şükela:  tümü | bugün
  • apa'in 2012'de çıkacağını açıkladığı tanı kitabı. gibi bi şey işte.
  • faşizmi bir hastalık olarak içinde görmeyi umut ettiğim tanı ölçütleri kitabı.
  • trans kimlikleri hastalik olarak siniflandirmasini hic mumkun gormuyorum. bugun dsm iv'te yer alan bazi bariz ruh sagligiyla ilgili tanimlarin bile zar zor oraya girebildiklerini hatirlayacak olursak, bu tur neredeyse ahlaki nota niteliginde tanimlari orada gorecegimizi sanmiyorum.

    trans kimlikler dsm v'e girerse bu dsm v'teki diger bir cok bozuklugun da gecerliligini sorgulatmaya baslatir beni. daha fazlasi degil.
  • mayıs 2013'de çıkacağı açıklanmış olan yeni dsm. apa artık roma rakamları kullanmama kararı aldığı için adı "dsm-v" yerine "dsm-5" olarak geçecektir.
  • şöyle bir açık mektup/imza kampanyası içersinde, getireceği (ve getirmeyeceği) yeniliklerin genişçe bir eleştirisi bulunmakta olan tanı rehberi. başlıca eleştiriler;

    - tanı eşiklerinin aşağı çekilmesi, bunun doğal getirisi olarak artacak ilaç kullanımı ve sebep olacağı zahiri* salgınlar (özellikle anksiyete ve dikkat eksikliği gibi hali hazırda tanı enflasyonu görülen rahatsızlıklarda);

    - spesifik bir örnek olarak majör depresif bozukluk tanı kriterlerinden yas tutma istisnasının kaldırılması (doğal bir süreç olarak yas tutmanın bir depresyon semptomu sayılması yani);

    - yaşlılar, çocuklar ve gençlerde doğal süreçler olarak görülebilecek durumların yeni getirilecek bazı kategoriler dahilinde bozukluk, anomali olarak teşhis edilebilmesi;

    - henüz yeterince anlamlı biomarkerlar bulunamamışken (depresyon için serotonin ve şizofreni için dopamin teorilerinin gittikçe daha az kabul görmekte oldugu belirtiliyor) ve mental bozukluklar için kapsamlı ve geniş kabul gören biyolojik teoriler geliştirilememişken (bu açık mektubu yazanların iddiası, tartışılır), dsm-5'te her hastalığın temelinde biyolojik bir bozukluğun yer aldığına dair vurgular bulunması ve biyolojik bulgulara ağırlık verilmesi;

    - hastalıkların sosyal sebeplerinin arka plana atılması ve yeni tanımlarla toplumsal ve politik sapmaların dahi hastalık olarak görülmesine imkan verilmesi

    şeklinde. konuyla ilgilenenlerin tamamını ayrıntılı okuyup referansları bizzat gözden geçirmeleri tavsiye olunur bittabi. sayfanın sağ tarafından kampanyanın sponsorlarına da göz atılabilir.
  • ben bunda asperger sendromu, atipik otizm, bıdı bıdı gibi tanılar yerine topyekün bir otizm spektrum bozuklukları tanısı olmasını sevdim. gerisi hakkında çok bilgim yok.

    ha, ne isterdim; eksen 5 bozuklukları adı altında ergen diye bir şey olsun da kendimizi kurtaralım.
  • dsm-4'te danışmanların %57'si ilaç fırmasındayken, dsm-5'te çalışan uzman danışmanların %70'i ilaç firmalarındanmış.

    http://abcnews.go.com/…ory?id=15909673#.t1-7zhhokp0
  • dsm-6 da artık taşlar ve sopalarla ehe ehe diyerek gönderme gönderdiğim, selam durduğum ve sinyal çaktığım bir başyapıt.
  • çıkmasının arifesinde sağlam bir darbe yemiştir nimh'ten.

    http://www.newscientist.com/…h-bible-denounced.html

    nimh, semptomlarla değil biyolojik (genetik testler, beyin görüntülemesi vs.) tanı yapılması taraftarı. bu beklenti, bizim insan beynini, kalbi ciğeri vs anladığımız kadar anlayabildiğimiz, içini dışını bildiğimiz, bakınca nesinin bozuk olduğunu şıp diye anlayabilecek seviyeye nihayet erdiğimiz varsayımı dahlinde gayet mantıklı olmakla beraber, bu varsayım ne derece gerçeği yansıtıyor tartışma konusu tabii.

    sonradan gelen gaz editi: komik yani, adam "biz istemik kalp hastalığını, lenfoma'yı, aids'i objektif tanımlayabiliyoruz, ruh hastalıklarını neden tanımlayamıyoruz?" diyor, "ruh hastalıklarının şimdiki tanı sistemi, diğer hastalıkları acının derecesi, ateşin niteliği üzerinden tanımlamaya benziyor" buyuruyor. gören iki kan testi bi mri'la tanı koyulabiliyor da bunu yapmaya kimse yanaşmıyor zannedecek. dsm'in binbeşyüz başka kusuru var, derdim onu savunmak değil de, insan elindeki silahların da haddini bilmeli sanki.

    tabii nimh bir araştırma enstitüsü - semptomatik tanı yerine biyolojik tanı üzerinden yapılacak araştırmaları desteklemesi tabii ki biyolojik tanıların güç kazanmasını, yeterliliğini vs. artıracaktır, bu hayırlı bir şey. bizi bir an önce aids tanısı koyar gibi depresyon, sosyopati vs. tanısı koyma noktasına götürecekse ne ala. ben bundan çok şüpheliyim ve çok indirgemeci bir yaklaşım olduğu kanısındayım, mesele bu.