şükela:  tümü | bugün
  • filmin başrol oyuncusu ahmet kural dün akşam canlı yayında film için aynen şunu dedi:

    -işler güçler'de kendi güldüğümüz şeyi yapıyorduk, bu ise herkesin anlayabileceği gibi.

    bu cümle zaten her şeyi açıklıyor. ahmet kural'ı da açık sözlülüğünden dolayı tebrik etmek lazım, inşallah bundan sonra da çizgisini bozmaz.
  • kıvırmaya hiç gerek yok, vizyondayken gayet de malum ortamlardan izlerim diye gitmediğim film. iyi ki de gitmemişim.

    dün arkadaş filmin dvd'sini getirmiş, biramı ve cipsimi alıp dvd karşısına geçtim. olmamış. yarısında çıktım zaten, kendi evimi terkettim.

    parkta yarım saat oturdum, yağmur başlayınca da eve döndüm.
  • ahmet kural'ın adeta bir öztürk serengil olduğu fimdir.
  • kendini kasmaktan gülmeyen arkadaşlara çıkışta plaket veriliyorumuş, özellikle gülmediğini üstüne basa basa belirtenlere iki plaket veriliyormuş hatta. recep ivedik'le karşılaştıranların önünde istanbul domalıyormuş direkt. arkadaş nasıl bir beklentiyle gidiyorsa filme adam satır satır üşenmeden upuzun eleştiri döşemiş, sanırsın bana david lynch pezevenk. recep ivedik nere bu nere aq, adamın osuruk şakalarıyla 15 günde bitirip piyasa sürdüğü filmiyle bu kadar emek çekilmiş bir filmi aynı kefeye koyuyor haspam. bir de siyasi analiz yapıyor üstüne.

    arkadaş komedi filmi işte, önünde işler güçler gibi bir örnek varken gidip izlenir, millet de izliyor, ne aptalını bıraktın ne salağını, bi kulağımızın arkasını sikmediğin kalmış afedersin.

    gidip eğlendiğim film. kasmadan, burun da havadan biraz indirilip izlenilirse gayet zevk alınabilir, hepsi bu. kodumun çakma entelleri...
  • yapimicisi icin basarili bir yatirim. eyvah eyvah, hükümet kadin gibi serilerin is yaptigi piyasada seyirci cekmesi, gise yapmasi normal. genel izleyici profiline hitap ediyor. basari icin gerekli bircok elementi barindiriyor. büyük sehir yerine anadolu’da geciyor (sive faktörü), yaz mevsiminde cekilmis (feel good), küfür var (küfür sells), sevilen basrol oyunculari var (malum ikili), kafa karistirmayacak seviyede sürprizli senaryo falan is görür kisacasi.

    amerika’da holywood’un gittigi yoldan gitmeyi tercih etmisler belli ki. ıyi film cekip az kitlenin begenisini kazanip ac kalmaktansa kitle filmi cekelim, mali götürelim demisler. 30 dakika daha eklenmis extended versiyonunu tekrar sinemada gösterme cakalligina gitmelerinden de belli oluyor zaten.
    ama murat cemcir ve ahmet kural ikilisinden beklentiler farkliydi. daha rafine filmler cekip “elit” kitleye oynarlar, bir behzat c sövalyeligine soyunup kuru ekmege minnet ederler diyorduk. cünkü birilerinin bunu yapmasi gerekiyor. mali götürenler her ne kadar pragmatistlerse de öncü olan ve bi seyleri degistirenler idealistlerdir cünkü. eger türk sinemasi hala, bugün en kötü dizide olan imkanlara bile sahip olmadan cekilmis kemal sunal filmlerinin ötesine gecemiyorsa bundan rahatsizlik duymalidir. ahmet kural ve murat cemcir ikilisi görülen o ki duymuyorlar. yoksa ellerinden gelenin en iyisi bu demektir ki o daha fena.

    son olarak, türk sinemasinin sundugu komedi filmi buysa, bize bundan sonra kimse “recep ivedik’e mi gülüyosunuz” demesin.

    filmden ögrendigim: letonya'li kadinlarda deveden düstüklerinde 12 saatten önce ayilamamalarina sebep olan genetik bir bozukluk vardir
  • fragmanında abdurrahman halayını gördüğümüz film..

    edit: lycanthrope uyardı.. sivas ağırlaması imiş.. yaşlılık işte.. yıllar geçtikçe karışıyor her şey..
  • gösterime girdiği ilk gün gittiğim filmdir.

    öncelikle naçizane sizlere tavsiyem; bu filmi gidip sinema salonunda izlemeniz yönünde olacaktır... filmdeki en büyük noksanlıktan az sonra bahsedeceğim ama gidenin pişman olmayacağı bir film çekmiş selçuk aydemir ve ekibi. . tahminim filmi beğenenlerin sayısı beğenmeyenlere göre oldukça fazla olacaktır ama beğenmeyenlerin de şu filme gittiler diye pişman olacaklarını sanmıyorum...

    düğün dernek bir komedi filmi ve yüklendiği misyonu yerine gayet de güzel getirip izleyicisini güldürmeyi başarmış. bu olgu bile bu filmi gidip, görme adına önemlidir diye düşünüyorum çünkü bu topraklarda sinema yapıp da işini doğru düzgün yapan sinemacı sayısı çok yok. işini doğru yapmış adamların çektiği bir filmi de sinema izleyicisinin gidip görmesi gerektiğini düşünüyorum..

    oyunculuk performanslarından bahsedeceksek ahmet kural yine döktürmüş diyebiliriz. hatta yer yer filmi tek başına alıp götürmüş. ahmet kural gerek oynadığı tiplemeyle gerekse de oyun kabiliyetiyle filmdeki diğer oyunculardan biraz daha öne çıkan bir performans sergilemiş diyebiliriz.

    murat cemcir i her zaman çok beğenirim ama bana sanki bu adam hep aynı oynuyor gibi geliyor... neyse onun billurları sağ olsun deyip geçiyorum...

    barış yıldız ve şinasi yurtsever de döktürmüşler.. ikisinin de oynadığı karakterlerle uyumu üst seviyede. burada barış yıldız için ayrı bir parantez açmak gerek diye düşünüyorum. göründüğü her sahnede üst düzey bir performans sergilemiş. ahmet kuraldan sonra en çok kimi beğendin diye soracak olursanız kuşkusuz barış yıldız derim.

    gelelim filmin bendeki en büyük noksanlığına. selçuk aydemir zekasına, kalemine ve en nihayetinde rejisine güvendiğim bir isim. bu kadar zeki bir adamın filmini nasıl böyle bir sesle çektiğini anlamam mümkün değil. gerçi ses, ne zaman türk sinemasında hakkıyla yerine getirdiğimiz bir olgu oldu bilmiyorum ama düğün dernek de bu sorun iyice su yüzüne çıkmış. filmdeki geçen konuşmaları anlamak için yer yer ayrı bir çaba sarf ettim dersem pek yalan söylemiş olmam.

    yani kısaca özetlemem gerekirse, ekşici piçler bu filme gönül rahatlığı ile gidebilirler.
  • film bittiğinde "işler güçler geri gelsin, ne olur diye" bağırasım geldi. yapmayın bunu, yapma bunu ahmet kural, zirvedesin. sen nasıl sevimli bir şeysin, nasıl güldürdün. mimiklerin.

    çalgı çengi ile karşılaştırılmasın bir de, şu karşılaştırma işini yapmayın ne olur, her ikisi de ayrı ayrı güzel.

    tıklım tıklım, salonlar. zor bulduk bileti. izleyin, izlettirin. he senaryo biraz zayıf kalmış sadece. ama daha iyi bir olay örgüsüne gerek duymadım izlerken.

    --- spoiler ---

    ahmet kural'ın kafasına tüp yedikten sonra minibüsteki hali, replikleri. favorim. "iki paket kısa winston blue" "kuruyemiş" "hareket mi ediyor bu?" tam da hatırlayamadım da. yarıldım.
    --- spoiler ---
  • madem teşekkür etmek istiyorsunuz sizi izleyen 7milyon insana, verirsiniz bu 30 dakikayı youtube'a, ya da verirsiniz dvd'sini örneğin 5 liraya, biz de teşekkürünüzü kabul ederiz.

    ama yok ''siz 7 milyon kerizsiniz, aslında iş yapacak 30dk daha vardı, onu bundan sonra seyredeceklere izlettireceğiz isterseniz aynı filme bir daha para verin'' derseniz yıllardır her platformda desteklediğimiz sevgili dostlarımız; sikerler o işi.

    not: bu arada bu iş büyük ihtimalle çakal yapımcı aymazlığıdır ve tahminim oyuncuların olayla müdahalesi yoktur.
  • sözlükteki hiçbir şeyi beğenmeyip, beğenenleri aşağılayan, burun kıvıran, "gerizekalısınız olm, sinemadan anlamıyorsunuz yeaa" diyen tayfaya ve her şeyi beğenen, "olm çok komik, mükemmel la" diyen tayfaya kulaklarımı tıkayıp, hiçbir beklentiye girmeden gittim, izledim efendim. baştan söyleyim filmlerde, gösterilerde çok gülen biri değilim. filmde gülme krizine girenlerin ağırlıkta olduğu bir salonda izlememe rağmen yine çok bir şey değişmedi. 2000'in üzerinde film izlemişimdir, o yüzden müsadenizle azcık sinemadan da anladığımı sanıyorum. bir kere "komedi filmiyim ben" diyen filmde senaryo her zaman geri plandadır benim için, eğlendiriyor mu diye bakarım önce. çünkü ilk amacı eğlendirmek, kafa boşaltmaktır. "senaryo kötü yeaa" diyorsanız yanlış filmdesinizdir bana göre. eğer senaryoyu, karakter analizini, görüntü yönetmenliğini ve yönetmenliği eleştireceksem, komedi filminde eleştirmem.
    filme gelince, film boyunca birkaç yerde cidden güldüm. filmin yarısına yakın kısmını da gülümseyerek izledim diyebilirim, diğer yarısı da çok rahatsız etmedi beni. yan karakterlerden bazılarının oyunculukları vasatın altındaydı, ana karakterler vasatın üstündeydi.
    sinemaya gideceksem önceliğim her zaman türk sineması olmuştur. bazı filmlere verdiğim paraya acıdığım olmuştur ama bu film onlardan biri olmadı. hele hele recep ivedik ile bu filmi kıyaslayanların nasıl bir ruh halinde olduğunu da merak etmiyor değilim.
    sonuç olarak gidin, izleyin, eğlenin ve unutun efendim. daha fazlasını da beklemeyin derim ben.

hesabın var mı? giriş yap