şükela:  tümü | bugün
  • dudaklarını yiyen* insan evlatlarının en önemli sorunlarından biri. dil yarası kadar acıtmasa da insanı yeri geldiğinde hayattan soğuma noktasına getirir. bir şey yemek için ağzı açınca acıtır, dudak ıslatma seansı yapmak zorunda bırakır. bir de iyileşmeye başladığı sırada üzerini örten ince zar tabakasını da yerseniz her şey başa sarar.

    ama güzeldir.
  • dudak yarası, kalp yarası gibi. en ufacık bir konuşma coşkusunda, su içerken, yemek yerken, öylesine dururken birdenbire yakıveriyor, acıtıyor.

    olmadık zamanda içini cız ettiren kalp yarası gibi. sızısı zor geçiyor, tam bitti sanıyorsun, birden kahkahayla gülerken yara cart diye tekrar açılıyor, bu açıdan bakınca tıpkı unuttum dediğin anda hatırlamak gibi.

    yediğin yemekten, içtiğin rakıdan keyiflenememe sebebin oluyor. gece yastığa başını koyduğunda sızlamasından uyku girmiyor gözüne.

    komik işte; "altı üstü bir dudak yarası, bana niye bu kadar eziyet etsin ki?" diyebilirsin.

    bu, yıllar sonra, canını çıkaran insanı gördüğünde "peh! onun için mi harap ettim kendimi?" demekle bir değil mi?
  • eğer bir kızda dudağın hemen üstünde duruyorsa ve de beyaz tenliyse ezbere bir davranış sergiliyorum hemen; istem dışı kıza yazılma.kadınlarda kırmızı gece elbisesi, kibariyeden daha iyi iletişime sahip olma ve bu dudak yarası (bkz: yirim)