şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: şu kanlı zalimin ettiği işler) türküsünde geçen nefis dizedir kendileri...ellerin taşı değil de, dostun gülüdür yaralayan, acı koyan...
  • doğrusu gülün zorunluluktan değil de gönüllü atıldığını zannettiğim için bu sözü yıllarca anlamamıştım. archaea'nın entrysinden sonra jeton düştü.
    ayrıca pir sultan abdal tarafından söylenmemiş olma ihtimali yüksektir, zira o söylediyse başkalarına aktarması pek mümkün değildir. ama sonuçta güzel bir sözdür.
  • pir sultan abdal’ın dost üzerine söylediği şiirde geçen cümle;

    pir sultan abdalım can göye almaz
    haktan emir olmasa rahmet yağmaz.
    şu ellerin taşı bana hiç değmez
    ille de dostun bir tek gülü yaralar beni
  • hikaye olunur ki :
    ...pir sultan dar ağacına doğru yürümeye başlar.hızır pasa emir verir,herkes pir sultan'ı taşlasın, taş atmayanın boynu ucurulmus bilsin. ugruna mucadele ettigi halk pir sultan'ı taşlamaya başlar.taslar pir sultan'a kadar gelmekte ama değmeden dusmektedir. pir'in müsahibi ali baba tas atmasa da can korkusundan pir'e gül atar. gül pir'e deger ve yaralar. al kanlar akar bedeninden. can dostunun bu hareketinden incinen pir'in dudaklarindan su nefes dökülür:

    şu kanlı zalimin ettiği işler,
    garip bülbül gibi zareler beni,
    yağmur gibi yağar başıma taşlar,
    ille dostun gülü yareler beni
    bir derdim var idi şimdi elli oldu,
    dar günümde dost,düşmanım belli oldu,
    ecel fermanı boynuma takıldı,
    ille dostun bir fiskesi yareler beni
    pir sultan abdal'ım can göğe ağmaz,
    hakk'tan emrolmayınca rahmet yağmaz,
    şu elin attığı taş bana değmez,
    ille dostun attığı gül pareler beni
  • dosttan gelenin yaralama potansiyelinin kat kat yuksek oldugunu anlatan soz.
    (bkz: anlasilmadigini anlamak)
  • musahiplik, ali baba'nın pir sultan'ın yanında durup kendini de taşlatmasını gerektirdiğinden yaralar gül. (bkz: musahip)
  • recep efendinin hoca efendi etiketi ile facebookta paylaştığı güzide türkü.

    (bkz: zamanlamaya dikkat)
  • dizenin kaynağı hakkında iki alıntı.

    ---------------pertev naili boratav ve abdülbaki gölpınarlı
    bu "asılan masuma herkes taş atarken dostunun gül atması" menkıbesi yalnız pir sultan'a ait değildir. mesela sarı abdullah efendi'nin "semerât-ül-fuâd" adlı kitabında mansur'un hâl tercümesinde şu satırları okuyoruz: "halk-ı âlem mansur'a remy-i hicare edip şibli dahi muvafakat için bir gül vurdu . mansur âh eyledi. "ey mansur! recmolunduğundan âh u nâle eylemedin, bir gülden âh eylemeğe bâ'is nedir?" dediler. "seng-endâz olanlar âmidir, hâlden bilmezler, mâ'zurlardır, amma hâlime vâkıf olanın bir gülü dâğ-ı sine oldu." deyü cevap verdi." (s. 180)
    ---------------pir sultan abdal, derin yayınları 2010, s. 41.

    bir de bugünün diliyle söyleyelim: "taş atanlar cahildir, hâlimi bilmezler, mazur sayarım ama hâlimi bilenin bir gülü bağrımı dağladı."

    ---------------sabahattin eyuboğlu
    bunları da pir sultan söylemiş olamaz. nasıl söylesin ki, darağacına giderken taşa tutulma ve taştan çok bir dostun attığı gülden yaralanma, pir sultan'dan çok önce başka inanç kurbanlarına da yakıştırılmış bir efsanedir. taşlanırken, asılırken dostlarının ikiyüzlü davranışlarından yakınmayı pir sultan ister istemez halka bırakmış ve halk da cellatların söylerneğe vakit bırakmadıklarını onun sazına, sözüne, ölçüsüne biçisine uygun olarak söylemiştir.
    ---------------pir sultan abdal, cem yayınevi 1993, s. 21.