şükela:  tümü | bugün
  • kavga, yumruklaşma.
    (bkz: dovus klubu) organize edilmiş hali.
  • bööle kafasına kafasına vuruyosun bi aktivite
    uğruna flimler de yapılır bunun, karate filmi, dööş filmi diye geçer literatürde..
  • televizyonda kasli ve guclu iki adamin birbirine acimadan vurdugu bir dovus izliyorum. sekiz koseli bir kafesin icinde birbirlerine tekmeler ve yumruklar indiriyorlar.

    bu kasli ve guclu adamlari izledikce gobekli ve hantal benim elbette hicbir guzel kadini hak etmedigime bir kez daha ikna oluyorum.

    diger hayvanlar gibi bizler de dovusmeli ve en guzel disimizi ilk once en guclu erkegimiz yalamalidir.

    sonra en guzel disileri zaten en guclu erkeklerin yaladigini hatirlayip sakinlesiyorum.

    insanlar birlesince guclu kisi guclu de olsa tek basina galip gelememis ve boyun egmistir. galip gelen topluluk kurallarini belirlemis ve paranin iktidarinda karar kilmistir. boylece parasi en cok olani en cok hak eden ilan etmisiz. yani bu duzeni kuran da biziz. yani benim diger insanlardan hicbir farkim yok. benim hayal ettigimi onlar coktan gerceklestirmis.

    digerleri ile aramda bir fark varsa eger o da insanligin gerisinde kalmis olmamdir. sanirim gerizekalilik dedikleri sey bu geride kalmislikla iliskili bir durum. ve gerizekalilari dovmek erkeklikten sayilmadigi icin hicbir dovuse dahil dahi olamiyorum. oysaki dovusmek ve olene kadar pes etmemek, nihayetinde bu rusva varliktan kurtulmak pek mesut bir son olurdu.

    dovus, gitmem gerektigi yere kadar beni gecirebilirdi ama bir araya gelen guclu insanlar dovulmeyi de yasakladi. en cok parasi olana itaat ederek yasamak zorunda birakildim. boyle buyurdu dovusun galipleri. bu da boyle kahpe bir dovustu. en iyisi susmak ve yalamaya devam etmekti. onun icin simdi susmaliyim.
  • enteresan bir kronolojisi olan.

    1970'lerde cüneyt arkın ve diğerleri; savaş filmleri, kabadayı filmleri.
    1980'lerde bruce lee, rocky-rambo filmleri.
    1990'larda van damme ve benzerleri ile başlayan furya. dönemi biraz street fighter, haggar, rambo gibi atari oyunları da dolduruyor.
    2000'lerde filmlerde, oyunlarda değil bildiğin gerçek işgali, savaşı haber bültenlerinde, bombardımanı televizyonda sinema filmi izler gibi izliyorsun.
  • boksörlerin boks/dövüş sırasında birbirine sarılmaları* çok anlamlı ve öğretici. hele de hakemin ikisinin birden elini tutuşu.. bunlar sevişen çiftlere* dövüşme ve şiddet izni veriyorlar. bir de hayatla yaptığımız kavga var. kavgada yaşam bizi (özellikle de laf anlamaz olduğumuzda) habire dövüyor, inatçılık ısrarımız sonunda yorgun düşmemize neden oluyor. bu sefer yukarıdaki gibi, bizi döven boksöre sarılma gereksinimi* duymaya başlarız. o sırada bunun bir sevgi ve kabullenme olduğunu itirafta zorlansak da.

    "ingilizce öğretmeni bir arkadaş vardı kara kuşak sahibi, şakayla karışık 'kaç kişiyi dövdün şimdiye kadar,' demiştim; o da 'bir insan dövüşmeyi ne kadar iyi bilirse o kadar az dövüşür,' demişti. seninkisi o hesap işte." (bkz: çözümleme/@ibisile)

    (ilk giri tarihi: 12.7.2017)
  • lisedeyken 90 üzeri disiplin suçuyla mezun olduğumdan (okudum lisesinin ilk mezunuyum, liseye başladığımda 550 öğrenci vardı ve daha okulun ilk haftası tüm hocalar ismimi ezbere biliyordu), eskiden sık sık gerçekleştirdiğim aktivitelerin başında gelirdi..

hesabın var mı? giriş yap