şükela:  tümü | bugün
  • pink martini'nin hey eugene albümünden:

    the samovar is full of tea
    you stare unblinkingly at me
    while your car waits in the freezing rain

    i know your soul calls moscows home
    but your heart belongs to rome
    so for years i've followed you in vain

    but oh, will you ever know
    what you are
    dosvedanya mio bambino
    dosvedanya mio bambino
    there is a place where only you alone go
    there is a world that only you alone know

    along an endless balcony
    above the adriatic sea
    i tried to storm the kremlin of your heart

    in florence we were on the mend
    but that mazurka had to end
    we missed the naked trees of gorky park

    but oh, will you ever know
    what you've lost
    dosvedanya mio bambino
    dosvedanya mio bambino
    there is a place where only you alone go
    there is a world that only you alone know

    but oh, will you ever know
    what you have
    dosvedanya mio bambino
    dosvedanya mio bambino
    there is a place where only you alone go
    there is a world that only you alone know

    i heard you finally settled down
    in a warm italian town
    so i took the train to see you there

    your wife is sweet and you're well fed
    your daughter tucked away in bed
    still you looked at me with great despair

    i hear snow is falling on red square

    "valderi valdera
    valderi valdera
    valderi valdera
    my knapsack on my back"
  • hüzünlü kısmına gelene kadar çok keyifli, insana iyi hissettiren yerinde zıplatan parça. sonra bozuyor biraz türk filmi oluyor sanki.
  • china forbes ın bir partide tanıştığı, etnik açıdan italyan - rus bir erkek için yazdığı şarkı.
  • şarkı'da konu olarak pink martini solisti china forbes un new york ta bir partide tanıştığı italyan rus ile ilgili yaşadığı muhabbetler bulunmaktadır.

    aslında bu günümüzde biraz da hepimizin yaşadığı hissiyatlara yakındır. doğduğun yer değil doyduğun yer olgusu gibi. hepimiz bir yerlerde doğup büyüyoruz fakat farklı noktalara gelebiliyoruz. fakat geldiğimiz nokta ne olursa olsun dönüp düşünüyoruz; ya diğer şekilde olsaydı ne olurdu?