şükela:  tümü | bugün soru sor
  • batıkent'e açıldı bundan bir tane.
    evimin dibinde irish pub olacak olmasından feci korkmuştum başta. aha dedim genlerden gelen alkolizm şimdi gösterecekmiş kendini. evi köyü satıp guinness e yatıracaksın anroozha.

    sonra facebook'ta açılış fotoğraflarını gördüm. ulan irish pub da seksilimsi olmaya çalışmış kızlara corona mı dağıttırdınız cidden? hediye olarak shot mı verdiniz? hayır guinness verecek kadar gönlü bol insanlar değildiniz bari deseydiniz ki şu kadar indirimli, açılışa özel. daha datlı olmaz mıydı? hayır bi de o ablalar neden saçma sapan bir kılap açılışında hosteslik yapıyor gibi giydirilmiş, azıcık geleneksele sahip çıkın arkadaş ya. bunun üzerine sürekli yükledikleri saçma kokteyl fotoğrafları, qanqalrla şişe açtrdk kardşim yer güncellemeri derken baya soğumuştum sonra bir ziyarete gittim.

    öncelikle ortam şahane. dekorasyon mükemmel olmuş. fiyatlar deseniz birçok yere göre makul. yani ankara'da sokakta bir pint guinness içmeye kalksanız 20 lira civarı bir şey veriyorsunuz burada ya 14 ya 16'ydı tam hatırlayamıyorum şu an. neyse. sonra müzik sorunu var. koptik koptik bar müziği çalıyor bu adamlar sözlük. bu müzik ne diye sorduğumuzda saat ilerledikçe tempo da artıyor lounge-house falan çalıyoruz dediler bir de. hatta niye öyle diyorsunuz ki cenıfır lopez de çalıyoruz'u duydu bu kulaklar.

    sözlük şimdi kimse kimsenin kafasına silah dayamıyor 'irish' pub kur diye. eğer adına irish diyorsan az biraz insanların kültürlerine, tarihlerine saygı duy lan. mesela o kullandığın yonca, yani shamrock irlanda'nın simgelerinden biridir ve st patrick'ten gelmektedir. 3 yapraklı olmasının sebebi de baba-oğul-kutsal ruh üçlemesidir. 4 yaprak işi yanlış yani, yapma böyle.

    ikinci olarak da irish pub dediğin şeyin mevzusu müzik. irlanda kültürü dediğin şeyin en geniş öğesi de müzik. müziğin güzel olmadan irish pub olaman. hayır mevzu gines içmekse sende içeceğim paraya 2 tane içerim evimde daş gibi müziğimi de dinleyerek. ama müziği düzelt ki sana geleyim insan içine karışayım içimdeki minik irlandalıyı doyurayım.

    arkadaşlar kültüre aşina değillermiş, o zaman neden irish pub kurdun derler adama. yani ne zorun vardı da irish oldun. neyse.
    kısacası müzik işini düzeltmezse irish pub olmayı bırakması gereken mekan. zira insanların adını kullanıyorsan eğer, onlara ve kültürlerine saygı duymak zorundasın. ha diyorsan ki geleneksel satmaz, o zaman irish pub olmak zorunda değilsin ankara eli yüzü düzgün bara/puba da hasret. sana senelerdir gelen adam irish olduğundan gelmiyordur.
  • bugün bi takım sözlükçü ile armada civarındakine gidip bayıldık.
    canlı müzik, iyi müzik, buna rağmen sohbet edilebilen ses seviyesi.
  • bu hafta içinde arkadaşlarla gittik mekana. oldukça memnun kaldığımı söylemem gerekiyor. yeri gayet iyi, yemeklerinin tadı oldukça başarılı, kokteyllerin fiyatı da ortalamanın az üzeri olsa da kalitesi çok iyi. newcastle gibi ithal alkol var içinde diye özensizlik abidesi kokteyller yapmıyorlar. happy hourlarını da anlaşılan severek takip edeceğiz bundan sonra. günaydın nusret seviyesinin bir tık altında steaki 20 liraya yedik resmen. umarız happy hourları aynı şekilde sürdürürler. cheesecake de gayet iyi ve tazeydi. favori mekanlarımdan biri oldu diyebilirim ve gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

    tek bir eksisini bulabildim şu aşamada: canlı müzik. sanıyorum her gün yok ama olan günler mekandan kaçınacağız bu gidişle. zira gürültü yüzünden sohbet edemedik ve kaçmak zorunda kaldık. grubun çalmaya başlamasından sonraki 1 saat içinde mekandaki masaların kayda değer oranda mekanı terk etmiş olması haklılığımızı kanıtlar nitelikte. grubun performansı kötü değildi hatta gayet iyiydi diyebilirim. ama canlı müzik dinlenecek mekan ve dinlenmeyecek mekan ayrımının artık net bir şekilde yapılması gerekiyor. zira adam gibi yemeğini yiyip, sohbetini etmek isteyen insanları kaçırmaktan başka bir işe yaramıyor canlı müzik. çok isteyen hayal kahvesine vs gidebilir, dibinde sayılır zaten.
  • tunalı'da bi iki hafta öncesine kadar severek gittiğimiz bir yerdi, son iki hafta içinde nedense genel bi tavır değişikliğine gittiler, önce gayet de rezervasyonsuz boş yerlere oturtulmadık, sonra baileys isteyip buzsuz ve 1 (bir) parmak kadar bir "şey" aldık, nedense tuvalet önlerinde kapılardan zar zor geçirildik (cidden garsonlar dev manasız triplerde) çeşitli suratlarla uğraştık, noluyo anlamayıp 15 dakkada kalktık zaten. ıçerideki türk sayısını azaltma politikanız varsa bari buraya falan yazın girmeyelim biz de. sevdiğimiz bir mekandı, ruhuna fatiha.
  • antalya kaleiçinde bulunan irish pub.
    çalışanları inanılmaz derece misafirperver, yemekleri on numara beş yıldız. müzikler şahane, ortam şahane, her şeyiyle harika.
    ödediğiniz her kuruşa, hatta fazlasına değen mekan. gidin.

    not 1.1: sponsorum değiller, ama olabilirler.

    not 1.2: biralar bazen sıcak gelebiliyor. anlıyorum ağustos ayında antalya’dayız ama bu konuya dikkat, eğer okuyorsanız buraları.

    söyleyince değiştiriyorlar gerçi, bira sıcakmış gitmeyelim yea demeyin.
  • az önce ankara bestekâr sokakta, tarkan'ın seni gidi fındıkkıran şarkısı zannedersem rusça ya da bulgarca çalıyordu.

    tabii adı dub linn olan bir pub'dan beklenmeyecek bir şey olunca komik geldi önünden geçerken.
  • armada şubesindeki erkekler tuvaleti aynalarla kaplı olduğu için pisuvardayken seni takip eden 50 kişi var hissi uyandıran bar.

    bu 50 kişinin kendin olması olayı iyice paranoyaklaştırıyo…