şükela:  tümü | bugün
  • mehmet muhtar'in yönettiği, atif kaptan'in drakula olduğu, 1953 yapımı [umut ediyorum] vampir filmi... "türk korku sineması"nın eşsiz örneği, atıf kaptan da, tarihin gördüğü en "kalite" drakula oyunlarından -performans diye geçebilir- birini sunmakta...
  • drakula'nın binaların yüzeyinde yürüme sahnesi için, ilk defa tatbik edilen teknikler kullanılmış... bina yüzeyine benzer platformlar hazırlayıp bunları yere yatırarak atıf abi'yi üzerinde gezdirmek de bunlardan biri, çok zormuş, çok masrafmış dediler; "dracula filmleri" dünyasında ilkmiş dediler.
  • drakula rolündeki atıf kaptan bu filmdeki rolüyle sinema tarihine geçmiştir. şöyle ki; sinema tarihinde uzun köpek dişleri gözüken ilk drakula atıf kaptan'dır.
  • sahane dialogları olan bir film. oyleki, vampir beyimiz dans eden kadına "sen nefis bir mahlukatsın" diyebiliyor.
  • film boyunca vampir avcısı avukatın pardesusunde bir leke vardı. parasızlıktan pis kostum kullandılar diye düsünüyorum
  • jenerikte yazılar donerek geliyor pek hos yapmıslar o teknık ımkansızlıklar zamanında. bir de çok gariptir sarımsakları drakulanın gozune gozune sokmadıkca drakula ne kokusunu alıyor ne de rahatsız oluyor.
  • alman dansçı kızımızın sahne aldıgı mekandaki perdelere reklam almıslar "bilmemne dikis makinaları" diye : maddi imkansızlıkların ne boyutta oldugunu gosteren film.
  • dünya sinema tarihinde ilk defa bu filmde bir vampirin köpek dişleri dudaklarının arasından, agizini acmadigi halde görünmüştür ve kendinden sonra gelen hollywood yapimlarina bile öncülük etmiştir. bu açıdan önemlidir.
  • pazarlama olarak çuvallamasa bu gün türkiye'nin dünya korku sinemasında bir yerlere gelmesini sağlayacak filmiş.

    yazık olmuş.
  • kanımca o zaman* ki imkanlara göre aşmış bir film sayılabilir. hatta dönemin sinema tekniği ve anlayışı gereği aşırı uzun ve gereksiz sahneler, dşyaloglar olmasa günümüze göre bile mükemmel olabilirmiş ama tabii dönem farkı... kullanılan bir çok teknik "oha o zamanlar bunu nasıl yapmışlar yaa" dedirten filmdir.
    mesela tabutun kapaının ipler görünmeden uçarak kapanması, drakula nun dişlerinin uzaması gibi daha bir çok önemli ve imkansız gibi görünen sahne vardır filmde... drakulayı oynayan aktörün her yerinden karizma akmaktadır ayrıca bu filmde... mecburende olsa siyah beyaz olması zaten güzel olan setlere ayrı bir hava katmaktadır... filmin en büyük ve neredeyse tek eksisi sayılabilecek şey ise drakula nın öğlen saatlerinde etrafta dolaşabilmesi sayılabilir ki buda maddi ve lojistik destek yetersizliği dolayısıyla dışarıda ışık kullanılamadığı için gün ışığı gerektiği için olabilir. kısaca her sinema severin arşivinde buluınması gereken bir filmdir kendisi.