şükela:  tümü | bugün
  • pratikte kimin kiminle, nerede ve ne zaman evleneceğini söylemekten başka amacı olmayan o parlak kağıtlar, düğün tanrılarının hep daha fazlasını istemesi sonucu ne yazık ki çığrından çıktı. bu saatten sonra tanrılara genellikle bir dişi bir de erkek kurban etme töreni olan düğünlerin önünü değil virüs, uzaylı istilasıyla eşzamanlı başlayan göktaşı yağmuru bile kesemez.

    az önce son model bir tane davetiye geldi; firavunun mezarı gibi mühürlenmiş ve mühür kurumadan bir tane de bembeyaz organik tüy eklenmişti. içindeki bilgilere ulaşmak için mührü kırmak ve tüyü çekmek gerekiyordu; nasıl bir laneti modern dünyaya getireceğimi bilemediğimden mührü kırmadan davetiyeyi çekmeceye kaldırdım. şimdi tedirginlikle iş arkadaşlarımdan birisinin kendisine gelen şeytanlığı açmasını, çölden gelen kumlarla etrafının çevrilmesini ve kuma karışarak yok olmasını bekliyorum.

    3. ramses görse "lan oğlum siz kendinize ne yaptınız?" diyecek o derece.
  • 25 yaş altında olan gelin damatların davetiyeleri çok rahat ayırt ediliyor. nerde abartılı evleniyoruz artık rahat sevişeceğiz temalı bi davetiye görsem hah diyorum gelin hanım kesin buzdolabına bile asar bunu.

    30 + olanlar daha sade. evlencez lan isterseniz bi uğrayın der gibi. daha samimi bence.
  • damat zengin mi? gelin çirkef mi? soruların cevabını arayan bir insan dedikodu yapmaya çalışmasın. alsın düğün davetiyesine baksın, bir davetiye ne kadar pahalı ise damat o kadar zengin, ne kadar gösterişliyse gelin o kadar çirkeftir. çeyrek asırdır binlerce davetiye gördüm, önceleri eski 1000 lira büyüklüğünde olan davetiyelerin önce boyutları değişti, sonra zarfı renklendi, tasarımları gelişti, tüllü dantelli versiyonları türedi. şimdilerde ise millet ne yapacağını şaşırdı. allahıma bin şükür bütün tanıdıklarım gariban insanlar da öyle çetrefilli davetiyeleri nadiren görüyorum.

    doksanlı yılların sonunda en ulaşılmaz davetiye çeşidi "padişah fermanı" şeklinde olanıydı. böyle silindirik (düzgün oku) bir kutu, içinde kenarları yanmış ceylan derisi rengi karton, mühürü bile vardı lan! şimdi ise moda "mutlu çiftin" fotoğrafının yer aldığı davetiyeler. tamam dayımın kızı olursun, halamın oğlu olursun, çocukluk arkadaşım olursun fotoğraflı düğün davetiyeni alır kitaplığıma koyarım da, ev sahibimin torununun fotoğrafını g.tüme mi sokayım -afedersin-.

    davetiye önemli arkadaş, evlenen tüm arkadaşlarıma aynı şeyi anlatıyorum, cenaze olur, hastalık olur -allah korusun- bir yerden duyarız, toplaşır geliriz, acını paylaşırız ama düğün olursa duysam da gelmem, çağırılmadığım yere niye gideyim, ayrıca ben sana 79 liralık altını takıyosam sen de bana 79 kuruşluk davetiye vereceksin it gibi.

    mail atan, facebook'tan etkinlik paylaşanlara "tamam bilader, eyvallah, ben de takımı eft olarak gönderirim düğün günü, düğüne gelmem" diyorum. şak! ertesi gün davetiye geliyor.

    gelecek tabi, eşşek gibi gelecek. en mutlu gecelerini en mutlu günleri diye lanse eden pisler...
  • yarın öbür gün, zıpır ben evleniyorum, bunu cümle aleme duyurmam gerek, aman yar bana bir eğlence medet dersiniz diye na buraya yazıyorum:

    düğün davetiyesi, bir nane yiyip evlenmeye karar veren çiftin, evlenecekleri gün saat ve yeri bildirip kibarca "o kadar davet ettik eşek değilsiniz ya bir takı takarsınız" dedikleri klasik anlamda bir kağıt parçasıdır. her zaman kağıt parçası olmak zorunda değildir. ilaç kutusu, film makarası, padişah fermanı, şişe içersinde mektup, ve hatta film şeklinde olup cd olarak gönderileni bile olabilir. en nihayetinde davettir, çağrıdır.

    düğün davetiyesi başlı başına bir sektördür. ancak ben size modelden, içine yazılan manilerden bahsetmeden önce, davetiye dağıtımının inceliklerinden bahsedeceğim.

    efenim evlenmeye karar verdik. nişan taktık bilmemne, nikah günü aldık. düğün yapacağımız mekanı seçtik. geriye bunu duyurmak kaldı. çokzel. nasıl yapacağız.

    efenim, davetiye seçimi işini, düğünden üç ay öncesi halletmek gereklidir. ideal olanı, gelin ve damat kardeşlerimizin birlikte gidip davetiye seçmesi, beğenmesi, bastırmasıdır. lakin ki öyle değildir. davetiyeyi seçme işi gelinin, davetiyeyi bastırma vs gibi amelelik işler de damadın göreviymiş gibi algılanır. siz öyle yapmayın. birlikte gidin seçin.

    davetiye seçilirken, birkaç matbaa gezilir. buradan örnekler, kataloglar alınır. sonra eve gelinir. maaile bunlara bakılır. kimini gelin beğenir görümce beğenmez. kimini kaynana beğenir baldız burun kıvırır. kimini gelin beğenir de annesi ben bunu eşime dostuma göndericem lan ayıp der. en nihayetinde bütçe ve zevke göre bir tanesi beğenilir. sonra matbaa ile konuşulur. prova baskı alınır. prova baskı eve getirilir, herkes görür, kimi burun kıvırır kimi beğenir vs. sonuçta prova baskı beğenilmişse bastırılır. davetiyeler genelde 100 ve katları şeklinde basılır. bazıları 50 ve katları şeklinde de çalışabiliyor. neyse, günü gelince de damat bey gider basılmış olan davetiyeleri alır getirir. yarısını kendi ailesine, yarısını da gelinin ailesine verir.

    matbaadan gelen davetiyeler, açık vaziyettedir. üç boyutlu filan, oynar başlıklı davetiyeler kurdeleli bilmemneli şeyler seçtiyseniz, bu parçaları siz evde birleştireceksiniz demektir. ki bu da tüm aile bireylerine düşer. pis bir iştir. küfrettirir. her bir davetiyeyi birleştirir, zarflara yerleştirirsiniz. sonrasında da davetli listesi denen nanenin hazırlanması kısmı gelir.

    bu kısım sancılıdır. "aa yaz kız, nuriser ablanın gelinini de yaz" "aa olur mu, onlar muazzezin eltisiyle küs. yazma" şeklinde geyiklerden içinize fenalık gelebilir. sonuç olarak iş arkadaşları, okul arkadaşları, annenin gün arkadaşları, akrabalar makrabalar derken upuzuuun bir liste çıkar. bunu da aileden yazısı en düzgün olanı zarfların üstüne yazmakla mükelleftir.

    davetiye üstüne simli mimli kalemlerle, teksir kalemleriyle, olmadı dolmakalemle yazmak adettendir. normal tükenmezle yazılırsa, tippexlenirse olmaz. bazen murtaza amcanın soyadını kimse hatırlamaz. sn. murtaza amca ve ailesi şeklinde davetiye üstü yazılmak zorunda kalınır. neyse ki facebook çıktı lan. insanlar nice iş arkadaşını sırf soyadını unuttu diye çağıramadı, yahut üstü yazısız davetiye verdi zamanında.

    her neyse, düğün davetiyeleri düğünden takribi bir ay önce dağıtılmalıdır ki insanlar takı parası toplayabilsin, kıyafet alabilsin, o ayki bütçesinde yahut programında düzenlemeye gidebilsin. zira yaz aylarında bir hafta sonunda üç düğüne birden davetli olabiliyor insan. oldu da.

    pek tabii ki, düğün ve nikah ayrı olacaksa, nikaha çağrılacaklara ayrı düğüne çağrılacaklara ayrı zamanda davetiye dağıtmak gerektir. düğün yemekli vs. olacaksa, lcv kısmı olmalı. yakın akrabalara davetiye postayla yollanmak yerine evlerine ziyaretle götürülmeli. falan da filan.

    ha bunları şuan ancak çok klasik şekilde evlenenler yapıyor. uzun iş bence. aç facebook'tan bi event, davet et arkadaşlarını bitti gitti. ama bunu annene anlatamazsın. o yüzden sike sike o davetiyeler bastırılacak.

    her neyse, onca zaman ve emekle hazırlanmış ve dağıtılmış davetiyeler, düğünden takribi bir hafta sonra çöpe atılmış olur. çok orjinal bir şeyse, saklanır. bazı teyzeler koleksiyonunu yapar.

    bir zipirinsan ile evleniyorum entarisinin daha sonuna geldik. yayında ve yapımda emeği geçen herkese mutluluklar diliyorum. esen kalın.
  • şimdilerde tasarım dünyasının cin fikirli neferleri yüzünden dostların arasına maddiyat engeli koyulmasına sebep oluyor bu kağıt parçaları. hatta sadece kağıt da değil lan bazen sunta, bazen plastik bile olabiliyorlar; o derece. lakin demem o değil. davetiye dağıtımı esnasında iyiden iyiye yerleşmeye başlayan ve bende mide bulantısına sebep olan bir alışkanlık hasıl oldu. çok samimiysen evlenen zibidilerle, sana davetiye vermiyorlar. niye? çünkü masrafmış amına koyim. biz de en yakınlarıyız ya anlayışla karşılıyacağız bu durumu. hassiktirin lan ordan ibnelere bak! resmen cepte olan müşteri profilini es geçip, pazar payını genişletmek için reklamlarını başka profilleri hedefleyerek yapan işletmelere benziyorlar bunlar. nasıl olsa çocuklar hastası ürünlerimizin biraz da büyüklere geçirelim derler ya kapitalizmin efendileri, işte öyle. ben nasıl olsa cepteyim değil mi ibneler sizi. daha az samimi olanlara verin siz o janjanlı davetiyeleri ki hasılat artsın. bak bak şu terbiyesizliğe bak ey sözlükçü! resmen oyuna geliyoruz lan! bana ne oğlum, madem gelip takıyorum altınımı ben de istiyorum o davetiyeden :( bi sikime yarayacağından değil ama keriz yerine koyuyorlar lan! :(

    ya az önce yine gül gibi tatil fırsatını dangalak arkadaşlarımın hayatlarını birleştirme kararı yüzünden ıskaladığım geldi de aklıma, o yüzden biraz asabiyim kusuruma bakmayın. hayır, hem tatil fırsatı kaçtı, hem kol gibi masraf falan nasıl sinirlenmeyeyim yahu?! hep bize giriyo amına koyim. şimdi işin yoksa bunca yıldır takılanları geri almak için düğün müğün işlerine gir, hayatın kaysın. of of çok dertlendim ben! istiyorum lan o sikik davetiyelerden bana ne :((
  • bir cesit haberlesme araci. bugun ise cok acayip bir versiyonunu gormus bulundum. efendim davetiyemiz genel olarak cok siradan, gelinin damadin isimleri, ailelerin isimleri falan bilindik seyler, gelinle damadin fotografini koymuslar o da normal sayilir ama davetiyenin asagi kenarina bi cetvel ilistirilmis. yani bi kart dusunun, bi kenari cetvel islevi goruyor ve de 26 cm uzunlugunda. cetvel ne alaka? napiyim ben davetiyede cetveli? hem 26 cm ne lan? damat bize bisey mi anlatmaya calisiyor acaba?
  • en az düğün pastası kadar verilen paraya yazık eden bir şeydir. zaten düğün hadisesinin %90'ı paraya yazık etmek için vardır ama neyse..
  • maksat gercekten de sevdiklerini dügününe cagirip onlarla icip dagitmaksa, özel insanlara verilecekse davetiyeler, herhangi bir katalogdan bir davetiye bastirip göndermek cok sacma. davetiyenin karakteri yok.

    ya güzel kartlara / kagitlara dolmakalem ile evlenecek cift kendi el yazisiyla bir seyler karalamali, ya da baskidan cikacaksa tegv gibi vakiflardan alinarak bir katkida bulunmali diye düsünüyorum.

    kösedeki dügün davetiyecisi sizden kazandigi paralarla sadece göbegini büyütecek ve ordan cikan davetiyeler de cok yüzeysel olacaktir.

    tegv örnekleri icin: http://www.tegv.org/nikah-urunleri#!prettyphoto[urunler]/0/

    ayni sekilde lösev ve tegv gibi vakiflardan nikah ürünleri de alabilirsiniz. cok güzel seyler var. burdan bu ürünleri alirken sunu da unutmayalim: nikah sekerinizi kimse bir ömür saklamayacak. belki anneniz. o da belki. kimsenin umrunda degil nikahiniz da, sekeri de. anlik bir eglence oldugunu unutmayin. siz önemsiyorsunuz diye cevreniz de dügününüzü önemsemek zorunda degil. normal olan bu. o yüzden ya hic almayin, ya da bir vakiftan alin ki, ürünler atilsa da bir ise yaramis olun.
  • birkaç dakika önce elime tutuşturulup, ardından "darısı başına ördekçiğim artık" ilavesi yapılan. o "artık" çok manidar oldu, ben de bu cümleyi çok sık duyar oldum.. hayır koca var da ben evlenmiyorum sanki* şaka şaka okuyom ben yaa..

    davetiyeye uzun uzun baktım, aşağıda su savaşı yapıp, sek sek oynadığım, ön dişleri olmayan hallerini bildiğim insanlar sapır sapır evleniyor. benden küçükler bile..

    genellikle beyaz olan davetiye türü.
  • nasıl karşılandığı önemli.
    rahmetli dedemin evinde, elektrik düğmeleriyle duvar arasına sıkıştırılırdı bunlar. beyaz karton üstüne bir çiçek resmi olurdu genelde. dedem davetiyeyi okuduktan sonra resmine bakar ve oraya sıkıştırırdı. zamanla yetmedi o kısımlar, duvara asılı çerçevelerin kenarlarına da sıkıştırmaya başladı.
    milenyum yaklaştıkça davetiyeler arasından sürprizler de çıktı. daha büyük kartonlar gelmeye başladı önce. kartonların rengi değişti. çiçek resimleri yerini manzara resimlerine bıraktı. hat yazıları da geldi bazen.

    dedem, gelen davetiyeyi diğerleri ile kıyaslar oldu. üstünde hat yazısı olan, en büyük ve en renkli olan salonun hemen girişindeki elektrik düğmesinin üstüne gelmeye hak kazanıyordu. ama işin en önemlisi, o davetiyelere süs gözüyle bakıyordu dedem. babannem de onun gibi düşünüyordu, bazen "şunu koy oraya, bak daha güzel" diye konuşmasını duyardım.

    bundan 10-15 sene kadar önce, birden davetiyelerin büyüdüğü, neredeyse kişilik sahibi olduğu, o kişiliğin de yeni gelin ile nargile kafe müdavimi abi arasında gidip geldiği bir dönem yaşadık. ferman şeklinde davetiyeler, "tez sünnet düğünü yapılaaa!! bu davetiyeyi alan kişiler filanca saatte düğün salonunda ola" şeklinde biten sünnet davetiyesi metinleri gördük. aynı günlerde müthiş bir mizah da başgösterdi, karikatür çizimleri, sinema bileti şeklinde davetiyeler (başroller kısmına gelin damat adının yazılması, düğün saatinin gösterim zamanı diye belirtilmesi... aman allahım kapa bu parantezi, kapa!) hasılı ilginçlikler moda oldu.

    ama ne oldu biliyor musunuz? hiçbir mizah her bakışta güldürmedi. duvara asacak değerde olmadı hiçbiri. bebenizin diş çıkardığını müjdeleyen magnetleriniz kısa zamanda çöpü boyladı da, banal bulduğunuz için yaptırmadığınız bademli nikah şekerleri daha bir iştahla yendi. dedem düğün davetiyelerini abartıyor muydu? evet. o günlerde bu yaptığını hep abartılı bulmuştum. fakat ülkenin en ünlü gsm şirketinde müdür olan arkadaşımın evine gittiğimde bana biblolarından, yani salondaki tek görevi tv sehpasının ona ayrılan köşesinde, hiçbir işe yaramadan duracak olan o minik fillerinden bahsederken 10 dakikalık bir hikaye anlattığında dedemi hayırla andım. odadaki eşyaların rengiyle nasıl uyumlu olması gerektiğini düşündüğünü, uyumlu renge karar verince objenin yastık desenlerine uyumlu olması gerektiğini anlattı. muhabbetin sonunda bi de baktım ki o mor fillere karar vermiş. mor filler bakınca iç açmıyordu, çok ciddiyim, dedemin komşusunun oğlunun düğün davetiyesindeki sarı papatyalar daha fazla iç açıyordu. o filleri elime alsam arkadaş şaşırırdı, o filler ellenmek, oynanmak için değildi. dedemin davetiyelerini okurdum en azından. "maaile" yazan davetiyeler benim için daha değerliydi.

    sonunda ne oldu? salonunu kurallara, renk uyumlarına ve modaya uygun döşeyen arkadaşımla seneler oldu görüşmüyorum. eksikliğini hissetmiyorum. dedem öldü. sanırım davetiyeler de ev boşaltılırken çöpe atıldı. ve ben şu an gerçekten boşa konuşuyorum.

    yine de, kıssadan hisse çıkarılırsa ve bir kişi bile tiyatro bileti görünümlü davetiye yaptırmaktan vazgeçerse mutlu olacağımı biliyorum.