şükela:  tümü | bugün
  • rezil rüsva bir sektör. para olarak binlikler havada uçuşuyor ama ne bir kalite standartı var ne de iş bilen kişilerden oluşuyor. git halk eğitim kursuna işaretle fotoğrafçılık kursu ve grafik tasarım kursu kısımlarını, al bir 1500-2000'lik dslr git, photoshopu zaten grafikte öğretirler sene sonunda kurstan al belgeni hazırsın. seç bir isim, yaratıcı değilsen ad soyad photography yaparsın şanın da yürür. gelsin yolunacak kazların paraları.

    ne okuyorsun, ne eğitimini alıyorsun yıllarca? bunlar kazanıyor işte para.
  • özellikle instagram, facebook, twitter ve bilimum sosyal mecralarda para karşılığı yumurta hesap alarak takipçi sayısını artırıp imajınızı havalı gösterirken, ünlülerin alakasız fotoğrafları altında yorumlar arasında sayfanıza davet edecek kadar da tamahkar olmayı gerektiren sektör.

    başınız sıkışırsa kendinizi de savundurursunuz aynı hesaplara, hatta böyle olan o kadar fıtıgrıfır olur ki sektör etkilenmesin yolunacak kazlar uyanmasın diye gelip sizi savunur.

    ha baktınız hala mı eleştiriliyorsunuz, ekşi sözlükte hesap satın alıp destek oluyoruz kampanyası bile açtırırsınız. artık yiyen olursa...

    serbest çağrışım

    (bkz: esra özcan)
  • sallayınca çarpan sektör.
    yalnız şu duruma gelişte fotoğraf sektörünün daha doğrusu esnafının payı büyük.

    gidersin, dünyanın parasını ister. verirsin.

    fotoğraf çekerken bakmak istersin göstermez.
    fotoğrafları cd de ver dersin ya vermez ya ek para ister.

    zaten kendi çektiği albümleri gösterir çekime de çırağı yollar.

    ondan sonra millet de bu photography lere yönelir.

    evet. her dslr alan açtı bi sayfa. bizim millet de laykladı durdu.

    ben de fotoğrafçıyım. pro değilim ama yıllardır içindeyim. çevremde çok var bu tiplerden. kurs alana dua edin aga. alıyor otomatiğe basıyor gitsin.

    yalnız şu sanat ve zanaat durumlarına bir ayrım getirmek lazım. fotoğraf çekmek kimsenin tekelinde değil. kimse okulunda okumak zorunda değil. ne yapıcam 40 yaşında sınava mı gireceğim?

    kitabı bir tek edebiyatçılar mı yazsın?

    iyiysen yaparsın kötüysen zaten kötüsündür.

    misal bende iki makine, objektifler vs ler, 2 video kamera var. sadece yakınlarıma düğün doğum vs çekiyorum.

    kursuna da gittim ama bana bir şey katmadı. zaten kılavuzda bile anlatılıyor oradaki mevzular. işte net alan derinliği vs.
    onun yanına sadık hocanın kompozisyon kitabının %10unu koy. al sana kurs diye verdikleri.
    benim kütüphanemde en az 100 den fazla kaynak, kitap vs var. bir sağlam makine parası gömdüm. daha oldum demiyorum.

    bi arkadaşım var eczacı kalfası. kız gitti bi d3000 aldı. yapıştırdı face ismine ponçik photographyiyi. düğün fotoğrafçısı oldu. iş de yapıyor ha en az 15 20 iş aldı ilk yılında. çocuk fotoğrafları hariç.
    fotoğraflarda illa patlamış bir yer var. ya gökyüzü, ya arkadaki bi ışık, ya flaş yansımasından modelin alnı falan. lekeler yanlış yerleştirilmiş. ama fotografi işte. yersen.

    öte yandan arkadaşım var. kameramandı makineye geçti. herifte acayip bir göz var. bence en iyi genç fotoğrafçılardan. freelance çalışıyor. eğitim yok, mezuniyet lise. ama yanımda ısrarımızla, zorla national geographic türkiye dergisine bir foto attırdık. yarım saat sonra aradılar kapak yapıyoruz dediler. türkiye yi geç le monde, nyt, spiegel,çeşitli ajanslar çok fotoğrafını kullanıyor. her fotoğrafında duygu var adamın.
    ne yapacak? eğitimim yok diye geri mi çekilecek?

    daha öğretmen vs olup, belgesel fotoğrafta türkiye çapında tanınan insanlar var. gidin bakın dernekler . orada en sağlam fotoğrafçıların işi farklıdır. bu iyi fotoğrafçı olmalarına veya ileride bu işi yapmalarına engel değil

    zanaat başka bir şey. zaten genelde bu tarz işlerde alaylılar daha ön planda olur. mektep insana çok derinlik katar o ayrı. imkanım olsa fotoğrafçılık okumayı isterdim. mekteplilere laf etmiyorum. sadece bu iş yetenek işi. ne mezun arkadaşlarım oldu sıradan fotoğraf çeken.

    gelelim mevzuya.
    arkadaş kıçıkırık pantolon alırken bile deniyosun di mi? bilgisayar, tv hatta masa alırken bile araştırıyosun.
    lan tamam fotoğrafçıyı deneyemezsin de hiç mi bakmazsın sosyal hesaplarına. referansın onlar.

    bakarsın, konuşursun, eğer o fotoğrafları o insanın çektiğinden eminsen yaptırırsın.

    sen gidiyosun sağlamına. onun "3 dediğini ben 1e yaparım abi" diyene yaptırıyorsun.
    çıkan sonuç da bu olur.

    edit: bugün sözlüğü sallayan (!) esra özcan düğün fotoğrafçılığı rezaleti de bu durumdur.
    yaşananları bilmem. şu haklı bu haklı diyemem. ikisini tarafı da okudum sonuç çıkaramadım. muallakta kalmış.

    ama şunu söyleyebilirim. ablanın fotoprafları pek waaaooowww kalitesinde değil. hatta bazılarında ciddi kompozisyon hataları var. ha iyileri de var. hak yemeyelim. ama nadir.

    lakin şunu derim. instagram hesabındaki fotoğrafların geneliyle bu arkadaşlara çektiği fotoğraflar aynıdır.

    bi bakaydınız abicim ablacım işlerine ağlamadan önc . size verdiği fotoğraflardan çok farklı işler yapmamış ki. göstermiş de çektiklerini. sayfasındaki işlerden farklı değil ki!

    madem tarzını beğenmiyosun niye anlaşıyosun?
    madem anlaştın niye şarlıyosun?

    edit : imlağlar eklemeler
  • fotoğraf çekmeyi seven, kadraja neyi dahil edip etmeyeceğini hisseden, iletişimi doğru kuran, masada halledeceği fotoğraflara güvenmeyen biri için kolay iştir. aksi halde uzun süreli yapamayacağınız kesin. çalıştığınız kişiler sizinle rahat olmalı, varlığınız onları tedirgin etmemeli. bu da onlara örnek fotoğraf verip, bakın ve poz verin demekle olmaz. kısa sürede edineceğiniz ufak bilgilerle kimlerin fotoğrafını çekeceğinizi anlamalısınız. bunu sağladığınızda objektife gülümseyerek hareket çeken de olur, gelinliği umursamadan denize girip öpüşmeye başlayan da. fotoğraf doğal olduğu sürece güzeldir. bakarken kendinizi iyi hissettiğiniz her fotoğraf öyledir, içinde olun ya da olmayın.