şükela:  tümü | bugün
  • gerçekten çok iyi bir kara mizah filmi. filmin başında yer alan hidrojen bombası sahibi uçakların, havada huzurlu bir müzik eşliğinde süzüldüğü sahne bize bir nevi anlatır filmin olayını. pilotun saldırı emrini alınca yaptığı "duygulu" konuşma, kovboy şapkasını takması, balon milliyetçiliği, generallerden birinin war room'da sevgilisi tarafından aranması, sadece yağmur suyu içen sıyırmış generalin kafasındaki komplo teorisi, iki ülkenin başkanlarının telefon konuşması bize ülkelerin, milyonların kaderlerinin bazen ne gibi salakların kontrolünde olduğunu düşündürür, düşündürmelidir.
  • --- spoiler ---
    askerin coca cola otomatına özel mülkiyet sebebi ile ateş etmekten kaçınması fakat insanları öldürmeye veya alıkoymaya coca cola company kadar değer vermeyerek kapitalizmin ne derece vahşi olduğunu gözler önüne sermesi, filmin en güzel göndermelerinden birisi.

    --- spoiler ---
  • "mein fuhrer i can walk!"
  • filmin pasta savaşıyla bitmesi planlanan sahneleri çekilmiş, ancak sonra montajda filmden çıkartılmıştır. zira o sahnelerde bir yerde başkanın suratına pasta gelir, general buck 'dear god! our beloved president has been shot down!' gibisinden bi laf eder. filmin çıkması planlanan aralık 1963 tarihinden bir ay önce john fitzgerald kennedy suikaste kurban gittiğinden filmin lansmanı bir ay ileriye atılmış (ocak 1964), sondaki pasta savaşı sahneleri de çıkartılıp bunların yerine peter sellers tarafından önerilen vera lynn eşliğindeki sahneler konmuş.

    ayrıca dr strangelove'ın elindeki eldiven baştan planlanmış bişey değilmiş, peter sellers eldiveni kubrick'in sette sıcak lambaları taşırken kullandığını görüp strangelove'ın rahatsız karakterine ek olsun diye takmış.

    böyleykene böyle.
  • amazondan gelen dvd'sindeki special features'dan filmin kamera arkası notları:
    - set dekoratörünün yalancısıyım b52'leri usaf'tan hiç bir yardım almadan tasarlamışlar. durum bu olunca kokpit ve interior için başlangıç noktaları basit bir kitap kapağına basılı bir b52 kokpiti fotoğrafı imiş. ancak film setini medyaya açtıklarında usaf'tan temsilciler de gelmiş ve bembeyaz olmuşlar. çünkü her detay hemen hemen aynıymış. kubrick bunun üzerine dekoratörü arayıp, arayıp "ulan, uçağın iç tasarımı için değerlendirdiğimiz kaynaklar tamamen yasal mı? bir teknoloji casusluğu skandalı hiç hoş olmaz" demiş.

    - filmin montajı bitim aşamasında sidney lumet'in aynı temayı işleyen fail-safe'i çekmekte olduğunu öğrenen kubrick dava açarak kendi filmi gişeden çekilene kadar rakibin gösterimini durdurmuş.

    bu ikinci filmin fragmanına bakarak yapılacak bir karşılaştırma ile o günün teknolojisi ile strangelove'ın yönetmenlikten oyunculuğa senaryodan set tasarımına her sahnesinde ne denli dahiyane farklı olduğu daha iyi anlaşılabilirmiş.

    - başta peter sellers aslında kendi istemese de kubrick'in ısrarıyla b52komutanı bnb. t.j. 'king' kong'u da canlandıracakmış . teksas aksanıyla konuşmayı oldukça çalışmış. ancak çekimler sırasında yüksek bir platformdan düşerek bacağını kırınca kubrick slim pickens'ı bulmuş. gençliğinde gerçekten de bir teksas kovboyu olan ve hayatını westernlerde oynayarak kazanan pickens filmde kendisi gibi davranarak sinema tarihinin en canlı karakterlerinden birini yaratmış. bu film için ingiltere'ye uçmak zorunda kalan pickens ilk defa pasaport almak için başvuruda bulunmuş. pickens kovboy giysileriyle sette göründüğünde filmin ingiliz ekibi onun method* pratiği yaptığını sanmışlar. sonra anlaşılmış pickens, giyim tarzı dahil herşeyiyle gerçek bir texan hillbilly'dir. kubrick'in yönetmenlik tarzı ve mükemmeliyetçi detaycılığı pickens'i öyle bezdirmiş ki ünlü usta onunla "the shining" (1980)'deki dick hollaran karakteri ile birkez daha çalışmak istediğinde bunu reddetmiş.
    http://www.imdb.com/name/nm0001620/bio

    - b52'nin uçuş rotası için bir uçak kiralanarak grönland üzerinde günlerce süren çekimler yapılmış. bunlardan biri sırasında çekim ekibi tesadüf eseri bir amerikan gizli üssünü fotoğraflayınca inişe zorlanarak koğuşturulmuş.

    - savaş odası tamamen kubrick'in tasarımıymış. film siyah beyaz olmasına rağmen odanın en belirgin detayı olan devasa yuvarlak masanın dev bir poker oyunu hissi vermesi için yeşil çuhayla kaplanmasında ısrar eden de oymuş. ronald reagan bunun sadece kubrick'in dimağının bir eseri olduğunu, gerçekte bir war room olmadığını başkanlık seçimlerinden sonra beyaz sarayı gezerken "şu meşhur war roomu bir görelim" dediğinde öğrenmiş.

    - peter seller'ın filmdeki hemen bütün tiradları doğaçlamaymış. sellers başta, abd başkanını kriz boyunca burnunu silen ve astımı olan bir karakter olarak yorumlamış. ama kubrick bütün karmaşa içinde olan bitenin olası sonuçlarına ciddiyetle yaklaşan tek karakter olmasında ısrar edince bu sahneler yinelenmiş.

    - filmin öyküsü de kubrick'e aitmiş. filmi önce bir drama olarak çekmek isteyen kubrick birden en vurgulayıcı senaryonun bir satirik komedi olması gerektiğini hissetmiş. bunun üzerine terry southern'ı ingiltere'ye çağırmış ve senaryoyu birlikte yazmışlardır
  • imdb kullanıcıları tarafından "dünyanın en iyi komedi filmi" seçilen film. ikinciliği amélie alırken hababam sınıfı 18. sırada yer almıştır. özellikle amelie'yi seçen dünya sinema seyircisinin "komedi"yi algılayışına hayran kalmamak mümkün değil.
  • amerika basbakanı delirmis bi komutanın rusyaya hidrojen bombası tasıyan ucaklarla saldırıya gectigini ve ucaklarla hic bir sekilde iletisim kurulamadıgı icin saldırıyı durduramadıklarını anlatmaya calısıyor rus basbakanı dimitri kissoff'a ama adam "sarhos!". telefonda gelisen dialog söyle...
    -bombayla ilgili birşeyler yanlış giderse diye, biliyorsun konuşmuştuk.
    -bomba, dimitri.
    -hidrojen bombası .
    -şimdi bak ne oldu ...
    -üs komutanlarımızdan biri biraz ...
    -biraz aklını oynattı . bilirsin ...aklını oynatmak.
    -aklını oynattı ve aptalca bir şeyyaptı . ne yaptığını sana söyleyeyim.
    -uçaklarına senin ülkene ...saldırı emrini verdi.
    -bırak bitireyim, dimitri.
    -sen neler hissetiğimi sanıyorsun?
    -neler hissettiğimi hayal edebiliyor musun?
    -seni neden aradığımı zannediyorsun?sadece merhaba demek için mi?
    -tabi ki seninle konuşmak istiyorum.tabi ki merhaba demek isterim.
    -ama şimdi çok kötü bir şey olduğunu söylemek için arıyorum.
    -tabi ki dostça bir telefon.
    -eğer dostça olmasaydı ...herhalde seni aramazdım.
  • bu, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en sıkı kara mizah filminin orijinal dvd' sini sonunda d&r' da buldum. yıllarca hiçbir yerde bulamamıştım ve stanley kubrick collection içinde de yer almamaktaydı. görür görmez, çocuklar gibi sevindim ve önce kasaya, ardından da eve koştum bi çırpıda izleyebilmek için. çok özlemiştim, zira nereden baksan 2-3 yıl olmuştu izlemeyeli.

    filmi açar açmaz ne göreyim! filmin altyazısı, izlediğim çoğu sahte dvd' ye bile taş çıkartacak kadar kötü... herkes yerine herkez; komünist yerine kominist yazacak kadar boktan bi türkçe altyazısı vardı filmin. soru eki olan "mi" de bitişik yazılmış, ilgi eki olan "ki" de! ne bağlaç olan "de" ayrı yazılmış, ne de dahi anlamındaki "de"! "her şey" de bitişik yazılmış, "her bir" de! filmin keyfine varmak bi yana, sinirden kudurdum fim boyunca.

    ulan pezevenkler! bu altyazıları kim yazıyo, kim kontrol ediyo, kim onaylıyosa topunun... bi iş bu kadar mı baştan savma yapılır yahu? işi, dil olan adamların ne hakkı var bu kadar bariz hatalar yapmaya? siz herkesten daha iyi bileceksiniz yazım kurallarını oğlum! benim yaptığım hataları yapmayacaksınız ki, kazandığınız paranın hakkını verin. ben de yaparım lan senin yaptığın işi; hem de hata oranını asgariye indirirerek! zaten bu filmin, kubrick collection' a dahil olmamasından kıllanmalıydım! neymiş efendim; korsan film, hırsızlıkmış. lan daha anadilini doğru düzgün yazmaktan acizsin, beni nasıl ikna edeceksin orijinal dvd satın almaya? alıyoruz da n'oluyo, sahtesinden daha mı iyi sanki? on numara mal veya hizmet satıyo ya...

    ulan bu başlık altına olumsuz bi şey yazacağıma ellerim kırılsaydı.
  • uzun süredir sırf vakit ölsün kafa dağılsın diye izlediğim bir ton filmin arasından bir anda sıyrılıvermiş, kubrick'in niye "kubrick" olduğunu şüpheye yer vermeksizin ortaya koyan bir eser.

    öncelikle beni zevkten zıp zıp zıplatan sahnelerin, jack ripper'ın üssündeki çatışmaların çekimleri olduğunu söylemeliyim. tellerin arkasından, amatör kamera havasında yapılmış çekimler, insan bi garip hissediyor sanki cnn'de savaş izlermiş gibi*..

    ayrıca filmi 'bu sadece bu film, başka bir filmle ilgisi yok' düşüncesiyle izlememi engelleyen diğer bir etken ise james earl jones'un intercomda duyulan sesi idi. o her 'safety one.. unlocked' dediğinde arkadan 'huhhh.... hısss...' sesleri gelsin, 'i have you now!' desin diye bekledim.

    dr strangelove'ın sondaki konuşması zaten dillere destan olduğundan üstünde durmayacağım amma ve lakin baskan merkin muffley'in telefonda rusya başkanı dimitri ile konuşurken 'üzgünüm' ritüeli sırasında bile altta kalmamaya çalışması 'no dimitri, i can be as sorry as you can be' şeklinde çıkışması filan çok başarılı idi bence.

    bozuk para bulmak için coca cola makinasına ateş edildiği sahnedeki quote ise artık 'öeahh' dedirtmiştir bana:

    - if you don't shoot that coke machine and get me some coins, you know what will happen?
    - no?
    - you will be accused of intercepting a call to the president of the united states!
    - hmm ok.. but if you can't get the president on the phone, do you know who will interrogate you?
    - who?
    - the coca cola company...