şükela:  tümü | bugün
  • yabanci dizi ve filmlerin cevirisinde gorulen turkce. kulturumuzle hic ilgisi olmayan kaliplar bu basliga ornektir. konusmalari turkceye uyumlu bi sekilde cevirmek yerine birebir sozcuk cevirmesi yapilmasi sonunda olusan kavramdir. ben sahsen "dublaj turkcesi" kullanimini feyza hepcilingirler'den duydum .
    -kendine iyi bak.
    -kendine dikkat et.
    -bunu yapmak istedigimden emin oldugumu sanmadigimi dusunuyorum.
    -gorusuruz.
    -aman tanrim!
    -hey john, ne yatiyosun burada, ati alan uskudari gecti.... :)

    daha uzar gider bu. merak edenlerin feyza hepcilingirler'in "dedim:ahh!" ve "turkce:off" isimli kitaplarina bakmalarini oneririm.
  • nedense ozellikle amerikan ingilizcesinin ve deyimlerinin etkisinde kalarak asimile edilen turkce. show tv ve benzeri kanallarda karsimiza lanet olsun, canin ceheneme gibi karsimiza ciksa da, stv ve turevlerinde de, ya allah veya allahim bana kudret ver sekline donusebiliyor
  • -içecek bir şey alır mıydınız?
    -ben iyiyim teşekkür ederim.*
    -korkarım dublaj türkçesiyle konuşuyoruz jülide
    -haklısınız feyza yine de seni tekrar görmek güzeldi
  • bayım ve ahbap kelimeleri en cok kullanılan kelimelerdir dublajlarda...

    gunluk hayatta da kullanmak bayagı yadırganır:..

    - bayım şurdan iki kişi uzatır mısınız...
    veya
    - ahbap koca kıçını kaldırmazsan seni doğduğuna pişman ederim!!
  • beni dublaj film seyretmekten soğutan nedenlerden biridir ve zamir olan o'nun en sık kullanıldığı alandır...

    günlük hayatta kendisinden sadece "oha o da ne?" şeklinde faydalanılan "o" dublaj türkçesinde arkasından gelen bir kaç saniyelik duraklamalarla birlikte kullanılır:

    - john'dan haber aldın mı lucy?
    - mektubu geldi..
    - o.. o.. nasılmış?

    yani sayın dublajcılar, normal bir türkçe konuşan insan "o nasılmış" diye sormaz.. illa ki uzatılması gereken bir boşluk varsa "eee nasılmış" diye sorar... yani aklınızda bulunsun diye diyorum..
  • birinci gün: televizyon filminde polis, telsizle merkezi arar "kuşkuluyu yakaladık" der; birkaç saniyelik şaşkınlık sonrası kuşkulu'nun şüpheli olduğunu idrak ederiz.
    ertesi gün: yine bir televizyon filminde, federallerden biri diğerine "lokal polis birşey bulamamış mı?" sorusunu sorar, yine bir iki saniye içinde lokal polisin yerel polis olduğunu idrak ederiz.
    zaten olay yerindeki kuşkuluyu götürse götürse lokal polis götürür der; ve bu çevirilerin kime yaptırıldığını, en azından bu çevirileri yapan çevirmenlerin (çevirmenlerse) daha önce hiç mi amerikan filmi seyretmediğini, yerel polis lafını hiç mi duymadıklarını merak ederiz, kuşkulu ise merakın da ötesinde, bir dumur detayı olarak baki kalır.
  • orjinal filmlerde eşek yüküyle küfür olmasına rağmen dublajda en fazla "kahretsin" denir. bunun deneni; amerikada rahatlıkla 18 yaşından küçükler izlemesin denebilir, ama türkiye'de 18 yaşından küçüklerden de para kazanmak içindir. nihayetinde ticari bir kaygıdır.
  • (bkz: oh yo)