklar" rusya'nın toplumsal romanı sayılır. yapıtlarında iki dünya savaşı arasında yaşayan kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyici bir söyleyişle dile getirmiştir. gözlerinin keskinliği, ayrıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla avrupa'da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen yazarlar üzerinde etkili olmuştur. bir ara sürgüne gönderilmiş, sürgünden sonra yeniden yazmaya başlamıştır; "karamazof kardeşler", "suç ve ceza" gibi en ünlü yapıtlarını kaleme almıştır.
  • yeraltından gün yüzüne çıkan duyguları, sayfalara yansıtan şahsiyet!
  • rus yazar.

    eserlerini okuyanlara (gazete haberi gibi değil ramiz dayının ibretlik hikayelerini hissedercesine okuyanlara) entellektüel açıdan kademe atlatan, hayata faklı bir yorum kabiliyetiyle baktıran düşünür.

    ted kolejliler, cemaatçiler veya masonlar gibi dostoyevski okuyanlar da; kendine has özellikleri olan ayrı bir topluluk.