şükela:  tümü | bugün
  • özgüveni eksiktir.
  • 600 gün boyunca her sabah kalkıp akşama kadar iş yerinde kafa patlatarak kazandığı parayı çarçur etmek istemiyor, yatırım yapmak daha erken emekli olmak, daha yüksek standartta yaşamak istiyordur.

    haa illa düğün olacaksa buyurun daha düşük standartta yaşayın, dışarıya şov yapmak için hayatınızdan kısın. zamanınızdan kısın.
  • kalabalık ve gürültü sevmeyendir. sevgilim de öyleydi ben de istemiyordum tam birbirimizi bulduk diyorduk.
  • bangır bangır müziği, abartılı makyajı, biz mutluyuz pozlarını, her yerden patlayan flaşları, kalabalığı, düğün konvoyunu istemeyen erkektir.
  • ben de bu gruptanım. hatta faşizanlık derecesinde düğüne karşıyım. ilişkinin en başında söylicem düğün istemediğimi ki ilerde "ama kız tarafı isterse mecburen bıdı bıdı" cümlesini kurmak zorunda kalmayayım.

    mahalle arasındaki düğüne de,çırağan sarayı'ndaki düğüne de katıldım. yerimden sadece tuvalete gitmek için kalktım. gram zevk almıyorum.

    maddiyat işin ayrı bir boyutu,fakat düğüne verilecek paranın daha bile fazlasını avrupa'da balayına vermeye razıyım. hatta planlarım arasında eğer evlenirsem unutulmayacak bir balayı.
  • gelinliği beğenmeyen, dedikodu yapan, mekanı beğenmeyen, suratı asık, hasedinden çatlayan, saçma sapan hayatında görmediği akrabalarla muhatap olmak istemeyen erkektir.

    eleştiriler hiçbir zaman bitmez. pasta kötüydü, yemekler berbattı açlıktan öldük diyenler, yaşam enerjisi çalan tipler ve sahte gülüşleri görmek istemez.

    ona harcayacağınız paraya gidip çok rahat avrupa turu, güney amerika turu ya da uzak doğu turu yapabilirsiniz. hem gözünüz gönlünüz açılır hem de kültür öğrenirsiniz. paranızı çarçur etmeyin.
  • en güzel duyguların insanıdır. akıllı, mantıklı, tasarruf nedir bilendir.
  • 'canım kocam' diyeceğim tam, ama üç yıldır da hala evli oluşumuzun lafı açıldığında "gerçekten içinde ukde kalmadı, değil mi lan.?" diye sorarım.
    sağ olsun, yirmisekiz yıldır (evlenene kadar) öyle yada böyle bir şekilde illa ki evlilik kelimesini duydukça bi gözünde imgeler falan canlanmıştır, bi damatlık giymek olsun, gelinlikle kabartılıp kırmızı kurdeleyle paket edilmiş gelinle dans etmek olsun, illa aklında bir şekilde olacağına inandığı sahneler falan yer almıştır. bir gün bir kadın geliyor, beş yıldır ayrılmalı-barışmalı böyle kusarken saçlarını tutmalı, pasta savaşı yapmalı, sevdiceğin dedesiyle tavla oynayıp, babasıyla mangal yapmalı bir ilişki ardından "evlenmeyelim mi.?" diye sorduğunda "sevgilim... çok özür dilerim ama, o beni kendin için birilerinden isteme, birbirimizi kendimiz için rezervasyon yaptırıyor olmanın heyecanını kurabiyesi kucağına dökülmesin diye tuttuğu peçetenin üstünden gülümseyen uzaktan bilmem ne teyze, annenin kuzeni, babanın amcaları, dedemin yeğenleri falan ile paylaşmak, ömür boyu aynı parmaklarımıza yüzük takmak, hurraaaa bir daha yıllarca görmeyeceğimiz ve yıllardır görmemiş olduğumuz sülalemizle halay çekmeyi atlayarak, gidip ikimiz tek başımıza nikah memuruna bu sözü verip imza atarak ve ailelerimizi arayıp "biz evlendik" deyip şuanki ilişkimize devam edeceğimiz şekilde yapmak senin içinde bir ukde bırakmayacaksa yapalım" cevabım, "yapalım lan.!" demesi ile beş yıllık ilişkimizi bir hafta içinde (hatta bir hafta sonunda gün almak için gittiğimizde aldığımız tarihe tam 24 saat yoktu bile) evliliğe dönüştürdük. hala tam emin olamam, acaba bir gelinin duvağını açıp onu öpmek yada imzasını atarken tüm akrabalarının karşında olmasını, yada yıllardır sevgili olduğu hatunu o tasarım farklı diye klişe değilmiş sayılan elbise içinde göremediği için içinde birşey kalmış mıdır diye. galiba hiç emin olamayacağım. ama kendisine teşekkürü borç bilirim. beni bir eşya gibi birilerine aitti de bir başkası ondan istedi, veren kurban eder yada feda eder gibi kınasını yakıp beyaz tüllerle paket yaptı, kardeş "hiç ellenmedi la, valla bak sen bile hatta yani ben çok eminim, ellediysen de bu kadar insanın içinde söylemezsin herhalde" diye belime kırmızı kurdele bağladı, alan düğün yapıp kutladı, herkes süslenip oynadı falan gibi şeylerin içinde olmak zorunda bırakmadığı için. bu devirde böyle fikrime saygılı bir bireye aşık olduğum için çok şanslıyım.
  • haklıdır. kadına anlattığında genel olarak tepki gördüğü için pek açık açık istemiyorum diyenine rastlanılmaz.